Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde; Bugün , Merinos Atatürk Kültür Merkezi’nde TÜYAP tarafından düzenlenen kitap fuarını ziyaret ettim. Alp Dağıtım yazarlarının imza günü etkinliğine katıldım. Yazarların ısrarına karşın, gösterilen yere oturmadım. Gerekçesini şöyle açıkladım. “Sanatın ve sanatçının karşısında ayakta dururum.” Bunun üzerine yazar arkadaşım Mükerrem Şehitoğlu, “bu sözden bir yazı çıkar” diyerek beni destekledi. Esin kaynağımın sözünü dinleyerek bu yazıyı yazdım. Umarım beğenirsiniz.
Sanat, insanın kendini aşma çabasının en güzel, en incelikli anlatımıdır.. Bir tuvale yansıyan renklerde, bir notanın titreşiminde ya da bir sahnenin ışığında insan ruhunun en derin katmanları görünür olur. Sanat, yalnızca estetik bir haz sunmaz; aynı zamanda insanı düşündürür, sarsar, dönüştürür. Bu yüzden sanat, sıradan bir uğraş değil, insanlığın ortak vicdanıdır.
Sanatçı ise bu vicdanın sesi, bu aynanın taşıyıcısıdır. O, çoğu zaman başkalarının dile getiremediğini söze, renge, eyleme, notaya dönüştürür. Kimi zaman bir toplumun acısını haykırır, kimi zaman umutlarını fısıldar. Sanatçının emeği yalnızca yetenekle açıklanamaz; o, sabrın, cesaretin ve içsel bir yolculuğun ürünüdür. Bu nedenle sanatçıya duyulan saygı, aslında insanın kendisine duyduğu saygının bir yansımasıdır.
Bir sanat eserinin ardından ayağa kalkmak, yalnızca bir alkış değildir. Bu davranış, “Seni anlıyorum, emeğini görüyorum ve sana değer veriyorum” demenin en yalın, en içten ve en güçlü göstergesidir. Ayağa kalkmak, sanatın karşısında eğilmek değil, onunla birlikte yükselmektir. Çünkü sanat, insanı yüceltir; ona daha iyi, daha güzel ve daha anlamlı bir yaşamın olanaklı olduğunu anımsatır.
Günümüzde hızın ve tüketimin egemen olduğu bir dünyada, sanatın değeri çoğu zaman göz ardı edilebiliyor. Oysa sanat, insanı insan yapan en temel unsurlardan biridir. Bir toplumu ileriye taşıyan yalnızca teknoloji ya da ekonomi değildir; aynı zamanda o toplumun sanata ve sanatçıya verdiği değerdir.
Sanatın olmadığı bir yerde duyarlılık körelir, hayal gücü zayıflar ve insan, kendi iç dünyasına yabancılaşır. Bu yüzden sanat ve sanatçı ayakta alkışlanır. Çünkü onlar, yaşamın gürültüsü içinde bize kendimizi anımsatanlardır. Çünkü onlar, görünmeyeni görünür kılan, söylenmeyeni dile getiren cesur yüreklerdir. Ve çünkü sanat, alkıştan çok daha fazlasını hak eder: Anlaşılmayı, korunmayı ve yaşatılmayı…
Ayağa kalkmak, sadece bir jest değil, bir bilinçtir. Sanata ve sanatçıya gösterilen bu saygı, aslında geleceğe duyulan saygıdır. Çünkü sanat varsa umut vardır. Ve umut, her zaman ayakta karşılanır.