İklim krizinin dört başlığı Belek’te ele alındı: Yeşil dönüşüm, su, döngüsel ekonomi ve karbon yönetimi

İklim krizinin dört başlığı Belek’te ele alındı: Yeşil dönüşüm, su, döngüsel ekonomi ve karbon yönetimi
Yayınlama: 17.09.2026
A+
A-

Birleşmiş Milletler 31. İklim Değişikliği Konferansı (COP31) Antalya süreci kapsamında Antalya Belek Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen çalıştay ve panelde, iklim değişikliğinin çevresel etkilerinin yanı sıra ekonomik ve sosyal boyutları da ele alındı. Akademisyenler, üniversite yöneticileri ve idari personelin katıldığı programda yeşil dönüşüm, su verimliliği, döngüsel ekonomi ve karbon yönetimi başlıklarında değerlendirmeler yapıldı.

İklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir bir gelecek için atılması gereken adımlar, Antalya’nın Belek ilçesinde düzenlenen akademik çalıştay ve panel programında masaya yatırıldı.

Antalya Belek Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda, küresel iklim krizinin bölgesel yansımalarından doğal kaynakların korunmasına, yeşil dönüşüm politikalarından karbon emisyonlarının azaltılmasına kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulunuldu.

Programa akademisyenlerin yanı sıra üniversite yöneticileri ve idari personel katıldı. Etkinlikte, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir mesele olmadığı; ekonomik faaliyetleri, sosyal yaşamı, doğal kaynakları ve gelecek planlamasını doğrudan etkileyen çok boyutlu bir sorun olduğu vurgulandı.

Programın, COP31 Antalya süreci kapsamında bilimsel bilgi üretimini, akademik iş birliğini ve sürdürülebilirlik konusunda kurumsal farkındalığı artırmaya katkı sağlaması amaçlandı.

İklim krizine dört başlıkta yaklaşım

Panel oturumunun ana gündemini, sürdürülebilir bir gelecek açısından kritik önem taşıyan dört başlık oluşturdu.

Yeşil dönüşüm, su verimliliği, döngüsel ekonomi ve karbon yönetimi kapsamında gerçekleştirilen sunum ve değerlendirmelerde, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması için çevre politikalarının üretim, enerji, tarım, sanayi ve günlük yaşamla birlikte ele alınması gerektiği üzerinde duruldu.

Etkinlikte, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılabilmesi için yalnızca bireysel davranış değişikliklerinin değil, aynı zamanda kurumların ve üretim sistemlerinin dönüşümünün de gerekli olduğu mesajı öne çıktı.

Yeşil dönüşümde enerji ve üretim vurgusu

Panelin ilk gündem başlıklarından biri yeşil dönüşüm oldu.

Bu bölümde, Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum süreçleri, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması ve üretim faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkilerinin azaltılması konuları değerlendirildi.

Enerji verimliliğinin artırılmasının yanı sıra temiz enerji kaynaklarının daha fazla kullanılması, yeşil dönüşümün temel unsurları arasında ele alındı.

Sanayi üretiminden günlük yaşam alışkanlıklarına kadar farklı alanlarda doğa dostu uygulamaların yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekilirken, üretim süreçlerinde enerji ve kaynak kullanımının azaltılmasına yönelik yaklaşımlar üzerinde duruldu.

Yeşil dönüşümün yalnızca enerji sektörünü ilgilendiren bir konu olmadığı, ekonomik faaliyetlerin tamamında dönüşümü gerektiren kapsamlı bir süreç olduğu ifade edildi.

Akdeniz Havzası’nda su verimliliği gündemde

Programın öne çıkan bir diğer başlığı ise su verimliliği oldu.

Özellikle Akdeniz Havzası’nda giderek daha önemli bir gündem haline gelen kuraklık riski ve su kaynakları üzerindeki baskı ele alındı.

İklim değişikliğinin yağış rejimleri ve su kaynakları üzerindeki olası etkileri değerlendirilirken, mevcut su kaynaklarının korunması ve daha verimli kullanılabilmesi için stratejik su yönetiminin önemine dikkat çekildi.

