Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hayrettin Bulut makalesinde;
Takvim yapraklarında sıradan bir gün gibi görünse de, milletimizin hafızasında derin izler taşıyan, anlamı yıllar geçtikçe daha iyi kavranan özel bir gündür.
Bu tarih, sadece bir anma değil; bir duruşun, bir fikrin ve bir milletin kendine sahip çıkma iradesinin sembolüdür.
Türk milleti, tarih boyunca nice badireler atlatmış; kimi zaman küllerinden yeniden doğmayı bilmiş köklü bir çınardır.
3 Mayıs da işte bu yeniden diriliş ruhunun, milli benliğe sahip çıkmanın ve “ben buradayım” deme cesaretinin ifadesidir. Bu ruh, ne yalnızca geçmişte kalmış bir hatıra ne de sadece belli bir kesimin sahiplenebileceği bir düşüncedir.
Bu ruh, millet olmanın ta kendisidir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözü, aslında 3 Mayıs’ın özünü anlatır.
Bu söz, bir üstünlük iddiasından ziyade bir aidiyet, bir sorumluluk ve bir bilinç çağrısıdır. Çünkü Türk olmak, sadece bir kimlik değil; aynı zamanda tarihine, kültürüne, diline ve değerlerine sahip çıkma yükümlülüğüdür.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, 3 Mayıs’ın bize hatırlattığı en önemli şeylerden biri de birliktir.
Farklı düşünceler, farklı yaşam tarzları olabilir; ancak söz konusu vatan olduğunda, aynı bayrak altında kenetlenebilmek en büyük erdemdir. Milli ve manevi değerler, bizi biz yapan en güçlü bağlardır. Bu bağlar zayıfladığında, toplumun dağılması kaçınılmaz olur.
Genç nesillere düşen görev ise bu bilinci sadece öğrenmek değil, yaşatmaktır. Tarihini bilmeyen bir milletin geleceğe sağlam adımlarla yürümesi mümkün değildir. 3 Mayıs, bu yüzden sadece geçmişi anmak değil; geleceği inşa ederken hangi temeller üzerine basmamız gerektiğini hatırlamaktır.
Bugün, bu anlamlı günde, bir kez daha kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz bu mirası ne kadar taşıyoruz? Sadece sözlerde mi yaşıyor, yoksa davranışlarımızda da yaşatabiliyor muyuz?
Çünkü gerçek bağlılık, söylemde değil; eylemde kendini gösterir.
3 Mayıs’ın ruhu, birleştirici olduğu sürece anlamlıdır.
Ayrıştıran değil, bütünleştiren bir bilinçle ele alındığında, milletimizin yarınlarına ışık tutmaya devam edecektir.
Ve belki de en önemlisi…
Bu ruh, sadece bir gün hatırlanacak bir hatıra değil; her gün yaşanması gereken bir şuurdur.
Göklerde dalgalanan Ay yıldızlı bayrağımızı n gölgesinde onurla, yaşamaktır.
Milli bayramları kutlamaya lar birgün gelir yaşayacak ülke bulamaz
“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur”
Ne Mutlu Türküm diyene