Ulucami, yeşil Bursa’mızın en önemli yapı taşlarından bir tanesidir

Ulucami, yeşil Bursa’mızın en önemli yapı taşlarından bir tanesidir
Yayınlama: 24.04.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı araştırmacı Bahri Palas makalesinde;

Bizim yaşadığımız şehir Bursa da, her seferinde dinlerken çok büyük keyif aldığım bir anlatı vardır.

Ulucami, yeşil Bursa’mızın en önemli yapı taşlarından bir tanesidir. Hele ki, camiinin inşaatı sırasında şehrimizin, gönlümüzün mana büyüğü, ledün ilminin sultanı, aşık gönüllerin baş tacı, efendim, sultanım somuncu baba hazretlerinin çalışan ustalara elleriyle yaptıkları ekmekleri taşıması, beni taş bir yapı olan caminin, benim gönül alemimde ululaşmasını sağlayan en önemli faktörlerden bir tanesidir.

Dinimiz mescitler ile serpilmiş olduğundan mıdır bilemem süslendirilmiş taş yığınlarına gereğinden fazla bir türlü ehemmiyet veremeyen kişilerden biriyim. Hani Allah’ın evi filan derler ya. Ha işte tam olarak onu kastettim. İbadet etmek için yer ve mekanın çok bir ehemmiyeti olmadığını her ne kadar düşünsem de, din kardeşlerimin ılık su ile abdest alabilecekleri, namazlarını eda ederken üşümeyecekleri, temizlenmiş bir ortamda namazlarını eda edeceklerini ve tertemiz bir kıraat ile cemaate namaz kıldıran imam ve müezzin efendilerin cemaate önderlik ettiklerini düşündükçe her şey yerli yerinde güzel Bahri kardeşim deyip kendimi sustururum.

Ama gerçek düşüncem Allah’ın evi mümin kulların gönül haneleridir. Gerçek Beyit  taa orasıdır. Tavaf etmesini bilebilirsen.

Biz gelmedik dava için,

Bizim işimiz sevda için,

Dostun evi gönüllerdir,

Gönüller yapmaya geldik. (Yunus Emre)

başka bir sevgilide böyle diyor.

DOSTUN EVİ GÖNÜLLERDİR. İster bil ister bilme. Neyse biz tekrar rivayetimize dönelim.

Bursa’da herkesin bildiği ‘’ Ulucami’ye her gün Hızır as.’ın gelip namaz kıldığı ‘’ bir rivayet.

Bir kez de ben anlatıvereyim ne zarar gelir ki;

Ulucami’nin kolonunda yer alan bir ‘’ vav ‘’ harfi var. Bu kolondaki vav harfiyle alakalı uzun yıllardır anlatılan bir rivayet mevcut.  Rivayete göre; ‘’ Somuncu baba hazretleri caminin yapıldığı sıra buraya gelir işçilere hayrına somun ( ekmek ) dağıtırmış.

Somuncu baba bir gün gene orada ekmek dağıtırken Hızır Aleyhisselam’ın orda olduğunu fark etmiş.

Kolundan tutup ‘’ sen Hızırsın anladım ‘’ demiş.

‘’ Buraya gelip her gün namaz kılacağına dair söz vermezsen buradaki herkese senin Hızır olduğunu söylerim ‘’ demiş.

Hızır As. Her gün geleceğine dair söz vermiş ama oda bir istekte bulunmuş.

‘’ Hangi vakit geleceğim bana kalsın ‘’ demiş.

Bunun üzerine Hızır As. Ulucamide ki vav harfinin bulunduğu kolonun önünde her gün gelip hangi vakit olduğu belli olmayan namaz vakitlerinde orada namaz kılarmış.

Evet rivayet bu şekilde. Şimdi gelelim rivayetin mana yönüne. Gerçekten Hızır As. Oraya geliyor mu? Hiç gören olmuş mu? Gören olaydı benim gibi yumuşak ağızlılar mutlaka ağızlarından kaçırırlardı. Gelmiyor da demiyorum hani. Sadece aklımızda ki şartlandırmaları kaldırıp bir başka açıdan bakarak sizlere de buradan bir pencere açma düşüncesindeyim.

Burada Ulucami Allahu tealanın bütün esmalarının cem ( toplanmış ) olduğu camide                ( insanda ) aramak lazım Hızır’ı. Yoksa orada bulamayacaksınız maalesef. Hayallerinizi yıkmak istemem.

O ‘’ vav ‘’ harfinin olduğu sütun var ya o da senin ayak baş parmadından saçının teline kadar sütun gibi duran vücudun.

Şimdi gelelim ‘’ vav ‘’ harfine o da Allahın el-vahit esmasının yada vahdaniyetin remzedilmiş olduğu bir rumuz.

Ya peki Hızır kim ola o zaman.

Bak şimdi Yüce kitabımız, Musa kıssasında bile Bizim Hızır as. Diye dile getirdiğimiz bu kişiyi katımızdan ilmi verdiğimiz birisi olarak zikrediyor.

Şimdi rivayeti toparlayacak olursak. Allah’ın katından ilim vererek rızıklandırdığı bir çok insan var. Bursa’da var. Maneviyatı yüksek olan birçok yerde bu insanlar var.

Biz bunları zahiri olarak tanıyamayız. Bu mümkün değil. Ancak kendilerini tanıtmalarını, bildirmelerini istedikleri kişiler istisna.

Rivayetimizde Hızır As. Olarak zikrettiğimiz, aslında Allah’ın katından il mü ledün ile rızıklandırılmış bu insanlar bazen Allah’ın bütün esmalarına mazhar olmuş sendeki Ulucami’ye uğrar, o fidan gibi boyunun ağzın içindeki dil Allah’ın vahdaniyetinden ve el-vahit esmasından gayri bir muhabbet halindeyse gelip orada namaz kılmaz, yani seninle kesinlikle sohbet etmez. Kendini kesinlikle izhar etmez.

O an yakaladın yakaladın. Yakalayamadınsa ‘’ göçtü kervan kaldık dağlar başında ‘’ maalesef.

Vav harfi vahdaniyetin bir nişanesidir. Biz Allah’ın vahdaniyetinin her sonucuna vakıf olamayız. Bu mümkün değil. Tamamını idrak etmemizi de zaten kimse bizden istemiyor. Hani o vahdaniyetin ilk harfi ‘’ vav ‘’ yani ‘’v’’ kadar dilimize dolandıysa bu mübarek sözün açılımı işte o zaman her şey daha farklı.

Onlar eksik kusur aramaz, Eksikse tamamlamak isterler. Lakin o yere göğe sığmayan yaratıcının vahit oluşunun vav’ı da olsun o kadar dilimizde.

Bir ömür boyu haktan, hakikatten yana bir şey okuma, bir şey merak etme, ona yakın olmayı talep etme sonra onun katından özel ilimler ile donattığı o zat gelsin seni bulsun.

Bu yazıyı okuduktan sonra da hala eskisi gibi düşünüyorsan Hızır niye gelip sana kendini göstersin ki. O betondaki işlenmiş vav’a değil senin dilindeki o el-vahitin ilk hecesine hayran. Namazını orada kılacak. Ne vakit geleceği belli olmadan. Selametle kalınız.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.