Tarım ve sanayi gibi yüksek miktarda su tüketiminin gerçekleştiği alanlarda modern sulama, tasarruf ve verimlilik yöntemlerinin yaygınlaştırılması gerektiği belirtildi.

Su yönetiminin yalnızca mevcut kaynakların korunmasıyla sınırlı olmadığı, aynı zamanda gelecekte ortaya çıkabilecek su kıtlığı risklerinin önceden öngörülmesini ve buna uygun politikalar geliştirilmesini gerektirdiği değerlendirildi.

Döngüsel ekonomiyle kaynak tüketiminin azaltılması hedefleniyor

Çalıştayda ele alınan üçüncü konu döngüsel ekonomi oldu.

Üretim ve tüketim süreçlerinde doğal kaynakların daha uzun süre kullanılmasını sağlayacak modellerin ele alındığı oturumda, ham madde kullanımının azaltılması, ürünlerin kullanım ömrünün uzatılması, yeniden kullanım ve geri dönüşüm sistemlerinin geliştirilmesi üzerinde duruldu.

Döngüsel ekonomi yaklaşımının, klasik “üret-kullan-at” modelinin yerine kaynakların mümkün olduğunca ekonomik sistem içerisinde tutulmasını hedefleyen daha bütüncül bir yaklaşım sunduğu belirtildi.

Bu kapsamda atık miktarının azaltılması, ürünlerin yeniden kullanılması ve geri dönüşüm süreçlerinin geliştirilmesinin yanı sıra, daha az kaynak tüketen üretim modellerinin oluşturulmasının önemi vurgulandı.

Sıfır atık yaklaşımı üretim aşamasından başlamalı

Panelde sıfır atık yaklaşımının da yalnızca ortaya çıkan atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesi şeklinde değerlendirilmemesi gerektiği ifade edildi.

Kaynakların daha üretim aşamasından itibaren verimli kullanılmasının, ürünlerin yaşam döngüsünün uzatılmasının ve atık oluşumunun mümkün olduğunca kaynağında azaltılmasının sürdürülebilirlik açısından önemli olduğu belirtildi.

Bu yaklaşımın hem doğal kaynakların korunmasına hem de üretim süreçlerinin çevresel etkilerinin azaltılmasına katkı sağlayabileceği değerlendirildi.

Karbon yönetimi ve 2053 net sıfır hedefi

Programın dördüncü ana başlığını ise karbon yönetimi oluşturdu.

Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda kurumların kendi faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını belirlemesinin ve karbon ayak izlerini hesaplamasının önemine dikkat çekildi.

Kurumların enerji tüketimi, ulaşım, üretim ve diğer faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonlarını ortaya koyarak azaltım planları oluşturmasının iklim hedeflerine ulaşılması açısından önemli olduğu belirtildi.

Karbon yönetiminin yalnızca emisyonların ölçülmesinden ibaret olmadığı; enerji tüketiminin azaltılması, yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, üretim süreçlerinin dönüştürülmesi ve gerekli durumlarda emisyonların dengelenmesine yönelik uygulamaları da kapsadığı ifade edildi.

Bu kapsamda kurumların kendi faaliyetlerini ölçülebilir veriler üzerinden değerlendirmesi ve uzun vadeli emisyon azaltım hedefleri oluşturması gerektiği vurgulandı.

Akademisyenlerden bilimsel araştırma ve iş birliği vurgusu

Prof. Dr. Kerim Çetinkaya’nın oturum başkanlığını yaptığı panelde, Dr. Öğr. Üyesi Emre İdacıtürk, Dr. Öğr. Üyesi Ayla Avcı, Dr. Öğr. Üyesi Seda Turan ve Öğr. Gör. Eralp Kaya sunum gerçekleştirdi.

Sunumlarda iklim değişikliğinin etkilerinin anlaşılması ve azaltılması konusunda bilimsel araştırmaların rolü üzerinde duruldu.

Bilimsel çalışmalar sonucunda elde edilen verilerin karar alma mekanizmalarına aktarılmasının, iklim politikalarının daha sağlıklı biçimde oluşturulmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi.

