İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026-2027 eğitim öğretim yılı genelgesinde yer alan bazı düzenlemelere sert tepki gösterdi. Eğitim kurumlarının siyasi tartışmaların ve güncel politikaların yürütüldüğü alanlara dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Türkoğlu, çocukların eğitim hayatında önceliğin bilimsel bilgi, eleştirel düşünce ve özgür birey yetiştirmek olması gerektiğini vurguladı.
Genelgede özellikle 1. maddede yer alan bazı ifadelerin eğitim ile siyaset arasındaki hassas sınırı ortadan kaldırabileceğini savunan Türkoğlu, okulların toplumun bütün kesimlerine ait ortak yaşam alanları olduğunu söyledi. Eğitim kurumlarının herhangi bir siyasi anlayışın, güncel politik projenin veya iktidar söyleminin taşıyıcısı haline getirilmemesi gerektiğini ifade eden Türkoğlu, çocukların siyasi yönlendirmelerden uzak tutulması çağrısında bulundu.
Türkoğlu, “Çocuklarımızın okuldaki ihtiyacı iktidarın politikalarını öğrenmek değil; bilim öğrenmek, eleştirel düşünmek, sorgulamak ve özgür birey olarak yetişmektir” diyerek eğitim sisteminin temel amacının yeniden hatırlanması gerektiğini belirtti.
Millî birlik, vatan sevgisi, kardeşlik ve toplumsal dayanışma gibi değerlerin çocuklara kazandırılmasının eğitim açısından önemli olduğunu ifade eden Türkoğlu, bu değerlerin güncel siyasi tartışmaların eğitim sistemine taşınması için kullanılmasına karşı olduklarını söyledi.
Millî değerlerin toplumun ortak değerleri olduğunu belirten Türkoğlu, bu değerlerin herhangi bir siyasi partiye, hükümete ya da dönemsel siyasi projeye mal edilemeyeceğini dile getirdi.
Türkoğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Vatan sevgisi de kardeşlik de millî birlik de çocuklarımıza anlatılmalıdır. Ancak bunun adresi, güncel siyasi tartışmaları eğitim hayatının içine taşımak değildir. Hele terör örgütleri, terörle mücadele ve ‘Terörsüz Türkiye’ gibi toplumun farklı kesimlerinde farklı değerlendirmelere konu olan siyasi başlıkların okullarda işlenmesini doğru bulmuyoruz.”
Eğitim ortamlarının çocukların farklı görüşlerle karşılaşabileceği, soru sorabileceği ve kendi düşüncelerini özgür biçimde geliştirebileceği alanlar olması gerektiğini belirten Türkoğlu, siyasi tartışmaların sınıflara taşınmasının öğrenciler üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Okulların siyasi propaganda alanlarına dönüştürülmemesi gerektiğini vurgulayan Türkoğlu, çocukların hiçbir siyasi projenin parçası haline getirilmemesi gerektiğini söyledi.
“Bu millet size çocuklarımızı siyasetin malzemesi yapın diye yetki vermedi” diyen Türkoğlu, eğitim kurumlarının temel sorumluluğunun siyasi kamplaşmaları büyütmek değil, toplumsal birlikteliği güçlendirmek olduğunu ifade etti.
Türkoğlu açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
“Okullarımızın görevi çocuklarımızı siyasi kamplaşmaların içine çekmek değildir. PKK gibi bir terör örgütünün propagandasının yapılması elbette kabul edilemez. Aynı şekilde herhangi bir siyasi projenin veya iktidar politikasının eğitim kurumları üzerinden meşrulaştırılmasına da karşıyız. Çocuklarımızın zihnine siyasi kalıplar değil; aklı, bilimi, bağımsızlık ruhunu ve sorgulama cesaretini yerleştirmeliyiz.”
Eğitimde temel ölçütün siyasi sadakat değil, bilimsel düşünce olması gerektiğini savunan Türkoğlu, öğrencilerin farklı fikirleri değerlendirebilen, doğru ile yanlışı sorgulayabilen ve kendi kararlarını verebilen bireyler olarak yetiştirilmesinin Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Türkiye’nin geleceğinin yalnızca ekonomik veya siyasi kararlarla değil, aynı zamanda sınıflarda verilen eğitimle şekilleneceğini belirten Türkoğlu, eğitim politikalarının iktidarlardan bağımsız, uzun vadeli ve bilimsel bir anlayışla oluşturulması gerektiğini dile getirdi.
Eğitimin siyasi iktidarların kendi dönemsel politikalarını gelecek kuşaklara aktardığı bir araç haline getirilmemesi gerektiğini belirten Türkoğlu, devlet okullarının bütün çocukların ortak alanı olduğuna dikkat çekti.
Türkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğitim, iktidarlara bağımlı siyasi nesiller yetiştirme aracı değildir. Eğitimin görevi; özgür düşünen, soru soran, sorgulayan, bilimsel akla güvenen ve ülkesini seven bireyler yetiştirmektir. Devletin okulu bütün çocuklarımızın ortak evidir. O evin içine günlük siyaseti sokmayın. Çocuklarımızı siyasi projelerin değil, Türkiye’nin aydınlık geleceğinin öznesi yapın.”
Türkiye’nin eğitim sisteminde uzun vadeli ve kapsayıcı bir anlayışa ihtiyaç duyduğunu ifade eden Türkoğlu, eğitim politikalarının hükümetlerin değişmesiyle birlikte sürekli biçimde siyasi tartışmaların konusu haline gelmesinin öğrenciler ve öğretmenler açısından da ciddi sorunlar oluşturduğunu savundu.
Öğretmenlerin sınıflarda siyasi mesajları aktaran kişiler değil, öğrencilerin bilgiye ulaşmasına ve düşünme becerilerini geliştirmesine rehberlik eden eğitimciler olması gerektiğini belirten Türkoğlu, öğrencilerin de herhangi bir siyasi görüşü benimsemeye zorlanmadan kendi fikirlerini oluşturabilmeleri gerektiğini söyledi.
Türkoğlu, özellikle çocukların gelişim çağında olduklarına dikkat çekerek, eğitim ortamında kullanılan kavram ve mesajların pedagojik açıdan da titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Eğitim müfredatının günlük siyasi gündemlerden mümkün olduğunca uzak tutulması gerektiğini belirten Türkoğlu, devletin tüm öğrenciler karşısında eşit mesafede durmasının önemine vurgu yaptı.
İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, açıklamasının sonunda Millî Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunarak söz konusu düzenlemelerin yeniden değerlendirilmesini istedi.
Okulların terör propagandasından da siyasi propaganda ve yönlendirmeden de uzak tutulması gerektiğini belirten Türkoğlu, eğitim kurumlarının ortak aklın, bilimin ve özgür düşüncenin merkezleri olması gerektiğini söyledi.
Türkoğlu, Millî Eğitim Bakanlığı’nın eğitim politikalarını oluştururken toplumun farklı kesimlerinin hassasiyetlerini dikkate alması gerektiğini ifade ederek, eğitim kurumlarının siyasi tartışmaların dışında tutulması konusunda azami hassasiyet gösterilmesi çağrısında bulundu.
Türkoğlu’nun açıklamalarının odağında ise tek bir mesaj öne çıktı: Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek çocukların zihni, siyasi kalıplarla değil; bilim, akıl, özgür düşünce ve sorgulama kültürüyle güçlendirilmeli.