“Siyasi hesap sandıkta, hukuki hesap mahkemede sorulur”

“Siyasi hesap sandıkta, hukuki hesap mahkemede sorulur”
Yayınlama: 30.09.2026
A+
A-

Gönül Boran Özüpak’tan Dikkat Çeken Mesaj: “Siyasi Hesap Sandıkta, Hukuki Hesap Mahkemede Sorulur”

EYT mücadelesinin öne çıkan isimlerinden Gönül Boran Özüpak, emekli ve emekçilerin yaşadığı ekonomik sorunlara ilişkin açıklamalarını sürdürüyor. Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu Kurucu Başkanı ve EYT Dernekleri Federasyonu Kurucu Başkanı Özüpak, son mesajında geçim sıkıntısından kamu kaynaklarının kullanımına, siyasi sorumluluktan hukuki hesap verebilirliğe kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Özüpak, “Siyasi hesap sandıkta, hukuki hesap mahkemede sorulur. İkisi de ertelenemez, üstü örtülemez” dedi.

Gönül Boran Özüpak, yıllardır emeklilik, emekli aylıkları, EYT düzenlemesi ve çalışanların sosyal güvenlik hakları üzerinden yürüttüğü açıklamalarla kamuoyunda gündeme geliyor.

EYT hareketinin örgütlenme sürecinde aktif rol alan Özüpak, 2023 yılında TBMM’de yapılan bir komisyon toplantısında EYT’lilerin taleplerini de doğrudan anlatmıştı. Özüpak burada, 8 Eylül 1999 öncesindeki hakların korunması ve yaş şartının geriye dönük uygulanmasına ilişkin itirazlarını dile getirmişti.

EYT düzenlemesinin hayata geçmesinin ardından ise Özüpak’ın açıklamalarında emekli aylıkları, intibak, emeklilerin geçim koşulları ve çalışanların ekonomik hakları daha fazla öne çıkmaya başladı.

2026 yılında yaptığı çeşitli açıklamalarda da emeklilerin satın alma gücü, maaşların yetersizliği ve emeklilerin yaşam koşullarına ilişkin eleştirilerini sürdürdü.

EYT mücadelesinden emekli gündemine

Gönül Boran Özüpak’ın kamuoyundaki görünürlüğü büyük ölçüde EYT mücadelesiyle bağlantılı.

EYT hareketinin dernekleşme ve federasyonlaşma sürecinde yer alan Özüpak, yıllar boyunca yaş şartının geriye dönük uygulanmasına karşı yürütülen kampanyaların öne çıkan temsilcilerinden biri oldu.

EYT Federasyonu’nun resmi internet sitesinde de Özüpak’ın EYT mücadelesine ilişkin anlatımının yanı sıra çeşitli basın açıklamaları ve etkinlikler yer alıyor.

2023 yılında EYT düzenlemesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte tartışmanın önemli bir bölümü emeklilik hakkının kazanılmasından, emekli olduktan sonra alınan aylıkların düzeyine ve emeklilerin yaşam koşullarına kaydı.

Özüpak’ın son dönem açıklamalarında da bu değişim dikkat çekiyor.

“Emekli artık vaat değil, sonuç istiyor”

Özüpak’ın 26 Eylül 2026 tarihli açıklamasında bu kez yalnızca iktidara değil, muhalefete de çağrı yaptığı görüldü.

Özüpak, emekli ve emekçilerin yıllardır geçim sıkıntısını dile getirdiğini belirterek, artık siyasi söylemlerden ziyade somut sonuç beklendiğini ifade etti.

Açıklamasında iktidara ilişkin olarak, ülkeyi yönetenlerin yasa, bütçe ve ekonomik-sosyal politikalar konusunda yetki sahibi olduğunu ve bu nedenle sorumluluk taşıdığını savundu.

Muhalefete ilişkin değerlendirmesinde ise yalnızca eleştiri yapılmasının yeterli olmayacağını, emekli ve emekçilerin taleplerinin Meclis’te ve siyasi alanda savunulması gerektiğini söyledi.

