Elazığ Maden ilçesinde çıkarılan bakır cevherinin taşınma ve depolanma sürecine ilişkin iddialar, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. Doğan Bekin tarafından verilen yazılı soru önergesi, hem ihale süreçlerinin şeffaflığı hem de çevresel riskler açısından kapsamlı bir tartışma başlattı.
Önerge, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulurken, Murat Kurum’ndan yazılı yanıt talep edildi. Başvuruda, Anayasa’nın 98. maddesi ile Meclis İçtüzüğü’nün 96. maddesi dayanak gösterildi.
Bölgede faaliyet gösteren bakır madeni sahasının, 2022 yılından itibaren Cengiz Holding bünyesindeki Port Madencilik tarafından işletildiği belirtiliyor. Ancak son gelişmeler, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda çevresel ve hukuki boyutlarıyla da dikkat çekiyor.
İddialara göre, çıkarılan bakır cevherinin Samsun’a sevkiyatı için planlanan lojistik altyapı kapsamında, Gezin Tren İstasyonu çevresinde yeni bir yükleme rampası inşa ediliyor. Bu alanın ise koruma statüsüne sahip bir sit bölgesi içinde yer aldığı öne sürülüyor.
Projeye yönelik en ciddi eleştirilerden biri, planlanan faaliyetlerin Hazar Gölü ekosistemi üzerindeki olası etkileri. Uzmanlar, göl çevresinin hem sulak alan hem de önemli bir tarım havzası olması nedeniyle, ağır sanayi faaliyetlerinin dikkatle planlanması gerektiğine işaret ediyor.
Ayrıca, Gezin köyü sınırları içinde yürütülen çalışmalar sırasında sit alanında ağaç kesimi yapıldığına dair iddialar da kamuoyunda geniş yankı buldu. Bu durum, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunması açısından da soru işaretleri doğuruyor.
Önergede dikkat çeken bir diğer nokta ise lojistik planlamaya yönelik eleştiriler oldu. Maden ilçesinde hâlihazırda bir demiryolu hattı ve tren garı bulunmasına rağmen, cevherin yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Gezin bölgesine kamyonlarla taşınmasının planlandığı iddia ediliyor.
Bu durumun hem ekonomik hem de çevresel açıdan rasyonel olmadığı vurgulanırken, şu sorular öne çıkıyor:
Soru önergesinde ayrıca, taşımacılık sürecinin yakın yerleşim alanlarında yaşayan vatandaşlar üzerindeki etkileri de gündeme getirildi. Özellikle toz, gürültü ve ağır metal maruziyeti gibi risklerin, Sağlık Bakanlığı ile koordineli şekilde değerlendirilip değerlendirilmediği soruluyor.
Bununla birlikte, cevherin işleneceği tesisler için Çevresel Etki Değerlendirmesi süreçlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı ve bu raporların kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmadığı da yanıt bekleyen başlıklar arasında yer alıyor.
Yeniden Refah Genel Başkan Yardımcısı Milletvekili Doğan Bekin, önergesinde ihale sürecinin şeffaflığına dair iddiaları da gündeme taşıdı. İşletme hakkının piyasa değerinin altında bir bedelle belirli bir firmaya verildiği yönündeki iddiaların açıklığa kavuşturulması talep ediliyor.
Ayrıca, Gezin bölgesinde yapılması planlanan yeni yükleme rampası ve altyapı çalışmalarına ilişkin tüm izin, teknik rapor ve görüşlerin kamuoyuna açık şekilde paylaşılması gerektiği vurgulanıyor.
Elazığ Maden’de yürütülen faaliyetler, bir yandan bölgesel kalkınma ve istihdam açısından fırsat olarak görülürken, diğer yandan çevresel sürdürülebilirlik ve kamu yararı açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Uzmanlara göre, bu tür projelerde yalnızca ekonomik getiriler değil, uzun vadeli çevresel etkiler ve yerel halkın yaşam kalitesi de belirleyici olmalı. TBMM’ye taşınan bu önerge, söz konusu dengenin nasıl kurulacağına dair önemli bir sınav niteliği taşıyor.
Gözler şimdi, Bakanlık tarafından verilecek yanıtta ve sürecin nasıl şekilleneceğinde.