UYANIŞA ADIM ADIM

UYANIŞA ADIM ADIM
Yayınlama: 05.06.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Fatma Düz makalesinde; Bir önceki yazımda insanın doğadan kopuşunu, vicdanın sessizce kuruyuşunu ve gerçek uyanışın ne olduğunu anlatmıştım.
Şimdi ise başka bir soruyla karşı karşıyayız:
Uyanış gerçekten başladı mı?
Çünkü uyanış, bir gecede gerçekleşen mucize değildir.
Bir insanın sabah uyandığında birden değişmesi de değildir.
Uyanış; insanın kendi hatalarıyla yüzleşmeye cesaret etmesiyle başlar.
Önce bir ağacın neden kesildiğini sorgular.
Sonra bir derenin neden susturulduğunu…
Ardından bir kuşun neden artık eskisi kadar ötmediğini…
Ve gün gelir, dönüp kendine bakar.
Çünkü doğaya verilen her zararın arkasında biraz da insanın doymazlığı vardır.
Daha fazla tüketmek, daha fazla sahip olmak, daha fazla kazanmak uğruna kaybettiklerimizi fark ettiğimiz an başlar gerçek uyanış.
Bugün insanlık teknolojiyle göklere ulaşıyor ama aynı zamanda toprağın sesinden uzaklaşıyor.
Bilgi çoğalıyor, fakat bilgelik azalıyor.
Kalabalıklar büyüyor, fakat yalnızlık derinleşiyor.
İşte bu yüzden uyanış önce dışarıda değil, insanın içinde başlamalıdır.
Bir ağacı korumakla…
Bir canlıya merhamet göstermekle…
Bir çocuğa doğa sevgisini öğretmekle…
Çünkü büyük değişimler küçük fark edişlerle başlar.
Belki dünyayı tek başımıza değiştiremeyiz.
Ama bir dereyi savunabiliriz.
Bir fidan dikebiliriz.
Bir yangında yükselen çığlığa sessiz kalmayabiliriz.
Uyanış; doğaya hükmetmek değil, onunla uyum içinde yaşamayı öğrenmektir.
Ve unutulmamalıdır ki;
İnsan toprağa sahip değildir.
Toprak, bir süreliğine insana emanettir.
Bu emaneti koruyabilenler, yalnızca yeşili değil; vicdanını, insanlığını ve geleceğini de koruyacaktır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.