Geçmiş dönem PM Üyesi Güler Buğday makalesinde;
Her şeyden önce Gazetecilik sorumluluk ister.
Hiç kimse kalemini veya paylaşımlarını sorumsuzca kullanamaz.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayda örgütün büyük çoğunluğunun oyları ile genel başkan olarak seçtiği ve CHP’ye yıllarını vermiş bir liderdir.
Yaşam biçimi, dürüstlüğü, mala ve mülke tamah etmeyen ailesi ve çocuklarının yaşam tarzlarıyla aslında örnek alınacak bir liderdir.
Başarılı veya başarısız olduğu tartışıla bilinir ancak Atatürk’ün koltuğunda oturtulmuş CHP Genel Başkanına haksız hukuksuz hakaret ederek ne partili olunur nede gazetecilik yapılabilir.
Yıllarca gözüne girmek için kapısında beklenilen, Adalet yürüyüşünde yanında resim verebilmek için kendilerini paralayanlar, Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret ederek ne siyasette saygın olurlar nede gazeteci olarak kabul görürler.
Evet halkımız ve örgütümüz CHP’de uzun yıllar başarısız olununca değişim istemiştir ve bu istekte örgütümüzün tercihi ile gerçekleşmiştir.
Çokta iyi olmuş ve CHP ilk kez birinci parti olmuş ve geniş kesimlerin desteğini alabilmiştir.
Keşke Sayın Kemal Kılıçdaroğlu kurultayda ikinci turda amigoların ısrarı ile yarışmaya girmeyip kendi en yakın çalışma arkadaşının elini kaldırabilseydi.
Siyasette de ticarette de hatta yaşamda da hiçbir zaman kimsenin hırsı aklından önce gitmemelidir.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve kışkırtanları kurultay sonucunu içlerine sindiremeyip direndikçe itibar ve güç kaybettiler.
Ancak hiç ama hiç kimse bu durumdan faydalanıp gerçeği ters yüz ederek veya bilinçsizce saygın bir gazetenin köşesinden asla kabul edilemeyecek olan bir iftirayla Kemal Kılıçdaroğlu’nu, sevenlerini ve Alevileri hedef alamaz:
Hele hele bu tür saçmalamalarla saygın ve barışın, laikliğin teminatı olan bir inanç gurubunu hedefe koyarak saldıramaz.
Kılıçdaroğlu’nun kendisini sevmek zorunda değilsiniz ama partiliyseniz veya onurlu dürüst bir kalem erbabıysanız saygı duymak zorundasınız.
25 Nisan 2026. 21:08
Gazeteci (!) Mine Kırıkkanat’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tarihsel manası bulunan “Kılıç artığı” tabirini kullanarak yaptığı sosyal medya paylaşımı tepkilerin odağına oturdu.
“Kılıç artığı” tabiri, savaşta yenilen tarafın sağ kalan askerleri için de kullanılmakla birlikte en geniş manası, ele geçirilip hakimiyet tesis edilen topraklarda hayatları bağışlanan kimselerdir”
Mine Kırıkkanat, Kılıçdaroğlu’nun soyadına atfen yaptığı paylaşımın anlamını bilmediğini öne sürdü.
8 Ekim 2013’te Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan yönetmelik değişikliğiyle okullarda okutulan Öğrenci Andının kaldırılması, aradan geçen yıllara rağmen gündemdeki yerini korumaya devam ediyor.
Çözüm Süreci kapsamında atılan adımlardan biri olarak değerlendirilen bu karar, özellikle yargı süreçleri ve siyasi tartışmalarla sık sık yeniden gündeme geliyor.
Aleviler için kullanılan ve “kılıç zoruyla Müslüman yapılmayı” ve “Müslümanlar tarafından kılıç zoruyla elde edilen topraklarda canının bağışlanması” anlamlarına gelen “Kılıç artığı” nitelemesini kullanan Mine Kırıkkanat, Alevilerden de demokratlardan da ciddi tepki aldı.
Oysaki gerçek iddia edilenden çok daha farklıydı.
Kemal Kılıçdaroğlu 2013 yılı NTV yayında olayı şu sözlerle açıklamıştı:
Başbakan “Andımız kalktı” diyor, niçin? Bana gerekçesini anlatsın’”
CHP lideri Kılıçdaroğlu, “sırf şu gerekçeyle ben bu andı kabul etmiyorum” desin.
Kılıçdaroğlu, “biz çocuklarımıza birliği ve beraberliği öğretmek zorundayız” demişti.
Yine çok inandırıcı olmayan benzer bir iddia daha CHP’li Buket Müftüoğlu tarafından gündeme getirildi!!!
CHP’li Buket Müftüoğlu olayı şöyle anlatıyor:
“2009 senesiydi. Andımızın kaldırılmasıyla ilgili haberi görmüştüm.
