Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Fatma Elalmış makalesinde; ” Eğer gökyüzü özgürlük yağdırsaydı, kölelerin elinde şemsiye görürdünüz.” Bu cümle şuan okuduğum kitapta geçen bir cümle. Bu kısa ama çarpıcı ifade, insanın özgürlüğe karşı geliştirebildiği paradoksal tavrı anlatır. İlk bakışta özgürlük herkesin arzuladığı bir değer gibi görünür. Ancak tarih boyunca birçok toplumda ve bireyde, özgürlük fırsatı ortaya çıktığında ona sarılmak yerine ondan kaçınan davranışlar gözlemlenmiştir. Sözün metaforik gücü de tam olarak burada yatar.
Gökyüzünden yağan özgürlük, insanların hiçbir mücadele vermeden elde edebileceği bir imkânı temsil eder. Buna karşılık kölelerin ellerindeki şemsiyeler ise, özgürlüğü reddeden alışkanlıkları, korkuları ve koşullanmış düşünce biçimlerini simgeler. İnsan bazen zincirlerinden kurtulmayı istemez; çünkü zincirler ne kadar ağır olursa olsun, tanıdıktır. Bilinmeyen bir geleceğin sorumluluğu, bilinen bir esaretin güvenliğinden daha ürkütücü gelebilir.
Tarih, özgürlüğün yalnızca dış baskılarla engellenmediğini göstermektedir. Birçok otoriter düzen, insanların korkularından, alışkanlıklarından ve bağımlılıklarından güç almıştır. İnsanlar bazen kendi kararlarını vermenin getireceği sorumluluktan kaçınarak, başkalarının onlar adına düşünmesini ve karar vermesini tercih ederler. Böyle durumlarda özgürlük bir nimet değil, yük gibi algılanabilir.
Bu söz aynı zamanda eğitim, bilinç ve farkındalığın önemini vurgular. Bir insana özgürlük sunmak, onun özgürlüğü kullanabilecek zihinsel ve kültürel hazırlığa sahip olduğu anlamına gelmez. Özgürlük yalnızca bir hak değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Kendi hayatını yönlendirmek, seçimlerinin sonuçlarına katlanmak ve bağımsız düşünmek cesaret gerektirir.
Günümüzde de bu söz farklı biçimlerde anlam kazanmaktadır. İnsanlar kimi zaman sorgulamadan kabul ettikleri düşüncelere, geleneklere veya otoritelere bağlı kalmayı tercih ederler. Bunun nedeni çoğu zaman özgürlüğün getirdiği belirsizliktir. Oysa gelişim, değişim ve ilerleme ancak özgür düşünceyle mümkündür.
Sonuç olarak bu söz, insanların özgürlüğe her zaman doğal olarak yönelmediğini hatırlatır. Bazen özgürlüğün önündeki en büyük engel dışarıdaki zincirler değil, insanın zihnindeki görünmez korkular ve alışkanlıklardır. Özgürlük yağmur gibi yağsa bile, onu kabul etmeye hazır olmayanlar ellerindeki şemsiyeleri kapatmayacaktır.