Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Rabia şiirinde;
Büyükşehirde kalabalık yalnızlıklar yaşamak mı daha zor, yoksa dağın başında yalnız yaşamak mı?
Belki de en ağır yalnızlık, etrafında binlerce insan varken kimsenin ruhuna dokunmamasıdır.
Büyükşehirde yalnızlık, psikolojik olarak bir “görülmeme” hâlidir. İnsanlarla çevrilisin ama kendini anlatacak bir bakış bulamazsın. Metroda omuz omuza durduğun insanlar vardır, fakat içindeki bir cümleyi bırakacak tek bir kalp yoktur. Telefonun susmaz, bildirimlerin eksik olmaz, yine de insan bazen bir tek “Nasılsın?” sorusuna muhtaç kalır.
Sosyolojik açıdan büyükşehir, insanları birbirine yaklaştırırken ilişkileri yüzeyselleştirebilir. Aynı apartmanda yaşayıp birbirinin adını bilmeyen insanlar bunun en basit örneğidir. Mesafe azalırken yakınlık azalabilir. Kalabalık büyürken aidiyet küçülebilir.
Felsefi olarak, büyükşehrin yalnızlığı daha acımasızdır, çünkü insanın karşısına sürekli bir soru çıkarır:
“Bunca insanın arasında neden hâlâ kendime ulaşamıyorum?”
Dağın başındaki yalnızlık ise başka türlüdür.
Orada her türlü kalabalıktan, gürültüden uzaklaşırsın. Sabah kapını açtığında seni bekleyen; bahçen, çiçeklerin, ağaçların vardır, rüzgâr vardır, taş vardır, gökyüzü vardır. Bir ağacın aynı yerde yıllarca duruşu bile sana bir tür arkadaştır.
İlk başta bu yalnızlık ürkütür. Çünkü büyükşehirde dışarıdaki sesler, insanın içindeki sesi bastırır. Dağda ise o ses susturulamaz.
Kendinle baş başa kalırsın. Ve bambaşka bir yolculuk başlar, senden sana doğru.
Psikolojik olarak yalnızlık zorlayıcıdır; fakat aynı zamanda iyileştiricidir de. Çünkü insan sürekli başkalarının beklentilerine göre yaşamaktan çıktığında, kendi arzularını ve korkularını, çıplak haliyle görmeye başlar. Her gün giderek kendine daha çok yaklaşır.
Dağın sessizliği bazen huzur değil, aynadır.
Kendinden kaçacak kalabalık yoktur.
Sosyolojik açıdan dağdaki yalnızlık, seçilmişse başka bir anlam taşır. Büyükşehirdeki yalnızlık çoğu zaman insanın istemeden içine düşülen bir yabancılaşmadır; dağdaki yalnızlık ise bazen insanın kendisine açtığı bir geri çekilme alanıdır.
Biri sana,
“Kimse beni görmüyor,”
dedirtebilir.
Diğerinde ise
“Artık kendimi görebiliyorum,”
dersin.
Belki de mesele yalnız kalmak ya da kalmamak değildir.
Asıl mesele, yalnızlığın sana ne yaptığıdır.
Büyükşehirde yıllarca kalabalığın içinde yalnız kaldıysan, dağa çıkışın yalnızlıktan kaçmak olmayabilir.
Belki ilk kez başkalarından uzaklaşıp kendine yaklaşmaktır.
Çünkü bazı insanlar kalabalıktan çıkarak yalnızlaşmaz.
Kalabalığın içinde kendini kaybettiği için, yalnızlığı seçerek kendini yeniden bulur.