Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;
Toprağa atılan her tohum, içinde geleceğin umudunu taşır. İnsan da yaşadığı topluma ektiği değerlerle geleceği biçimlendirir. Eğer sevgi ekerse barışı, bilgi ekerse aydınlığı, sanat ekerse güzelliği biçer.
Sanat, yalnızca bir resim yapmak, bir türkü söylemek ya da bir şiir yazmak değildir. Sanat, insanın dünyaya estetik bir gözle bakabilme yeteneğidir. Güzeli görebilmek, güzeli düşünebilmek ve güzeli üretebilmektir. Çünkü güzellik, önce insanın içinde filizlenir; sonra sözcüklere, renklere, seslere ve yaşamın kendisine yansır.
Sanatla büyüyen birey, farklılıkları tehdit olarak değil, zenginlik olarak görür. Bir tabloya bakan göz, doğanın renklerini daha iyi fark eder. Bir senfoniyi dinleyen kulak, yaşamın sessizliğindeki ezgileri duyar. Bir roman okuyan insan ise yalnızca kahramanları değil, kendi vicdanını da tanımaya başlar. İşte sanatın gerçek gücü burada yatar: İnsanı daha duyarlı, daha anlayışlı ve daha özgür kılar.
Sanatın olmadığı yerde hayat yalnızca kuralların ve zorunlulukların içinde sıkışır. İnsan üretir ama hissedemez; konuşur ama anlatamaz; bakar ama göremez. Oysa sanat, ruhun nefesidir. Yaşamı sıradanlıktan kurtarır, ona anlam ve derinlik kazandırır. Bir toplumun estetik düzeyi yükseldikçe, insan ilişkileri de incelir. Kaba sözlerin yerini nezaket, öfkenin yerini hoşgörü, yıkıcılığın yerini üretkenlik almaya başlar.
Bu nedenle sanat, bir ülkenin geleceğine yapılan en değerli yatırımlardan biridir. Sanata ayrılan her kaynak, aslında insana ayrılmıştır. Tiyatrolar, konser salonları, kütüphaneler, galeriler ve kültür merkezleri yalnızca etkinlik yapılan mekânlar değil; güzelliğin üretildiği, paylaşıldığı ve çoğaltıldığı yaşam alanlarıdır.
Sanatçı da toprağa tohum atan bir çiftçi gibidir. Eserini bugün üretir; ama onun etkisi yıllar sonra bile insanların düşüncelerinde ve duygularında yaşamaya devam eder. Büyük sanat eserlerinin kuşakları aşmasının nedeni de budur. Onlar, insanlığın ortak bahçesine ekilmiş güzellik tohumlarıdır.
“Sanat eken güzellik biçer” sözü, yalnızca sanatçılar için değil, toplumun her bireyi için bir çağrıdır. Çünkü sanatla buluşan her insan, yaşadığı çevreye biraz daha incelik, biraz daha umut ve biraz daha ışık taşır. Güzellik kendiliğinden ortaya çıkmaz; emek ister, duyarlılık ister, hayal gücü ister. Sanat ise bütün bunların ortak adıdır.
Sonuç olarak, geleceği daha yaşanabilir kılmanın yolu yalnızca teknolojiden, ekonomiden ya da siyasetten geçmez. Kalıcı güzellikler, sanatın insan ruhuna bıraktığı izlerle oluşur. Bir toplum ne kadar çok sanat üretir, sanatı ne kadar çok destekler ve çocuklarını sanatla buluşturursa, o kadar çok güzellik biçer. Çünkü sanatın ekildiği yerde yalnızca eserler değil; umut, zarafet ve insanlık da yeşerir.