Türkiye’de Son Yıllarda Artan Mafya Temalı Diziler ve Şiddet Kültürü Tartışması: Uzmanlar Uyarıyor

Türkiye’de Son Yıllarda Artan Mafya Temalı Diziler ve Şiddet Kültürü Tartışması: Uzmanlar Uyarıyor
Yayınlama: 21.05.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hasan Mesut Ekmen’in kaleminden…

Bir toplumun geleceği, okul sıralarında oturan çocuklarının kurduğu hayallerle şekillenir. Eğitimciler ve uzmanlar, çocukların rol model olarak seçtiği karakterlerin; toplumun yarınlarını doğrudan etkilediğini belirtiyor. Eğer bir çocuk büyüdüğünde öğretmen, doktor, mühendis, bilim insanı ya da asker olmak yerine; elinde silahla dolaşan, insan korkutan ve yasa dışı yollarla para kazanan karakterleri “güçlü” olarak görmeye başlıyorsa, burada yalnızca televizyon içeriklerine dair basit bir tartışma değil, derin bir kültürel dönüşümden söz ediliyor.

Son yıllarda televizyon ekranlarında ve dijital platformlarda yayınlanan birçok yapımda mafya, suç örgütleri, uyuşturucu ticareti, intikam hikâyeleri ve silahlı çatışmalar ön plana çıkıyor. Özellikle yeraltı dünyasını konu alan dizilerde; lüks yaşam, pahalı araçlar, korku salan karakterler ve kolay yoldan elde edilen para, çoğu zaman “güç” ve “itibar” göstergesi olarak sunuluyor.

Toplum bilimciler, bu tür yapımların özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Çünkü çocuk ve ergen beyni, gördüğü karakterleri model alma eğiliminde bulunuyor. Psikoloji literatüründe “model alma davranışı” olarak tanımlanan bu durum, bireyin izlediği güçlü karakterleri bilinçaltında kahramanlaştırmasına neden oluyor.

Dünyaca ünlü psikolog tarafından ortaya konulan “Sosyal Öğrenme Kuramı”, insanların yalnızca yaşayarak değil; gözlemleyerek ve izleyerek de öğrendiğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bir çocuk sürekli olarak;
“Silahla saygı kazanılır”,
“Kolay para suçla elde edilir”
ve “Şiddet sorun çözmenin yoludur” mesajlarına maruz kalırsa, bir süre sonra bunu olağan kabul etmeye başlayabiliyor.

Bugün sokaklarda yaşanan gençlik şiddeti, çocuk yaşta bireylerin silaha yönelmesi, sosyal medyada yayılan mafya özentisi videolar ve kabadayılığı “erkeklik” olarak gören anlayışın artması; birçok uzmana göre tesadüfi değil. Çünkü kültür, tekrar edilen görüntüler ve sürekli maruz kalınan mesajlarla şekilleniyor.

Bir dönem ailelerin birlikte televizyon karşısına oturduğu, dizilerden komşuluk, fedakârlık, saygı ve ahlak gibi değerlerin işlendiği yapımların yerini; bugün çoğu zaman suç dünyasını merkezine alan içerikler almış durumda. Özellikle mafya temalı dizilerde ortak mesajın;
“Silahı olan güçlüdür”,
“Korkutan kazanır”
ve “Yasa dışı yaşayan saygı görür”
algısına dönüştüğü eleştirileri yapılıyor.

Ancak uzmanlar, ekranlarda gösterilen “parlak suç dünyasının” gerçek hayatta çok daha ağır sonuçlar doğurduğunu vurguluyor. Çünkü bir silah yalnızca tetiği çeken kişinin değil; bir annenin ömür boyu sürecek gözyaşının, bir babanın yıkılan hayatının, parçalanan ailelerin ve kararan geleceklerin de başlangıcı oluyor.

Türkiye’de son yıllarda uyuşturucu kullanım yaşının düşmesi, gençler arasında öfke kontrolü problemlerinin artması ve sosyal medya üzerinden yayılan şiddet içerikleri de bu tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Eğitim uzmanları, medya içeriklerinin tek başına suç nedeni olmadığını ancak özellikle denetimsiz ve yoğun tüketim halinde genç bireylerin davranış dünyasını etkileyebildiğini ifade ediyor.

Öte yandan sanat ve ifade özgürlüğü tartışmaları da gündemdeki yerini koruyor. Birçok görüşe göre sanat özgür olmalı; ancak özgürlüğün toplumu olumsuz etkileyen içeriklerin sorgulanamayacağı anlamına gelmediği belirtiliyor. Çocukların ve gençlerin ruh sağlığını korumanın; ailelerin, medyanın, eğitim sisteminin ve devlet kurumlarının ortak sorumluluğu olduğu vurgulanıyor.

Uzmanlar, medya sektörünün yalnızca reyting odaklı değil; toplumsal bilinç açısından da sorumluluk taşıdığı görüşünde. Çünkü dünya ülkeleri uzun yıllardır medya gücüyle kendi kültürel kimliklerini ve kahramanlarını inşa ediyor.

, Hollywood yapımlarıyla kendi kahraman anlayışını dünyaya taşırken;
, anime kültürü üzerinden disiplin, mücadele ve dayanışma ruhunu genç nesillere aktarıyor.
ise dizi sektörünü kültürel ihracat aracı haline getirerek dünya çapında büyük bir etki oluşturmuş durumda.

Türkiye’de ise bazı yapımların karanlık sokakları, mafya hesaplaşmalarını ve kirli ilişkileri sürekli ön plana çıkarması; “genç nesillere nasıl bir gelecek hayali sunuluyor?” sorusunu beraberinde getiriyor.

Bunun yanında kamuoyunda olumlu örnek olarak gösterilen yapımlar da bulunuyor. Özellikle dizisi, devletin güvenlik yapısını, fedakârlığı, vatan sevgisini ve mücadele ruhunu işlemesi nedeniyle birçok kesim tarafından farklı bir noktada değerlendiriliyor. Yapımda silah ve çatışma unsurları bulunsa da suçun övülmediği, devletin birliği ve milletin güvenliği temasının ön planda tutulduğu ifade ediliyor.

Toplum uzmanlarına göre genç nesillere verilmesi gereken temel mesaj;
“Vatanı korumak onurdur”,
“Bilim üretmek başarıdır”,
“Çalışmak erdemdir”
ve “Ahlaklı olmak gerçek güçtür” anlayışı olmalı.

Türkiye’nin tarihinin mafya kültürüyle değil; kahramanlıklarla yazıldığına dikkat çeken tarihçiler, gençlerin uyuşturucu baronlarını değil;, ve gibi isimleri örnek alması gerektiğini ifade ediyor.

Uzmanların ortak görüşü ise net:
Bir millet, medya ve kültür yoluyla yükselebilir de çöküşe sürüklenebilir de…

Eğer çocuklara kitapların, bilimin ve ahlakın yerine; silahın, korkunun ve kolay paranın cazibesi sunulursa, gelecekte huzurlu bir toplum inşa etmek zorlaşabilir.

Bu nedenle eğitimciler, aileler ve medya temsilcileri; gençlerin bilimle, sanatla, tarih bilinciyle ve güçlü ahlaki değerlerle yetiştirilmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı;
Silaha özenen değil,
Kalemiyle insanlığa yön veren nesiller…

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.