Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;
İnsan, çoğu kez kusursuz olana ulaşmaya çalışır. Kusursuz bir yüz, kusursuz bir yaşam, kusursuz ilişkiler, kusursuz insanlar… Oysa yaşamın kendisi kusurludur. Belki de onu gerçek ve yaşanabilir kılan tam da budur. Çünkü mükemmellik çoğu zaman soğuk, uzak ve yapaydır; kusurlar ise insana ait olan sıcaklığı taşır.
Bir çatlaktan sızan ışık gibi, insanın eksikleri de onun iç dünyasını görünür kılar. Hiç hata yapmayan, hiç yanılmayan, hiç düşmeyen bir insan düşünülebilir mi? Böyle biri varsa bile, yaşamın içinden geçmemiştir. Çünkü insanı olgunlaştıran biraz da kırıldığı yerlerdir. Acılar, yanlışlar, eksikler… Hepsi insan ruhunun harcına karışır.
Toplum bize sürekli daha iyi, daha başarılı, daha kusursuz olmamız gerektiğini fısıldıyor. Sosyal medyada herkes en güzel anlarını sergiliyor. Kimse kırık tarafını göstermek istemiyor. Oysa gerçek yaşam filtreli değildir. Gerçek yaşam; yorgunlukları, düş kırıklıklarını, eksik kalmış tümceleri ve tamamlanmamış umutlarıyla vardır. İnsan ancak bunu kabul ettiğinde kendisiyle barışabilir.
Bir insanı gerçekten sevmek de biraz budur aslında. Onu sadece iyi yanlarıyla değil; öfkesiyle, korkularıyla, yanlışlarıyla, eksikleriyle de kabul edebilmek… Çünkü sevgi, kusursuzluk arayışı değil; kusurlarla birlikte yürüyebilme cesaretidir. Her insanın içinde sakladığı kırık bir öykü vardır. O öyküyü görmeden kimseyi tam anlamıyla tanımış olmayız.
Doğaya baktığımızda da aynı gerçeği görürüz. Eğri büyüyen bir ağaç, çatlamış bir kaya, yamru yumru bir dağ… Hiçbiri kusursuz değildir ama hepsi güzeldir. Çünkü doğa, kendini olduğu gibi kabul eder. İnsan ise çoğu kez kendi doğasına yabancılaşır; eksiklerini saklamaya çalışırken ruhunu da gizler.
Belki de yaşamın bilgeliği, kusurları yok etmeye çalışmakta değil; onların içindeki insanlığın sesini duyabilmektedir. Çünkü bazen bir yara, insanı daha merhametli yapar. Bir kayıp, daha derin düşünmeyi öğretir. Bir yanlış, gerçeğe giden yolu açar.
Kusurda güzelliği görebilmek, yaşamı tüm çıplaklığıyla kabul etmektir. Ne kendimizi ne de başkalarını ulaşılmaz ölçülerle yargılamadan… İnsan olmanın eksik ama içtenlikli yanını anlayabilmektir. Çünkü bu dünyada mükemmel olan hiçbir şey yoktur; ama bütün kusurlarına karşın güzel olan çok şey vardır.
Yaşamak güzeldir.