Gri Gri Boşanıyoruz!

Gri Gri Boşanıyoruz!
Yayınlama: 02.09.2026
A+
A-

NEBİ YURTSEVER’DEN “GRİ BOŞANMA” UYARISI: “30 YILLIK YUVALAR NEDEN DAĞILIYOR?”

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Sosyal İşler Başkanı Nebi Yurtsever, Türkiye’de son yıllarda hızla artan 50 yaş ve üzeri boşanmalara dikkat çekerek, “Mesele yalnızca boşanma sayılarının artması değildir. İnsanların yıllarca sürdürdükleri evliliklerini neden ileri yaşlarda sona erdirdiğini ve boşanma sonrasında nasıl bir hayatla karşı karşıya kaldığını da konuşmak zorundayız” dedi.

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Sosyal İşler Başkanı Nebi Yurtsever, Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan “Sosyal Gündem Analiz Raporu (31 Ağustos – 7 Eylül 2026)” kapsamında Türkiye’de giderek artan “gri boşanma” olgusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de evlenme oranlarının azalırken boşanma oranlarının arttığını belirten Yurtsever, özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerin boşanmalarında yaşanan hızlı yükselişin artık ciddi bir sosyal mesele olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Yurtsever, 2001 yılında 17 bin 112 olan 50 yaş ve üzerindeki boşanma sayısının 2025 yılında 61 bin 252’ye yükseldiğine dikkat çekerek, “Yaklaşık 25 yılda 3,6 katlık bir artış söz konusu. Bu tablo bize gri boşanmanın geçici veya münferit bir gelişme olmadığını açıkça gösteriyor” ifadelerini kullandı.

“HER YEDİ BOŞANMADAN BİRİ 50 YAŞ ÜZERİNDE”

Nebi Yurtsever, raporda “Her Yedi Boşanmadan Biri 50 Yaş Üzerinde” başlığıyla ele alınan verilerin, Türkiye’de aile yapısının geçirdiği dönüşümü anlamak açısından önemli olduğunu belirtti.

50 yaş ve üzerindeki boşanmaların yalnızca eşler açısından değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Yurtsever, söz konusu sürecin çocuklar, torunlar, bakım ilişkileri, barınma düzeni ve sosyal destek mekanizmaları üzerinde de önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Yurtsever, “İleri yaşta gerçekleşen bir boşanma, genç yaşta yaşanan bir boşanmadan farklı sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü 50 veya 60 yaşındaki bir insanın yeniden çalışma hayatına dönmesi, yeni bir gelir oluşturması, yeni bir sosyal çevre kurması veya yeniden birikim yapması çok daha zor olabiliyor” dedi.

“30-40 YILLIK EVLİLİKLER DE SONA ERİYOR”

Uzun yıllar devam eden evliliklerin ileri yaşlarda sona ermesinin üzerinde özellikle durulması gerektiğini vurgulayan Yurtsever, şunları kaydetti:

“Bugün 20, 30 hatta 40 yıl aynı hayatı paylaşmış insanların evliliklerinin sona erdiğini görüyoruz. Elbette her boşanmanın kendine özgü nedenleri vardır. Ancak bu tabloyu yalnızca bireysel tercihler üzerinden açıklamak doğru değildir. Aileyi içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve kültürel şartlardan bağımsız değerlendiremeyiz.”

Türkiye’de hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, borçluluk, gelir yetersizliği ve emeklilik döneminde yaşanan ekonomik kayıpların aile içerisindeki sorunları daha da ağırlaştırabildiğine dikkat çeken Yurtsever, ekonomik politikaların aile huzuruyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

“EKONOMİK SIKINTI AİLE HUZURUNU DA ETKİLİYOR”

Yurtsever, aile politikaları ile ekonomi politikalarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, “Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir. Ekonominin merkezinde insan vardır. Bir vatandaşın geçim sıkıntısı yaşaması, borçlarını ödeyememesi, emekli olduğunda insanca yaşayabileceği bir gelire sahip olamaması doğrudan aile hayatını da etkiler” ifadelerini kullandı.

Ekonomik sıkıntıların aile içerisinde var olan sorunları derinleştirebildiğini ifade eden Yurtsever, aileyi korumak isteyen bir sosyal politika anlayışının öncelikle vatandaşın ekonomik güvenliğini sağlaması gerektiğini dile getirdi.

