Serbest Denetçi ve Mali Müşavir Selma Çalışır’ın Analizi
Toplumların kaderi yalnızca sandıkla değil, ekonomik gerçekliklerle de şekilleniyor. İnsanların günlük yaşamında karşılaştığı ekonomik sorunlar, gelir kayıpları ve gelecek kaygıları, siyasi tercihleri doğrudan etkiliyor. Serbest Denetçi ve Mali Müşavir Selma Çalışır, “Siyaset, hayatın nasıl paylaşılacağına dair büyük bir tartışmadır” diyerek ekonomik sorunların siyaseti nasıl biçimlendirdiğine dikkat çekiyor.
Günümüzde hem Türkiye’de hem de dünyada vatandaşlar yalnızca “kim yönetsin?” sorusunu sormuyor; aynı zamanda “nasıl bir düzen içinde yaşayacağız?” sorusunu gündeme getiriyor. Çalışır’a göre bu noktada sağ, sol ve İslami siyaset farklı yanıtlar sunuyor:
Sağ Siyaset:
Sağ siyaset, bireysel girişimi, sermayeyi ve piyasa ekonomisini önceliyor. Geleneksel toplumsal yapıyı korumayı ve devletin ekonomiye müdahalesini sınırlamayı savunuyor. Teoride, üretimi ve ekonomik büyümeyi hızlandırdığı öne sürülse de, uygulamada kontrolsüz piyasa politikaları gelir dağılımındaki uçurumu büyütebiliyor. “Güçlü daha güçlü, zayıf ise daha kırılgan hale geliyor,” diyor Çalışır.
Sol Siyaset:
Sol siyaset, emeği ve sosyal adaleti merkeze alıyor. Sosyal devlet anlayışıyla gelir dağılımında eşitliği sağlamak, kamusal hizmetleri güçlendirmek ve eğitim, sağlık ile sosyal güvenlik alanında devletin koruyucu rolünü artırmak istiyor. Ancak aşırı bürokrasi ve devlet yükü zaman zaman üretim dinamizmini yavaşlatabiliyor.
İslami Siyaset:
İslami siyaset ise ahlak merkezli bir ekonomik düzeni savunuyor. Faizin sınırlandırıldığı, kul hakkının gözetildiği, zekât ve paylaşım kültürünün ekonomik sisteme dahil edildiği bir yaklaşımı öne çıkarıyor. Çalışır’a göre modern devlet yapılarında İslami siyasetin en büyük sınavı, söylem ile uygulama arasındaki mesafeyi kapatabilmek. Çünkü adalet yalnızca dini söylemle değil, hukuk, liyakat ve şeffaflıkla sağlanabiliyor.
Ekonomik krizlerin yalnızca rakamlarla ifade edilemeyeceğini vurgulayan Çalışır, “Yoksullaşan toplumlarda önce umut azalır. Umudun azaldığı yerde insanlar ya öfkeye ya da sessizliğe yönelir. Siyasetin en kritik görevi, insanları kutuplara ayırmadan ortak bir gelecek duygusu oluşturmaktır,” diyor.
Günümüz çağında sağ siyasetin üretim gücü, sol siyasetin sosyal adalet vurgusu ve İslami düşüncenin ahlaki hassasiyetine aynı anda ihtiyaç duyuluyor. İnsanlar artık ideolojik sloganlardan çok; adalet, güven ve yaşam kalitesi görmek istiyor. Ekonomisi bozulan toplumlarda yalnızca para değil, toplumsal vicdan da değer kaybediyor.
Selma Çalışır’ın tespitine göre gerçek siyaset, insanı merkeze alan, hukuku koruyan, üretimi destekleyen ve sosyal adaleti unutmayan siyasettir. “Artık asıl mesele sağ mı, sol mu, İslami mi tartışması değil; kimin gerçekten insan onurunu koruyan bir düzen kurabileceğidir,” diyor.
Ekonomik krizlerin, ideolojik tartışmaların ve siyasetin gündem belirlediği bu dönemde, vatandaşların talebi net: Yaşam kalitesini artıracak, adaleti ve güveni sağlayacak bir siyaset anlayışı.