Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunduğu iki ayrı yazılı soru önergesiyle hem tarım sektörünü etkileyen doğal afetlerin sonuçlarını hem de seçim anketlerine ilişkin şeffaflık tartışmalarını gündeme taşıdı. 28 Nisan 2026 tarihli önergelerde, hükümetin ilgili alanlardaki politikalarına yönelik kapsamlı sorular yöneltildi.
MALATYA’DA DOLU FELAKETİ: “ÇİFTÇİNİN ZARARI ACİLEN KARŞILANMALI”
Bekin’in Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu ilk önerge, 26 Nisan 2026 tarihinde Malatya genelinde etkili olan şiddetli dolu yağışının tarımsal üretime verdiği zarara ilişkin oldu. Özellikle kayısı üretimiyle öne çıkan bölgede meydana gelen afetin, meyve ve bitkisel üretim alanlarında ciddi kayıplara yol açtığı vurgulandı.
Yapılan ilk saha incelemelerine göre; Akçadağ, Darende, Yazıhan, Hekimhan, Arguvan, Kuluncak, Arapgir, Pütürge ve Doğanyol ilçelerinde farklı oranlarda zarar oluştuğu, yaklaşık 20 bin dekardan fazla tarım arazisinin %5 ile %40 arasında etkilendiği belirtildi. Bekin, geçtiğimiz yıllarda yaşanan zirai don olaylarının ardından bu kez dolu felaketiyle karşı karşıya kalan üreticilerin ekonomik olarak büyük bir çıkmaza sürüklendiğine dikkat çekti.
Önergede, İbrahim Yumaklı’nın yazılı olarak yanıtlaması talebiyle şu kritik sorular yöneltildi:
- Toplam zarar gören tarım alanı ne kadardır ve ürün bazlı dağılım nasıldır?
- Coğrafi işaretli kayısı üretiminde hasarın boyutu nedir, ekonomik kayıp hesaplanmış mıdır?
- Çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatifleri ve kamu bankalarına olan borçlarının ertelenmesi ya da yapılandırılması planlanmakta mıdır?
- Afetten etkilenen üreticilere yönelik doğrudan destek veya yeni yardım programları devreye alınacak mıdır?
- Zirai don ve benzeri afetlerin etkisini azaltmaya yönelik bir eylem planı mevcut mudur?
- Coğrafi işaretli ürünlerin korunması için modern tarım teknolojileri ve destek mekanizmaları uygulanmakta mıdır?
Bekin, devletin ilgili kurumlarının zarar tespit çalışmalarını hızla tamamlayarak üreticilerin mağduriyetini giderecek somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.
SEÇİM ANKETLERİNE SIKI TAKİP: “ŞEFFAFLIK YOKSA GÜVEN YOK”
Bekin’in ikinci önergesi ise son yıllarda kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan seçim anketlerinin güvenilirliği ve şeffaflığına ilişkin oldu. Cevdet Yılmaz’nın yanıtlaması istemiyle sunulan önergede, anketlerin seçmen davranışı üzerindeki etkisine dikkat çekildi.
Seçim dönemlerinde kamuoyunu yönlendirme potansiyeline sahip olan anketlerin; finansman kaynakları, uygulama yöntemleri ve bilimsel dayanaklarının çoğu zaman açık şekilde paylaşılmadığını belirten Bekin, bu durumun hem seçmen iradesini hem de demokratik süreci olumsuz etkilediğini ifade etti.
Önergede şu sorular öne çıktı:
- Türkiye’de seçim anketleri hangi kurumlar tarafından yapılmaktadır ve finansman kaynakları kimlerdir?
- Bu anketler kamu otoriteleri tarafından denetlenmekte midir? Yanıltıcı sonuçlar için yaptırım uygulanmakta mıdır?
- Seçim dönemlerinde anketlerin metodolojisi, finansmanı ve uygulama kriterleri kamuoyuna açıklanmakta mıdır?
Bekin, bilimsel temele dayanmayan ve şeffaf olmayan anketlerin seçmeni yanlış yönlendirdiğini belirterek, bu alanda düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
DOĞU AKDENİZ VE KIBRIS VURGUSU: “YENİ GÜVENLİK RİSKLERİ DOĞUYOR”
Açıklamalarda ayrıca Doğu Akdeniz ve Kıbrıs merkezli gelişmelere de dikkat çekildi. Kıbrıs’ın jeopolitik ve jeostratejik öneminin giderek arttığına işaret edilerek, ABD, İsrail, Yunanistan ve Fransa’nın bölgedeki hamlelerinin Türkiye açısından yeni güvenlik riskleri doğurabileceği ifade edildi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in Fransız askerlerinin konuşlandırılmasına yönelik açıklamaları ile Emmanuel Macron’un bölgeye ilişkin değerlendirmeleri “provokatif ve uluslararası dengeleri zorlayıcı” olarak nitelendirildi.
Bekin, Kıbrıs’ın küresel güçler arasında bir rekabet alanına dönüştürülmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, Türkiye’nin bu süreçte daha dikkatli ve kararlı bir strateji izlemesi gerektiğini ifade etti.
GENEL DEĞERLENDİRME
TBMM’ye sunulan bu iki ayrı önerge, bir yandan tarım sektöründe yaşanan afetlerin ekonomik ve sosyal etkilerini gündeme taşırken, diğer yandan demokratik süreçlerin sağlıklı işlemesi açısından kritik önemde olan seçim anketlerinin denetlenmesi konusunu yeniden tartışmaya açtı.
Doğan Bekin’in girişimleri, hem üreticilerin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi hem de kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından hükümetin atacağı adımların önümüzdeki süreçte daha yakından izleneceğini ortaya koyuyor.