İzmir’in Menemen ilçesinde eğitim veren Şehit Ahmet Özsoy Fen Lisesi hakkında Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yapılan kapsamlı bir başvuru, eğitim çevrelerinde ve veliler arasında geniş yankı uyandırdı. Okul yönetimi ile pansiyon yönetimine yönelik çok sayıda iddianın yer aldığı başvuruda, eğitim faaliyetlerinden mali işlemlere, öğretmenlerin çalışma koşullarından öğrencilerin psikolojik durumuna kadar birçok konuda resmi inceleme talep edildi.
Başvuruda yer alan iddialar arasında en dikkat çeken konulardan biri, okulda uygulandığı öne sürülen yoğun deneme sınavı programı oldu. İddialara göre öğrenciler haftada yaklaşık dört kez deneme sınavına tabi tutuluyor. Bu durumun okulun akademik işleyişini önemli ölçüde etkilediği, özellikle sözel ağırlıklı derslerin ikinci plana itildiği ve bazı derslerin fiilen işlevsiz hale geldiği öne sürüldü.
Başvuruda yer alan değerlendirmelerde, öğrencilerin sürekli test ve deneme sınavlarına yönlendirilmesinin eğitimde dengeyi bozduğu ifade edildi. Eğitim uzmanlarının uzun süredir dile getirdiği sınav merkezli eğitim sisteminin öğrenciler üzerinde akademik baskı oluşturduğu, sosyal ve kültürel gelişimlerini olumsuz etkileyebileceği yönündeki görüşlere de dikkat çekildi.
Bazı eğitimciler, öğrencilerin yalnızca sınav başarısına odaklanan bir sistem içerisinde tutulmasının pedagojik açıdan çeşitli riskler barındırdığını belirtirken, okulda uygulandığı iddia edilen yoğun sınav takviminin öğrencilerin motivasyonu ve psikolojik sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması gerektiğini savunuyor.
CİMER başvurusunda öne çıkan bir diğer başlık ise deneme sınavları kapsamında velilerden ücret talep edildiği yönündeki iddialar oldu. Başvuruda, söz konusu ödemelerin hangi hukuki dayanakla toplandığının açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilirken, elde edilen gelirlerin kullanım şeklinin ve mali süreçlerin mevzuata uygun yürütülüp yürütülmediğinin denetlenmesi talep edildi.
Velilerden alınan ücretlerin resmi kayıtlarının incelenmesi, gelir-gider tablolarının denetlenmesi ve sürecin şeffaf şekilde kamuoyuna açıklanması gerektiği yönündeki talepler de başvuru dosyasında yer aldı.
Başvuruda dikkat çeken bir diğer bölüm ise öğretmenlere yönelik olduğu ileri sürülen baskıcı uygulamalar oldu. Okul ve pansiyon yönetimi içerisinde görev yapan bazı yöneticilerin öğretmenler üzerinde mobbing niteliğinde davranışlarda bulunduğu, kurum içi çalışma ortamının bu nedenle olumsuz etkilendiği iddia edildi.
Bazı öğretmenlerin yaşanan süreçler nedeniyle ciddi rahatsızlık duyduğu ve çalışma barışının zarar gördüğü öne sürülürken, eğitim faaliyetlerinin sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi için kurum içerisindeki yönetim anlayışının detaylı şekilde incelenmesi gerektiği ifade edildi.
Eğitim sendikaları ve uzmanlar, kamu kurumlarında çalışma huzurunun korunmasının eğitim kalitesinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, bu tür iddiaların tarafsız şekilde araştırılmasının gerekliliğini vurguluyor.
Başvuruda yer alan iddialar arasında okul ve pansiyon yönetimindeki bazı görevlendirmelerin liyakat esasına göre değil, referans ve kişisel ilişkiler doğrultusunda gerçekleştirildiği yönündeki şikâyetler de bulunuyor.
Görevlendirme süreçlerinin mevzuata uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması istenirken, yönetim kadrolarına yapılan atamaların hangi kriterler doğrultusunda gerçekleştirildiğinin ortaya konulması talep edildi. Kamu kurumlarında liyakat ilkesinin korunmasının önemine dikkat çekilen başvuruda, objektif değerlendirme süreçlerinin işletilip işletilmediğinin belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
CİMER başvurusunun en çarpıcı bölümlerinden biri ise daha önce yapılan bazı şikâyetlerin sonuçsuz bırakıldığı veya üzerlerinin örtülmeye çalışıldığı yönündeki iddialar oldu.
Başvuruda, geçmiş dönemlerde yapılan bazı CİMER müracaatlarının yeterince değerlendirilmediği yönünde kurum içerisinde ve kamuoyunda çeşitli kanaatlerin oluştuğu belirtilirken, bu nedenle yeni başvurunun bağımsız ve tarafsız müfettişler tarafından ele alınmasının önem taşıdığı vurgulandı.
İddiaların kamu vicdanını doğrudan ilgilendirdiği belirtilen başvuruda, inceleme sürecinin şeffaf yürütülmesi ve elde edilecek sonuçların kamuoyuyla paylaşılması gerektiği ifade edildi.
Başvuruda ilgili makamlar tarafından aşağıdaki konularda kapsamlı inceleme yapılması istendi:
Kamuoyunda geniş yankı uyandıran başvurunun ardından gözler şimdi Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların atacağı adımlara çevrildi. Eğitim çevreleri, öğretmenler ve veliler sürecin nasıl ilerleyeceğini yakından takip ederken, iddiaların doğruluğunun yapılacak resmi incelemeler sonucunda netlik kazanması bekleniyor.
Öte yandan okul yönetimi ve ilgili kurumlar tarafından konuya ilişkin yapılacak olası açıklamaların da sürecin seyrini belirleyeceği değerlendiriliyor. İnceleme talebinin ardından başlatılabilecek soruşturma veya denetim süreçlerinin sonuçları, hem okulun geleceği hem de bölgedeki eğitim ortamı açısından önem taşıyor.
Not: Haberde yer alan hususlar CİMER başvurusunda ileri sürülen iddialardan oluşmakta olup, söz konusu iddialar hakkında yetkili kurumlar tarafından yapılacak inceleme ve değerlendirmelerin sonucu beklenmektedir.