Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Bahri Palas makalesinde;
Çok değerli ve kıymetli okuyucularım; bugün sizlerle tek adam yönetimi rejimimi mi yoksa demokrasi rejimi mi daha işlevsel sorusuna kendimden kendime, kendimce cevap arayacağım. Lakin kesinlikle bilinmelidir ki ben de Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün bir sevdalısıyım. Onun koymuş olduğu ilkelerden bırakın birini kaldırmak, tartışmaya girmek bile beni rahatsız eder.
Kendisini sizlerin huzurunda da bir kez daha hayırlarla yad ediyorum.
Şimdi düşünüyorum da Demokrasi ya da demokratik platformda geçen bir yüz yıl bize ne kazandırmış diye soruyorum acizane kendime de, olay sanki biraz vahim.
Siyaset uğruna iktidara gelebilmek adına seçim evveli, yerine getirilmesi çok güç vade dilen bir sürü söz dizisi, daha iğrenci başta olmak için rakipleri karalamak, haysiyetsizleştirmek, sıradanlaştırmak kısaca silikleştirmek. Daha neler neler? Sanki bu yüklenilen tarafta bir tane eli ayağı düzgün, kafası çalışan, ülkemiz için bir değer üretecek tek insan yok. Vay anasını be, öyle gözüküyor.
Durum rakipler de farklı mıdır? Elbette ki hayır. O tarafta öyle. Bir karış önde gidene atılmadık iftira kalmayarak bir marifet yapıldığı zannedilmektedir. İnsanları değersizleştirirken sadece rakip alana zarar verdiklerini düşünen bu kesim aslında güzelim ülkemize ve ülkemiz insanına çok daha fazla zarar vermekte.
Güzel kardeşim bütün ülke insanının kafası karışık, Niye? Çünkü; her taraf kaşı tarafları elinden geldiğince kötülerken benim ülke insanımın ülke siyasetçilerine bir itimadı kalmıyor.
Siyaset bu gün o kadar kirli bir duruma geldi ki; siyaset yapan herkes malı götürmeye aday. Ama gerçek böyle değil. İnanın o kadar çok harama helale dikkat eden, ülkesi için bir şeyler yapmaya can atan insanımız var ki bu kirlilik içerisinde bunlar gözükmüyor. Seçemiyoruz, ayıramıyoruz bunları.
Bu işin bir tarafı tabii ki de, lakin bide başka tarafı var. Neymiş diğer taraf.
Ülkemize hizmet etmek için meclise girme yeterliliği kazanabilecek partilerde millet vekili listelerine girebilme yarışı. Önemsiz olarak görmeyin. Çok önemli bir konu. Millet vekili seçilmek için ilkokul mezunu olmak yeterli. Ali baba mektebinden bir diploman var ise, cebinde de listeye gireceğin partiye verebilecek bol miktarda paran da varsa, of anam of, vay anam vay. Hiç kimse sana bu ülkeyi yönetmeye haiz yeteneklerin olup olmadığını sormayacaktır.
Üç önemli kriteri bir araya getiriyorsan profösör senin yanında ne yapsın. Uzak olsun.
Birinci, ilk okul diploması, ikincisi parti için harcayabileceğin, partine bağış yapabileceğin bol miktarda paran ve üçüncüsü de seçime gireceğin bölgede büyük bir kitleye hitap edebiliyorsan vallahi senden iyisi şam’da kayısı.
Hâlbuki cebinde parası olmadığı için yüzüne bile bakılmayan, teşkilatlara gir bakalım biraz hizmet et bizde sana sonra himmet ederiz denilen tahsilini tamamlamış, gerçekten ülkesi için bir şeyler yapabilme derdinde olan bir sürü kalifiye, kafası çalışan insanımız var. Benim ülkemde siyasi partiler listeye kimi koyarsa halkımız ona oyunu atıyor. Ya da atma mecburiyetinde kalıyor.
Demokrasi tarafındayız elbette ama bu siyasi hataları gördükçe inanın insanın başından kepini çıkarıp bi önüne koyası geliyor hani. Lütfen birisi çıkıp bu kadar karamsar olma Bahri desin. Desin de bir miktar gönlüme su serpilsin.
Lafı hazla uzatmadan bir de diğer tarafa bakalım.
Şöyle bir hayal kursak hani, Olmayacak duaya amin demek gibi olur ama biz yine de Namık Kemali söylediği sözlerden dolayı severiz. Selam olsun bütün hayal kuranlara.
Osmanlı niye yüzyıllar boyu ayakta kaldı diye sorsam. Cevabı çok basit. Başta en büyük çocuk olmak üzere mental sağlığı yerinde olan bütün padişah adayı şehzadeler o dönemin en iyi hocalar tarafından gerçekten çok ciddi bir eğitim almaktaydılar. Başa geçmek, devleti ve imparatorluğu yönetmek için özel eğitim alıyorlar ve çok özel yeteneklerle donatılıyorlardı. Bu şekilde eğitim alan biri ile normal bir ailede eğitim alan talebe aynı olabilir mi.
Şimdi bir düşünün Allah aşkına bir rejimde her partiyle birlikte değişen yönetim kadroları. Ha bu arada bu kadrolara getirilen isimler ne kadar liyakat sonucu orada, ne kadar bilgili. Bizim bunu anlayabilmemiz için zaman geçiyor ve yeterli bir sonuç alabildiğimizi kesinlikle düşünmüyorum.
Allah aşkına bizi yönetmek için seçilen vekillerimizin kaç tanesi ikinci ya da üçüncü bir yabancı dile haiz. Kaç tanesi mesleğinde kariyer yapmış. Lütfen arkadaşlar, getirildiği konumda ne kadar bir tecrübeye sahip. Olmaz komşular olmaz.
Oysa ki o alan da özel eğitimler almış civa gibi gençlerimizi eğittikten sonra bu kadrolara koymuş olabilsek inanın başka bir Türkiye olur.
Elbette ki; demokratik rejim diyorum. Kadim Türk halkını yönetecek insanların bizden çok daha bilgi ve deneyim sahibi olmasını ve hayatını şehit oğlu şehit halkımıza hayrat etmelerini diliyoruz.
Namaz kılarken nasıl sağına soluna bakınamıyorsa namazı eda eden kişi, nasıl sadece secde edeceği noktaya kilitleniyorsa bu işte bu şekilde olmalı.
Kıymetli okuyucularım. Ülkemiz dememe yanılma süreçlerinden çok zarar görmüştür. Her bir bakanlık ilgili konuda ihtisas yapmış yetenekli gençlerden oluşmalıdır diye düşünüyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz yazıma paylaşım yaparak yazıma katıldığınızı yada katılmadığınızı, ne düşündüğünüzü açık yüreklilikle yazabilirsiniz. Her şey yüksek refah seviyesine ulaşmış bir Türkiye için.