“ÇOCUKLARIN EVİ TERK ETMESİYLE ERTELENEN SORUNLAR ORTAYA ÇIKIYOR”

Gri boşanmanın nedenleri arasında çocukların evden ayrılmasının da önemli bir yer tuttuğunu belirten Yurtsever, uzun yıllar boyunca çocukların yetiştirilmesi ve aile düzeninin korunması amacıyla bazı sorunların ertelenebildiğini söyledi.

Çocukların eğitim, iş veya evlilik nedeniyle evden ayrılmasının ardından eşlerin yeniden baş başa kaldığını belirten Yurtsever, bu dönemde yıllardır ertelenen sorunların daha görünür hale gelebildiğini ifade etti.

Yurtsever, “Çocuklar büyüyüp evden ayrıldığında eşler yeniden birbirleriyle baş başa kalıyor. Eğer yıllar içerisinde iletişim kopmuşsa, ortak bir yaşam alanı oluşturulamamışsa veya sorunlar sürekli ertelenmişse bu dönem evlilik açısından ciddi bir kırılma noktası olabiliyor” dedi.

EMEKLİLİK DE ÖNEMLİ BİR KIRILMA NOKTASI

Emekliliğin aile hayatında önemli bir değişim dönemi olduğuna dikkat çeken Yurtsever, çalışma hayatının sona ermesiyle birlikte eşlerin günlük yaşamlarının büyük ölçüde değiştiğini söyledi.

Çalışırken günün önemli bölümünü iş yerinde geçiren bireylerin emeklilik sonrasında daha fazla zamanı birlikte geçirmek zorunda kaldığını belirten Yurtsever, bu değişimin bazı ailelerde daha önce görünmeyen sorunları ortaya çıkarabildiğini ifade etti.

“Emeklilik yalnızca maaşın değiştiği bir dönem değildir. İnsanların günlük hayatı, sosyal çevresi, ev içerisindeki görevleri ve eşleriyle ilişkileri de değişiyor. Bu nedenle emekliliğe hazırlık programlarında aile ve psikolojik uyum da mutlaka yer almalıdır” diye konuştu.

“GRİ BOŞANMANIN EN AĞIR FATURASINI KADINLAR ÖDEYEBİLİYOR”

Yurtsever, ileri yaşta gerçekleşen boşanmaların ekonomik sonuçları konusunda özellikle kadınların karşı karşıya kaldığı risklere dikkat çekti.

Uzun yıllar çalışma hayatının dışında kalan, düzenli sosyal güvenlik hakkı bulunmayan veya düşük emekli aylığıyla yaşamını sürdürmek zorunda olan kadınların boşanma sonrasında ekonomik açıdan çok daha kırılgan hale gelebildiğini belirten Yurtsever, “Bir evin iki ayrı haneye dönüşmesi, zaten yetersiz olan gelirin daha da bölünmesi anlamına geliyor. Kira, sağlık, ısınma ve temel ihtiyaç giderleri tek gelirle karşılanmak zorunda kalıyor” dedi.

Kadınların boşanma sonrasında yoksulluk riskinin azaltılması için sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“BOŞANMA SADECE İKİ KİŞİYİ İLGİLENDİRMİYOR”

Gri boşanmaların yetişkin çocuklar üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Yurtsever, toplumda yaygın olan “Çocuklar zaten büyüdü, boşanmadan etkilenmezler” yaklaşımının doğru olmadığını söyledi.

Yurtsever, “Anne ve babanın boşanması yetişkin çocukların hayatında da önemli değişiklikler meydana getirebiliyor. Aile evinin satılması, bayramların ve özel günlerin yeniden düzenlenmesi, torunların büyükanne ve büyükbabalarıyla ilişkilerinin değişmesi gibi birçok sonuç ortaya çıkıyor” dedi.

Özellikle boşanma sonrasında yalnız kalan anne veya babanın bakım ve ekonomik ihtiyaçlarının yetişkin çocukların üzerine kalabildiğini belirten Yurtsever, bunun da yeni bir sosyal ve ekonomik yük oluşturduğunu ifade etti.

“YALNIZLIK DA EN AZ EKONOMİK KAYIP KADAR ÖNEMLİ”

Nebi Yurtsever, gri boşanmanın ekonomik sonuçlarının yanı sıra psikolojik ve sosyal sonuçlarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

Uzun yıllar aynı evde yaşayan bireylerin boşanma sonrasında yalnız kalabildiğini, ortak arkadaş çevresinin ve sosyal ilişkilerin değişebildiğini ifade eden Yurtsever, ileri yaşlarda yeni bir sosyal çevre oluşturmanın daha zor olabileceğini söyledi.

“Bir insan sadece evini veya eşini kaybetmiyor. Bazen günlük hayatını, arkadaş çevresini, alışkanlıklarını ve gelecek planlarını da kaybediyor. Bu nedenle boşanma sonrasında psikolojik destek ve sosyal dayanışma mekanizmaları mutlaka güçlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.

“AİLE DANIŞMANLIĞI SADECE GENÇ ÇİFTLERE YÖNELİK OLMAMALI”

Yurtsever, aile danışmanlığı hizmetlerinin kapsamının genişletilmesi gerektiğini belirterek, özellikle 50 yaş ve üzerindeki çiftlere yönelik özel programların hazırlanması gerektiğini söyledi.

Aile danışmanlığı hizmetlerinin yalnızca yeni evlenen çiftlere veya çocuk sahibi ailelere yönelik olmaması gerektiğini belirten Yurtsever, şu önerileri sıraladı:

  • 50 yaş ve üzerindeki çiftlere yönelik aile danışmanlığı programları oluşturulmalı.
  • Çocukların evden ayrıldığı döneme yönelik psikolojik ve sosyal destek sağlanmalı.
  • Emeklilik öncesinde aile ve psikolojik uyum eğitimleri verilmeli.
  • Boşanma sürecinde ve sonrasında ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmetleri yaygınlaştırılmalı.
  • Yalnız yaşayan ileri yaştaki bireylere yönelik sosyal destek programları artırılmalı.
  • Düşük gelirli ve yalnız yaşayan yaşlı vatandaşlara sosyal konut ve kira desteği sağlanmalı.
  • Evde bakım ve sosyal hizmet imkanları güçlendirilmeli.
  • Boşanma sonrası kadınların ekonomik güvenliğini artıracak mekanizmalar geliştirilmelidir.

“AİLEYİ KORUMAK SADECE ‘BOŞANMAYIN’ DEMEK DEĞİLDİR”

Nebi Yurtsever, aileyi korumanın yalnızca boşanma oranlarını düşürmeye yönelik politikalarla mümkün olmayacağını belirterek, ailelerin ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmesi gerektiğini söyledi.

“Aileyi korumak, sadece ‘boşanmayın’ demek değildir. Aileyi korumak; şiddeti önlemek, iletişimi güçlendirmek, ekonomik sıkıntıları azaltmak, bakım yükünü paylaşmak ve sorunlar büyümeden ailelerin yanında olmaktır” diyen Yurtsever, aile politikalarının bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiğini ifade etti.

“TÜRKİYE’NİN YAŞLANAN NÜFUSU DİKKATE ALINMALI”

Türkiye’nin demografik yapısının hızla değiştiğini belirten Yurtsever, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte gri boşanma, yalnızlık, bakım ihtiyacı, barınma ve sosyal güvenlik gibi sorunların daha fazla gündeme geleceğini söyledi.

Bu nedenle bugünden gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayan Yurtsever, “Bugün ortaya çıkan tabloyu görmezden gelirsek yarın çok daha büyük sosyal sorunlarla karşılaşabiliriz. Yaşlanan nüfusumuzun ihtiyaçlarına göre sosyal politikalarımızı şimdiden hazırlamak zorundayız” dedi.

“GÜÇLÜ AİLE, GÜÇLÜ TOPLUM DEMEKTİR”

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, aile kurumunun toplumun temel taşı olduğunu belirterek, aile politikalarının ekonomik ve sosyal politikalarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yurtsever, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bizim için mesele sadece kaç kişinin boşandığı değildir. Asıl mesele, insanların neden yıllarca sürdürdükleri evliliklerini ileri yaşlarda sona erdirdiğidir. Ekonomik sıkıntılar, yalnızlık, bakım yükü, barınma problemi ve sosyal güvencesizlik ailelerin karşı karşıya kaldığı sorunları büyütüyorsa, çözüm politikalarımız da bu sorunların tamamını kapsamalıdır.

Güçlü aile, güçlü toplum demektir. Aileyi güçlendirmek istiyorsak insanımızın geçim sıkıntısını azaltmak, emeklilerimizin insanca yaşamasını sağlamak, kadınlarımızın ekonomik güvenliğini güçlendirmek ve yaşlılarımızı yalnızlığa terk etmemek zorundayız. Aileyi koruyan sosyal politikalar, aynı zamanda insanımızın onurunu ve geleceğini koruyan politikalardır.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo