Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde; Kökü “aymak” fiiline dayanan aydın sözcüğünün gerçek anlamı ışıktır. Mecazen ise; düşünceleriyle, eserleriyle, kaleme aldığı yazılarla topluma yön veren insan demektir. Aydın; bilgili, kültürlü, görgülü, gelişmiş düşünce yapısına sahip, sorgulayan ve üreten kişidir. Kısacası, çevresine ışık saçan insandır.
Aydınlar, sahip oldukları bilgi ve birikimi kendilerine saklamaz; sözle, yazıyla, sanatla topluma aktarırlar. Bu aktarım; kimi zaman bir kitapta, kimi zaman bir şiirde, bir tabloda, bir filmde ya da bir bilimsel çalışmada hayat bulur. İnsanlığın gelişmesinde aydınların rolü büyüktür. Toplumun karanlığı, aydınların sustuğu yerde başlar.
Ancak aydınların yeşermesi ve çoğalması için özgür bir ortam gerekir. Baskının hâkim olduğu toplumlarda aydınlar tamamen yok olmaz; fakat sesleri kısılır, görünürlükleri azalır. Kimi susmayı seçer, kimi bedel ödemeyi göze alır. Tarih boyunca düşüncelerinden dolayı cezalandırılan, sürgün edilen, hatta hayatını kaybeden pek çok aydın olmuştur. Buna rağmen insanlık, onların cesareti ve özverisi sayesinde ilerlemiştir.
Gerçek şu ki; aydınlardan rahatsız olanlar her zaman olmuştur. Çünkü aydın, sorgular, eleştirir ve uyandırır. Bu da rahatını bozmaktan hoşlanmayan yönetim anlayışlarını tedirgin eder. Oysa düşünceyi susturmak, yalnızca bireyi değil, tüm toplumu karanlığa mahkûm eder. Aydınların susturulduğu toplumlarda gelişme yavaşlar; yerini kargaşa, yoksulluk ve umutsuzluk alır.
Aydınları kabaca iki grupta değerlendirmek mümkündür. Birinci grup; okuyarak, araştırarak ve gözlemleyerek doğruya ulaşan, baskılara rağmen gerçekleri dile getirmekten çekinmeyen aydınlardır. İnsanlığın bugün ulaştığı seviyede bu insanların emeği büyüktür. Tarih, onları susturmaya çalışanları değil; gerçeği savunanları anımsamaktadır.
İkinci grup ise; potansiyeli olduğu hâlde içinde bulunduğu ortam nedeniyle gelişemeyen, anlaşılmayan ve çoğu zaman değersizleştirilen aydınlardır. Bu insanlar, yeterince destek görmedikleri için toplum içinde kaybolur giderler. Oysa uygun koşullar sağlansa, onlar da topluma ışık tutabilecek birer değer olabilirler.
İnsanların büyük çoğunluğu günlük yaşamın sıradan döngüsü içinde hayatını sürdürür. Ancak aydınlar, geride kalıcı eserler ve düşünceler bırakır. Okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz sanat eserleri, kullandığımız bilimsel ve teknolojik araçlar onların emeğinin ürünüdür.
Böylesine değerli insanları korumak, desteklemek ve çoğalmalarını sağlamak gerekirken; kimi zaman tam tersi yapılmakta, aydınlara karşı cephe alınmaktadır. Oysa aydın; barıştan, iyilikten ve insanlıktan yanadır. Onunla baş edemeyenler ise çoğu zaman itibarsızlaştırma ve susturma yoluna başvurur. Bunun bedelini ise toplumun tamamı öder.
Aydın; yazardır, sanatçıdır, bilim insanıdır, yol göstericidir. Onların değerini bilmeyen toplumlar kolay yönlendirilir, kolay sömürülür ve sonunda yoksulluğa sürüklenir.
Kuşkusuz en büyük aydınlarımızdan biri, yaptığı devrimlerle bir ulusun kaderini değiştiren Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun açtığı yolda ilerleyen ve dünyaca tanınan pek çok değerimiz vardır. Orhan Pamuk edebiyatta, Aziz Sancar bilimde, Cahit Arf matematikte, Nuri Bilge Ceylan sinemada, Barış Manço ve Tarkan müzikte ülkemizi aydınlatan isimlerden yalnızca birkaçıdır.
Unutulmamalıdır ki; bir toplumun geleceği, yetiştirdiği aydınların niteliğiyle doğru orantılıdır. Aydınlarını koruyan, özgürlüklerini güvence altına alan ve onların sesine kulak veren toplumlar; gelişir, güçlenir ve refah içinde yaşar.
“Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.” — Mustafa Kemal Atatürk
Ahmet KOÇAK