Akademik araştırmaların yalnızca bilimsel yayınlarla sınırlı kalmaması, elde edilen bilgilerin kamu politikalarına ve uygulamalara aktarılması gerektiği mesajı da panelin öne çıkan değerlendirmeleri arasında yer aldı.

Akdeniz Havzası için bölgesel yaklaşım

İklim krizinin sınırları aşan niteliğine dikkat çekilen etkinlikte, özellikle Akdeniz Havzası’nın karşı karşıya olduğu kuraklık, su kaynakları üzerindeki baskı ve çevresel değişimler üzerinde duruldu.

Bölgesel iklim risklerinin yalnızca tek tek kentler veya ülkeler üzerinden değil, ortak ekosistemler ve sınır aşan çevresel etkiler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Bu çerçevede su kaynaklarının korunması, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, enerji dönüşümü ve doğal kaynakların verimli kullanılması gibi konuların birbirinden bağımsız ele alınamayacağı ifade edildi.

Üniversiteler, kamu ve özel sektör arasında iş birliği çağrısı

Panelde, iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca üniversitelerin ya da kamu kurumlarının sorumluluğunda olmadığına dikkat çekildi.

Üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör ve yerel yönetimler arasındaki iş birliklerinin güçlendirilmesinin, bilimsel bilgi ile uygulama arasındaki bağın kurulması açısından önemli olduğu vurgulandı.

Üniversitelerin sahip olduğu akademik bilgi ve araştırma kapasitesinin bölgesel sorunların çözümünde daha fazla kullanılması gerektiği değerlendirilirken, farklı disiplinlerin ortak çalışmalar yürütmesinin iklim politikalarının etkinliğini artırabileceği ifade edildi.

İlker Tuncay ve Prof. Dr. Abdullah Kuzu da programa katıldı

Etkinliğe Antalya Belek Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı İlker Tuncay ile Rektör Prof. Dr. Abdullah Kuzu da katıldı.

Programda, iklim krizinin yalnızca çevresel sonuçları bulunan bir sorun olmadığı; ekonomi, toplum, enerji, tarım, üretim ve doğal kaynak yönetimi gibi çok sayıda alanla doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.

Sürdürülebilirlik çalışmalarının kurumsal düzeyde yaygınlaştırılmasının ve bilimsel bilgiyle desteklenmesinin önemine dikkat çekildi.

COP31 Antalya sürecine akademik katkı

Belek’te gerçekleştirilen çalıştay ve panel, COP31 Antalya süreci kapsamında iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik alanındaki akademik farkındalığın artırılmasına yönelik etkinliklerden biri olarak öne çıktı.

Programda, küresel iklim politikalarının yerel ve bölgesel ihtiyaçlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiği mesajı verildi.

Özellikle Antalya ve Akdeniz Havzası’nın karşı karşıya olduğu su stresi, kuraklık ve çevresel değişimlerin bilimsel veriler ışığında ele alınmasının önemi üzerinde duruldu.

Üniversitelerin iklim değişikliği konusunda bilimsel üretim kapasitesinden daha fazla yararlanılması ve farklı disiplinler arasında ortak araştırmalar geliştirilmesi gerektiği de etkinliğin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Sürdürülebilirlik için ortak çalışma mesajı

Etkinlik sonunda öne çıkan genel değerlendirme ise iklim değişikliğiyle mücadelenin çok paydaşlı bir yaklaşım gerektirdiği yönünde oldu.

Yeşil dönüşüm, su kaynaklarının korunması, döngüsel ekonomi ve karbon yönetiminin birbirini tamamlayan başlıklar olduğu belirtilirken, sürdürülebilir bir gelecek için üretim ve tüketim modellerinin yeniden değerlendirilmesinin gerekliliğine dikkat çekildi.

Belek’teki çalıştay ve panelin, iklim değişikliği konusunda akademik çevreler ile farklı kurumlar arasındaki iletişimin güçlendirilmesine ve sürdürülebilirlik alanında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedeflendi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo