Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeynep Özügenç makalesinde; Bir millet düşünün; bağımsızlığı için savaşmış, büyük bedeller ödemiş ama zaferden sonra elini kin ve intikam için değil, barış için uzatmış olsun.
İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ne bıraktığı en büyük miraslardan biri budur.
“Yurtta sulh, cihanda sulh.”
Bu anlayış, güçsüzlüğün değil; özgüvenin, aklın ve devlet ciddiyetinin ifadesidir.
Atatürk, savaşın ne kadar ağır bir bedel olduğunu bilen bir liderdi. Bu nedenle barışı yalnızca bir temenni olarak değil, devlet politikasının temel taşlarından biri olarak gördü.
1 Eylül Dünya Barış Günü bize bir kez
1 EYLÜL: DÜNYA BARIŞ GÜNÜ
Savaşın kazananı olur mu?
Belki haritalar değişir, sınırlar değişir, siyasi dengeler değişir… Ama savaşın sonunda geride kalan acı, kayıp ve gözyaşı değişmez.
İşte bu nedenle 1 Eylül Dünya Barış Günü, insanlığın kendisiyle yüzleşmesi gereken önemli bir gündür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü, bugün hâlâ dünyanın ihtiyacı olan en güçlü mesajlardan biridir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, bağımsızlıktan taviz vermeden barışın mümkün olduğunu göstermiştir.
Bizlere düşen; vatanımızın bağımsızlığını ve güvenliğini korurken, başka milletlerin de barış ve huzur içinde yaşama hakkına saygı göstermektir.
Çünkü barış yalnızca devletlerin değil, bütün insanlığın sorumluluğudur.
1 Eylül Dünya Barış Günü’nde dileğimiz bir kez daha aynı:
Silahlar sussun, çocukların sesi yükselsin.
Kin değil, kardeşlik büyüsün.
Yurtta sulh, cihanda sulh olsun.