Adalet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Kemal Abdullahoğlu, Türkiye ekonomisinin mevcut durumuna ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Hükümetin uzun yıllardır uyguladığı ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştiren Abdullahoğlu, ülkede giderek derinleşen hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, üretim kaybı ve toplumsal huzursuzluğun artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini söyledi.
Abdullahoğlu açıklamasında, 24 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarının ekonomi alanında kalıcı bir iyileşme sağlayamadığını belirterek, “AKP iktidarı onca yıl ekonomiyi iyileştiremediği gibi halkın refah seviyesinin düşmesine adeta seyirci kalmıştır. Bu açıdan son 24 yıl, ‘kaybedilen yıllar’ olarak tarihe geçecektir” ifadelerini kullandı.
“YANLIŞ POLİTİKALAR GELİR ADALETSİZLİĞİNİ DERİNLEŞTİRDİ”
Türkiye’de uygulanan ekonomi politikalarının gerçekçi olmadığını savunan Abdullahoğlu, yanlış yönetim anlayışının toplumdaki gelir eşitsizliğini büyüttüğünü dile getirdi. “Uygulanan yanlış ve gerçekçi olmayan politikalar sonucu zengin daha zengin olurken, yoksul daha da yoksullaşmıştır” diyen Abdullahoğlu, ülkede ekonomik refahın toplumun çok küçük bir kesiminin elinde toplandığını ifade etti.
Türkiye’nin 86 milyonluk nüfusunun yalnızca küçük bir bölümünün Avrupa standartlarında yaşam sürdüğünü söyleyen Abdullahoğlu, büyük çoğunluğun ise temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ağır bir yaşam mücadelesi verdiğini belirtti.
“NÜFUSUN BÜYÜK KISMI 20 YIL ÖNCESİNİN BİLE GERİSİNE DÜŞTÜ”
Açıklamasında halkın yaşam standartlarındaki gerilemeye dikkat çeken Abdullahoğlu, milyonlarca vatandaşın bugün insanca yaşam koşullarından uzaklaştığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Nüfusun büyük bir bölümü, insanca bir yaşam adına 20 yıl öncesinin bile gerisine düşmüş bulunmaktadır. Artık müzminleşen ve yaygınlaşan hayat pahalılığı ile geçim sıkıntısı, geniş halk kesimlerinde dayanma gücü bırakmamıştır.”
“KREDİ KARTI BORÇLARI MİLYONLARI ÇARESİZ BIRAKTI”
Vatandaşların ekonomik darboğazdan çıkabilmek için kredi kartlarına yöneldiğini belirten Abdullahoğlu, borç yükünün toplumun büyük kesimlerini baskı altına aldığını söyledi.
“Kredi kartlarına takla attırarak ay sonunu getirmeye çalışan milyonlar tam bir borç batağında ve çaresiz durumdadır” diyen Abdullahoğlu, hükümetin toplumdaki gerçek ekonomik tabloyu görmek için çarşıya, pazara ve sokağa bakmasının yeterli olacağını ifade etti.
“TEHLİKE SADECE DAR GELİRLİLERLE SINIRLI DEĞİL”
Ekonomik sorunların artık yalnızca düşük gelirli vatandaşları değil, iş dünyasını da ciddi biçimde etkilediğini vurgulayan Abdullahoğlu, üretim ve ihracattaki düşüşün şirketleri zor durumda bıraktığını söyledi.
Artan maliyetler nedeniyle iflas dalgasının büyüdüğünü kaydeden Abdullahoğlu, “Sadece bu yılın ilk üç ayında 10 bin 591 şirket ve ticari işletme ile 34 bin esnaf kepenk indirmiş durumda. Mevcut tablo ekonomide alarm zillerinin çaldığını göstermektedir” dedi.
“İKTİDAR EKONOMİ POLİTİKASINI DERHAL DEĞİŞTİRMELİ”
Adalet Partisi olarak hükümeti uyarmayı milli bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade eden Abdullahoğlu, mevcut ekonomik yaklaşımın terk edilmesi gerektiğini söyledi.
Abdullahoğlu açıklamasında şu çağrıda bulundu:
“İktidarın tek gün kaybetmeden ekonomi politikasını değiştirerek dar gelirliyi önceleyen yeni bir stratejiyi derhal uygulamaya sokmasını öneriyor ve bekliyoruz.”
“GEÇİM SIKINTISI TOPLUMSAL RUH SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR”
Ekonomik sıkıntıların yalnızca maddi değil, psikolojik sonuçlar da doğurduğunu belirten Abdullahoğlu, toplumda giderek artan gerginlik ve umutsuzluk ortamına dikkat çekti.
Bir araştırmaya göre halkın yüzde 83’ünün sürekli hale gelen “asabi mizacı” üzerinden değerlendirme yapan Abdullahoğlu, uzun süredir devam eden geçim sorunlarının toplumsal ruh sağlığı açısından ciddi risk taşıdığını belirtti.
“Sonu gelmeyen geçim sıkıntıları toplumsal ruh sağlığı sorununa dönüşme potansiyeli taşımaktadır” diyen Abdullahoğlu, açıklamalarının hem kamuoyuna bir uyarı hem de tarihe düşülen önemli bir not olduğunu ifade etti.
Adalet Partisi Sözcüsü Kemal Abdullahoğlu, ekonomik sorunların çözümü için toplumun geniş kesimlerini önceleyen, üretimi destekleyen ve gelir adaletini esas alan yeni bir ekonomik yaklaşımın artık kaçınılmaz hale geldiğini sözlerine ekledi.