Kemal Kılıçdaroğlu yanımda oturuyordu.
“Kemal ağabey adam Andımızı kaldırıyor” dedim.
Kılıçdaroğlu, “Erdoğan 40 yılda iyi bir iş yapmış” dedi. ‘Nasıl yani?’ dedim.
Kılıçdaroğlu şu yanıtı verdi;
“Sen Karadeniz’de büyüdün, bizim gibi eksi 20 derecede zorla ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım’ diye seni bağırtmadılar ki.”
CHP’nin 8. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik Kılıçdaroğlu’nun talimatı ile Müftüoğlu hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını şu ifadelerle açıkladı:
“Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı ile; Güdülenmiş olduğu açıkça anlaşılan ve utanıp sıkılmadan yalan söyleyebilen Buket Müftüoğlu denen müfteri hakkında derhal suç duyurusunda bulunacağız ve Yargı önünde kendisinden hesap soracağız.”
Daha fazla uzatmaya gerek yok.
24 yıllık tükenen ve tüketen Tek Adam Cuntasından öyle veya böyle nemalanan ister gazeteci olsun isterse siyaset erbabı olsun hiç kimse “Kripto kılıç artığı” sözcüğünü kullanamaz.
Bu rezilliğe en başta tepkiyi CHP Genel Başkanı Özgür Özel koymuştur.
“Kılıç artığı’ sözüyle eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alan yazar Mine Kırıkkanat’ı eleştirerek;
“Önceki genel başkanımızın hukuku en başta, bana emanettir. Tek kelime ile kendilerini kınıyorum.” demiştir.
Gazeteci Mine Kırıkkanat’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tarihsel manası bulunan “Kılıç artığı” tabirini kullanarak yaptığı sosyal medya paylaşımı tepkilerin odağına oturdu.
Kırıkkanat, soyadına atfen yaptığı paylaşımın anlamını bilmediğini öne sürdü.
Ülkedeki yaratılan karanlığın atmosferinde kötülüğü, hukuksuzluğu, sevgisizliği, adaletsizliği ve nefreti olağan hale getiren, despot anlayış ayrımcılığı ve kayırmacılığıyla laik ve çağdaş anlayışı hedefine koymuştur.
Bu tür söylem ve gerçek dışı iddialar faşizme alenen hizmet etmektedir.
Israrla da ülkemizdeki çağdaş, laik ve eşit yurttaşlık anlayışının teminatı konumdaki Alevi inancını hedef almışlardır.
Bu kirli anlayışa kimler hizmet ederse etsin affedilemez ve kabul edilemez.
“Gazeteciyim” diyen ve eli kalem tutan hiç kimsede “anlamını bilmeden yazdım” gibi bir ucuzluğa ve saçmalığa sığınamaz.
Üstelik yılların gazetecisi olan Cumhuriyet gibi sol/sosyal demokratların sahip çıktığı ve saygı duyduğu bir gazetenin köşe yazarının bu tavrı ve açıklamaları mazur görülemez.
Çok çirkin ama bu duruma uyan bir söz vardır:
“İngiliz kaşığı ile Fransız b..u” yiyen…”
Bizler bu insanlık suçuna ve faşizan tavırlara ortak olmayıp ses çıkaralım ve hesap soralım.
Bu tavır hiç kimseyi Kılıçdaroğlu destekçisi veya yandaşı yapmaz.
Dürüst ve uygar insan olmanın gereği budur.
Yıllarca Kemal Kılıçdaroğlu’ndan hak ederek veya etmeyerek unvan, mevki ve makam kazanmış ama hala “Hep Bana Rab Bana” diyen bir kesim var.
Artık milletin yakasından düşmeyi kabul edip “Mutlak Butlan” denen saçmalıktan medet ummasınlar.
Emperyalizmin destekçisi çocukları katleden ABD’li katil Trump ’un takdiri için halkımızı bölen ve soygun düzenine göz yuman iktidara maşa olmak ve destek vermek budur.
Bu topraklarda yaşayan herkes hiçbir ayrıma uğramadan birinci sınıf yurttaştır ve hiç kimse böyle faşist ve ırkçı söylemlerle barışa, kardeşliğe, eşit yurttaş kimliğine nifak sokamaz
Bu tür kirli oyunlarla hiç kimseyi veya farklı inançları kışkırtmak için karanlık ve insanlık dışı ifadeler kullanılarak hedef gösterilemez.
Bu dili normalleştirmeye de bizler izin vermeyiz.
Sevgiyle saygıyla, eşit yurttaşlar olarak barış ve kardeşlik duyguları ile insanca, onurluca, özgürce, haksızlıklara ve hukuksuzluklara izin vermeden yaşayalım ve yaşatalım.