Özüpak’ın bu açıklaması, onun son dönemdeki söyleminde emekli ve emekçi sorunlarını parti ayrımı gözetmeden siyasetin tamamının gündemine taşıma eğiliminin öne çıktığını gösteriyor.

Yeni açıklamasında siyasi ve hukuki sorumluluk vurgusu

Özüpak’ın son açıklamasında ise siyasi sorumluluk ile hukuki sorumluluk arasında açık bir ayrım yaptığı görülüyor.

Özüpak,

“Siyasi hesap sandıkta, hukuki hesap mahkemede sorulur. İkisi de ertelenemez, üstü örtülemez.”

ifadelerini kullandı.

Bu sözlerle siyasi kararların seçmen tarafından sandıkta değerlendirileceği, hukuki sorumlulukların ise yargı süreçleri içerisinde ele alınması gerektiği yönündeki görüşünü ortaya koydu.

Özüpak ayrıca bu süreçlerin “pişmanlık” veya “af” gibi mekanizmalarla gündemden çıkarılmaması gerektiğini savundu.

“Millet geçinemiyor, emekli ay sonunu getiremiyor”

Özüpak’ın açıklamasının merkezinde yine emekli ve emekçilerin ekonomik koşulları yer aldı.

Türkiye’de vatandaşların geçim sıkıntısı yaşadığını, emeklilerin ay sonunu getirmekte zorlandığını ve çalışanların emeklerinin karşılığını alamadığını savunan Özüpak, ekonomik tablonun “kader” olarak görülmesine karşı çıktı.

Açıklamasında,

“Millet geçinemiyor, emekli ay sonunu getiremiyor, emekçi alın terinin karşılığını alamıyor. Bunun adı kader değildir.”

ifadelerine yer verdi.

Bu söylem, Özüpak’ın önceki açıklamalarında da öne çıkan emekli aylıklarının satın alma gücü ve geçim maliyeti tartışmasıyla örtüşüyor.

Nitekim Özüpak, 2026 yılı içerisinde yaptığı başka açıklamalarda da emeklilerin gelirlerinin yaşam maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını savunmuştu.

“Bu tablonun siyasi sorumluluğu iktidarındır”

Özüpak, ekonomik sorunların siyasi sorumluluğuna ilişkin değerlendirmesinde ise doğrudan iktidarı işaret etti.

“Bu tablonun siyasi sorumluluğu iktidarındır.”

diyen Özüpak, ekonomik ve sosyal politikaları belirleme yetkisinin iktidarda olduğunu savundu.

Özüpak’ın açıklamasında bu noktada dikkat çeken başka bir unsur ise yalnızca iktidara değil, muhalefete de sorumluluk yüklemesi.

26 Eylül tarihli açıklamasında muhalefetin görevinin yalnızca iktidarı eleştirmek olmadığını belirten Özüpak, emekli ve emekçilerin taleplerinin Meclis’te ve siyasi alanda savunulması gerektiğini ifade etti.

“Yönetmek, yoksulluk dayatmak değildir”

Özüpak, siyasi sorumluluk tartışmasını yönetim anlayışı üzerinden de sürdürdü.

Açıklamasında,

“Yönetmek; vatandaşa sabır, fedakârlık ve yoksulluk dayatıp hesabı başkasına kesmek değildir.”

ifadelerini kullandı.

Bu sözler, Özüpak’ın emekli ve emekçilerin ekonomik sorunlarını yalnızca ücret veya aylık artışı üzerinden değil, doğrudan kamu politikaları ve yönetim tercihleri bağlamında ele aldığını gösteriyor.

Kamu kaynakları konusunda sert mesaj

Açıklamanın en sert bölümlerinden biri ise kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin oldu.

Özüpak, kamu gücünün kişisel çıkar amacıyla kullanılmaması gerektiğini belirterek, kamu kaynaklarının belirli kişiler veya çevreler için zenginleşme aracına dönüştürülmesi iddialarının araştırılması gerektiğini savundu.

Açıklamasında,

“Kamu gücünü kişisel çıkarına kullanan, kamu kaynaklarını kendisi veya çevresi için zenginleşme aracına dönüştürenler ve daha da kimler varsa halka açıklanarak kuruşuna kadar cezasıyla hesabı sorulmalıdır.”

ifadelerini kullandı.

