TİYATROYA ADANMIŞ BİR YAŞAMIN ARDINDAN

TİYATROYA ADANMIŞ BİR YAŞAMIN ARDINDAN
Yayınlama: 19.04.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;

Kimi  insanlar sahneden inerler ama yaşamın  sahnesinden hiç inmezler. Onların sesi, bir replik gibi yankılanır zamanın içinde. Onların yürüdüğü yollar, başkalarına iz olur. Feyha Çelenk işte o  özel insanlardan biriydi.

Onu uğurlamak için bir araya gelenler, yalnızca bir sanatçıyı değil; bir emeği, bir inancı, bir ömrü selamladılar.. Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu bu kez bir oyuna değil, yaşamın  en gerçek perdesine tanıklık etti. Sahne yine yerindeydi, ışıklar yine yanıyordu; ama bu kez alkışlar bir vedaya eşlik ediyordu.

Tören, sessizliğin en derin hali olan saygı duruşuyla başladı. Ardından akan görüntüler, yalnızca bir sanatçının kariyerini değil, bir kentin kültürel belleğini   gözler önüne serdi. Çünkü kimi insanlar  , yalnızca yaşanmaz; aynı zamanda yaşatır. Feyha Çelenk’in yaşamı da Bursa’nın sanat damarlarına karışmış, orada kök salmış bir çınar gibiydi.

Konuşmalar başladığında, aslında herkes aynı şeyi anlatıyordu: Bir insanın başka hayatlara nasıl dokunabildiğini… Öğrencisinin sözlerinde bir öğretmenin izi, kızının tümcelerinde bir annenin sıcaklığı vardı. Kendi kaleminden çıkan satırlar ise onun iç dünyasının, sahne arkasındaki sessiz emeğin en yalın anlatımıydı.

“Sular Aydınlanıyordu”, “Orkestra”, “Kuvay-ı Milliye Kadınları”… Bunlar yalnızca oyun adları değildi; bir sanat anlayışının, bir duruşun, bir sorumluluğun yansımasıydı. Geleneksel tiyatromuza, orta oyununa duyduğu saygı; geçmişle gelecek arasında kurduğu köprünün en sağlam taşlarıydı.

Konuşmacılar değişti, isimler anıldı:Sezai YILMAZ, Ali Düşenkalkar ve diğerleri… Ama söylenenlerin özü aynıydı: Feyha Çelenk, yalnızca bir sanatçı değil; bir değerdi. Bir kurum kurmak, bir sahne açmak kolaydır belki; ama bir ruh inşa etmek, bir kültür yaratmak, bir kuşağa yön vermek… İşte bu, ancak adanmış bir yaşamın  eseridir.

Törenin sonunda insan ister istemez şu düşünceye kapılıyor: Perde gerçekten kapanır mı? Işıklar gerçekten söner mi? Alkışlar gerçekten biter mi?
Belki sahnede evet… Ama hayatın sahnesinde hayır.
Çünkü bazı insanlar, gittikten sonra daha çok görünür olur. Daha çok hissedilir. Daha çok anlaşılır.

Feyha Çelenk de artık o görünmeyen ama her yerde hissedilen varlıklardan biri. Bir replikte, bir sahne tozunda, bir öğrencinin gözlerinde yaşamaya devam edecek.
Ve belki de tiyatronun en büyük sırrı burada saklıdır:
İnsan ölür, ama öyküsü  sahnede kalır.

Işıklar içinde uyu güzel insan.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.