Kurucu Genel Başkan Ayşenur Sevim liderliğindeki Altay Tuna Partisi, Türkiye siyasetinde alışılmış söylemlerin dışına çıkarak dikkat çeken bir sosyal politika hamlesiyle gündeme geldi. “Siyasette İnsani Devrim: Yaşam Hattı” vizyonuyla duyurulan kapsamlı program, özellikle artan toplumsal yalnızlık, ekonomik baskılar ve ruh sağlığı sorunlarına karşı bütüncül bir çözüm modeli sunmayı hedefliyor.
“Yaşatmak En Büyük Projedir”
Parti tarafından yapılan açıklamalarda, son yıllarda toplumda giderek derinleşen umutsuzluk, yalnızlık ve gelecek kaygısına dikkat çekildi. Sokaktaki bireyin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik yükler altında ezildiği vurgulanırken, bu durumun artık göz ardı edilemeyecek bir toplumsal mesele haline geldiği ifade edildi.
Bu çerçevede parti, klasik siyasi vaatlerin ötesine geçerek “İntihar Önleme ve Psikososyal Destek Programı”nı kamuoyuna duyurdu. Programın temel yaklaşımı ise “Bir kişi bile eksilmeyeceğiz” ilkesi üzerine kurulu.

7/24 Umut Hattı ve Uzman Destek Ağı
Hazırlanan program kapsamında hayata geçirilmesi planlanan uygulamalar arasında şu başlıklar öne çıkıyor:
- 7/24 Umut Hattı: Kriz anında destek arayan bireyler için anonim ve güvenli iletişim imkânı sunulacak.
- Uzman Dayanışma Ağı: Psikolog, psikiyatrist ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan gönüllü ekiplerle profesyonel yönlendirme sağlanacak.
- Çözüm Masası: Psikolojik sorunların yanı sıra ekonomik ve hukuki problemlere yönelik destek mekanizmaları kurulacak.
- Sıfır Damgalama Politikası: Ruh sağlığı desteği almanın bir hak olduğu vurgulanarak süreçlerin gizlilik ve saygı çerçevesinde yürütüleceği belirtildi.
Ruh Sağlığı “Milli Güvenlik Meselesi” Olarak Tanımlandı
Parti yetkilileri, toplum ruh sağlığının yalnızca bireysel bir konu olmadığını, aynı zamanda sosyal bütünlük açısından kritik bir unsur olduğunu belirterek bu alanı “milli güvenlik meselesi” olarak değerlendirdi. Yapılan açıklamalarda, bir bireyin hayata bağlanmasının en büyük toplumsal yatırım olduğu vurgulandı.
Modern ve Çok Katmanlı Müdahale Modeli
Program, yalnızca kriz anlarına değil, kriz öncesi ve sonrası süreçlere de odaklanan çok katmanlı bir sistem içeriyor:
- Sürekli Temas Modelleri: Taburcu sonrası bireylere gönderilen destek mesajları ve düzenli telefon takipleri
- Dijital Çözümler: Mobil uygulamalar, e-güvenlik planları ve giyilebilir teknolojilerle anlık risk takibi
- Toplum Temelli Yaklaşımlar: Akran desteği, evde hizmet modeli ve “güvenli evler”
- İnovatif Terapiler: Özellikle Diyalektik Davranış Terapisi gibi bilimsel temelli yaklaşımlar
“Sıfır İntihar” Hedefi
Programın en dikkat çekici yönlerinden biri ise “Sıfır İntihar” hedefi. Bu modelde, bireylerin sistem içinde kaybolmaması için tüm destek mekanizmalarının bir ağ gibi birbirine entegre edilmesi planlanıyor. Kriz anından uzun vadeli takibe kadar uzanan “süreklilik zinciri” ile bireyin her aşamada desteklenmesi amaçlanıyor.
Siyasette Yeni Bir Dil mi?
Uzmanlara göre bu yaklaşım, Türkiye’de siyasetin uzun süredir ihmal ettiği “insan odaklı politika üretimi” açısından önemli bir örnek olabilir. Ekonomik ve politik vaatlerin ötesine geçen bu model, doğrudan insan hayatını merkeze almasıyla farklılaşıyor.
Kurucu Genel Başkan Ayşenur Sevim’in öncülüğünde şekillenen bu girişim, yalnızca bir sosyal politika değil, aynı zamanda siyasetin temel amacına dair güçlü bir hatırlatma olarak değerlendiriliyor:
“Mesele seçim kazanmak değil, insanı kazanmaktır.”