Buradaki ifadeler Özüpak’ın değerlendirmeleri ve iddiaları niteliğinde. Açıklamada belirli bir kişi veya kuruma yönelik somut bir isimlendirme yapılmadı.

“Milletin hakkı yenmiş”

Özüpak, kamu kaynakları ve vatandaşların hakları konusundaki değerlendirmesini “milletin hakkı” vurgusuyla sürdürdü.

“Milletin hakkı yenmiş.”

ifadesini kullanan Özüpak, bu tür iddiaların unutulmaması ve üzerinin kapatılmaması gerektiğini belirtti.

Açıklamanın devamında,

“Susulmaz, unutulmaz, üzeri kapatılmaz.”

mesajını verdi.

Bu ifadelerle Özüpak, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemine dikkat çekti.

“Makam ve siyasi güç dokunulmazlık zırhı değildir”

Özüpak’ın açıklamasında siyasi makamların hukuki sorumluluktan bağımsız olmadığı görüşü de öne çıktı.

“Makam, güç ve siyasi nüfuz hukuki dokunulmazlık zırhı değildir.”

diyen Özüpak, kamu görevinde bulunan kişilerin de hukuki süreçler çerçevesinde sorumluluklarının değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Bu mesajın devamında ise siyasi hesap ile hukuki hesabın farklı mekanizmalar üzerinden ele alınması gerektiğini yineledi.

EYT sonrası Özüpak’ın gündemi değişti mi?

Özüpak’ın açıklamalarındaki değişim, EYT düzenlemesinin yürürlüğe girmesinden sonra daha net görülüyor.

EYT mücadelesinin yoğun olduğu dönemde temel gündem, yaş şartı nedeniyle emeklilik hakkının ertelenmesi ve 8 Eylül 1999 öncesindeki sigortalılık koşullarının korunmasıydı.

TBMM’deki 2023 tarihli komisyon tutanağında Özüpak, EYT mücadelesinin uzun yıllara yayıldığını ve temel taleplerinin 8 Eylül 1999 öncesindeki hakların korunması olduğunu ifade etmişti.

Bugün ise Özüpak’ın açıklamalarında emekli olduktan sonra ortaya çıkan sorunlar daha geniş yer tutuyor.

Emekli aylığının seviyesi, aylıklar arasındaki farklar, intibak talebi, geçim maliyeti ve emekçilerin ücretleri son dönemdeki açıklamalarının öne çıkan başlıkları arasında.

2026 yılı içerisinde yaptığı açıklamalarda da “intibak”, emekli aylıklarının alım gücü ve emeklinin geçim koşullarına ilişkin taleplerini gündeme getirdi.

“EYT bir yük değil, kazanılmış haktır” çıkışı

Özüpak’ın EYT sonrasındaki açıklamalarında dikkat çeken bir diğer konu ise EYT düzenlemesinin maliyetine ilişkin tartışmalar.

Şubat 2026’da EYT’nin “devlete yük” olarak nitelendirilmesine tepki gösteren Özüpak, EYT’nin yıllarca prim ödemiş çalışanların kazanılmış hakkı olduğunu savundu.

Özüpak’ın açıklamasına göre EYT, “verilmiş emeğin ve kazanılmış hakkın haklıya iade edilmesi” olarak değerlendirilmeliydi.

Bu yaklaşım, Özüpak’ın EYT konusundaki temel söyleminin düzenleme sonrasında da devam ettiğini gösteriyor.

Emekli aylıkları ve “intibak” talebi

Özüpak’ın son dönemdeki açıklamalarında emekli aylıkları arasındaki farklar ve intibak konusu da önemli yer tutuyor.

2026 yılı içerisinde yapılan açıklamalarda, emeklilerin geçmişte ödedikleri prim ve kazançlarının emekli aylıklarına daha adil biçimde yansıtılması gerektiği yönündeki görüşler dile getirildi.

Özüpak’ın savunduğu yaklaşımda emekli aylıklarının yalnızca dönemsel zamlarla değil, prim ve kazanç geçmişi dikkate alınarak daha adil bir sistem içerisinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

“Müjde değil, adaletli paylaşım” vurgusu

Özüpak, 2026 yılı içerisinde emeklilere yönelik bazı ekonomik düzenlemeler ve açıklamalar hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Mart 2026’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emeklilere yönelik bir açıklamasına ilişkin değerlendirmesinde Özüpak, emeklilerin yalnızca dönemsel ikramiye veya “müjde” beklentisi içinde olmadığını, daha kalıcı ve adil bir gelir sistemi talep ettiğini savundu.

Bu açıklama da Özüpak’ın emekli politikalarına yaklaşımındaki temel noktayı ortaya koyuyor:

Geçici ödemeler yerine kalıcı gelir ve hak düzenlemeleri.

Özüpak’ın söyleminde üç temel başlık

Gönül Boran Özüpak’ın son dönemdeki açıklamaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde üç temel başlık öne çıkıyor:

1. EYT hakkının korunması

Özüpak, EYT düzenlemesini uzun yıllara yayılan örgütlü mücadelenin sonucu olarak değerlendiriyor ve EYT’lilerin kazanılmış haklarının tartışma konusu yapılmasına karşı çıkıyor.

2. Emeklinin geçim koşulları

EYT sonrasında gündemin emekli aylıklarının satın alma gücüne kaydığı görülüyor. Özüpak, emekli aylıklarının yaşam maliyetleri karşısındaki durumunu ve intibak konusunu gündemde tutuyor.

3. Siyasi ve hukuki hesap verebilirlik

Son açıklamasında ise Özüpak, emekli ve emekçilerin ekonomik sorunlarını siyasi sorumluluk ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik tartışmasıyla birleştirdi.

“Siyasi hesap sandıkta, hukuki hesap mahkemede” sözleri bu yaklaşımın en belirgin ifadesi oldu.

EYT’den daha geniş bir emekli hareketine

Gönül Boran Özüpak’ın siyasi ve ekonomik gündeme ilişkin açıklamaları, EYT hareketinin başlangıçtaki temel talebinden daha geniş bir emekli-emekçi gündemine doğru genişlediğini ortaya koyuyor.

İlk dönemde merkezde emeklilik yaşına ilişkin hak talepleri bulunurken, sonraki dönemde emekli aylıklarının seviyesi, intibak, geçim maliyeti, emekçilerin ücretleri ve sosyal güvenlik sisteminin geleceği gibi başlıklar daha fazla öne çıkıyor.

EYT Federasyonu’nun resmi sitesinde de yıllar içerisinde EYT mücadelesiyle ilgili açıklama ve etkinliklerin yanı sıra Özüpak’ın EYT yolculuğuna ilişkin içerikler yer alıyor.

“Emanet milletindir”

Özüpak’ın son açıklamasının finalinde ise iktidar kavramına ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yer aldı.

“İktidar olmak ayrıcalık değil emanettir. O emanet milletindir.”

Özüpak, siyasi sorumluluğun seçimlerde, hukuki sorumluluğun ise yargı süreçlerinde değerlendirilmesi gerektiği yönündeki görüşünü,

“Hesabını da millet soracaktır.”

sözüyle tamamladı.

Özüpak’ın açıklamasından öne çıkan mesajlar

  • Emekli ve emekçinin geçim sorunlarının görmezden gelinmemesi gerektiğini savunuyor.
  • Ekonomik tablonun siyasi sorumluluğunun iktidarda olduğunu ifade ediyor.
  • Muhalefetin de yalnızca eleştiriyle yetinmemesi gerektiğini belirtiyor.
  • EYT’nin bir “yük” değil, kazanılmış hak olduğu görüşünü sürdürüyor.
  • Emekli aylıklarında adalet ve intibak talebini gündemde tutuyor.
  • Kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısı yapıyor.
  • Siyasi sorumluluk ile hukuki sorumluluğun farklı süreçlerde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Gönül Boran Özüpak’ın son açıklaması, böylece yalnızca güncel ekonomik koşullara yönelik bir değerlendirme olarak değil, EYT mücadelesinden emeklilerin bugünkü sorunlarına uzanan daha geniş bir hak arayışı söyleminin devamı olarak öne çıktı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo