Özgürlük Meşalemiz Cumhuriyet

Özgürlük Meşalemiz Cumhuriyet
Yayınlama: 28.10.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Nihal Cevher makalesinde;

Her yıl 29 Ekim geldiğinde içimizi kaplayan o tatlı heyecan, gökyüzünü kaplayan al bayrakların kırmızısı ve sokakları çınlatan marşlar.
Bize yaşama sevinci veren bu coşku, bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun, kendi kaderini kendi ellerine alışının hikayesidir.

Peki, bugün huzurla uyandığımız her sabahın, özgürce yürüdüğümüz sokakların arkasında nasıl bir fedakarlık yatıyor?

Cumhuriyet, gümüş tepsilerde sunulmuş bir hediye değildir. Bugün harita üzerinde gördüğümüz bu topraklar yoksulluğun, yorgunluğun ve imkansızlıkların pençesindeki bir milletin mucizesidir.

Kurtuluş Savaşı yıllarını düşünün…
Bir yanda birinci dünya savaşından çıkmış, ordusu terhis edilmiş, kaynakları tükenmiş bir memleket,diğer yanda vatanını vermemek için and içmiş bir halk.

Cephede sadece profesyonel askerler yoktu. Sırtında mermi taşıyan Elif analar, kucağındaki bebeğinin üzerindeki battaniyeyi ıslanmasın diye top mermisinin üzerine örten fedakar kadınlar, okul çağında eline tüfek alan gencecik çocuklar ve saçına ak düşmüş dedeler vardı.

O günlerde Türk milleti kadını, erkeği, yaşlısı ve genciyle tek bir yürek olup imkansızı başardı.

Savaş kazanılmıştı ancak asıl mücadele yeni başlıyordu. Yıkılmış, okuma yazma oranı yok denecek kadar az olan, altyapısı kalmamış bir ülkeyi geleceğe taşımak gerekiyordu.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir!” diyerek 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan etti.

Cumhuriyet sadece bir yönetim şekli değişimi değildi, bir zihniyet devrimiydi.
Kendi geleceğini tayin edemeyen halk, bir gecede kendi kendinin efendisi oldu.
Kadınlar, dünyadaki pek çok gelişmiş ülkeden çok daha önce seçme ve seçilme hakkına kavuştu.Toplumsal hayatın en eşsiz parçası haline geldi.

Eğitimde, sanayide, hukukta ve bilimde başlatılan hamlelerle çağdaş dünyayla yarışan bir Türkiye’nin temelleri atıldı.

Ya Cumhuriyet Olmasaydı?

Bugün aldığımız her özgür nefeste, fikirlerimizi özgürce ifade edebilmemizde, eğitim görebilmemizde ve eşit birer vatandaş olarak yaşayabilmemizde Cumhuriyetin imzası var.

Bazen durup düşünmek gerekir..
Eğer o gün o cesur karar alınmasaydı, kul veya tebaa olmaktan öteye gidemeyen, kendi geleceğinde söz hakkı bulunmayan, başkalarının iradesine bağımlı bir toplum olmaya devam edebilirdik. Kadının adı toplumda anılmaz, çağdaş bilim ve sanattan uzak, geçmişin vizyonsuzluğuna hapsedilmiş bir yaşam sürebilirdik.
Bugün sahip olduğumuz, “normal” saydığımız pek çok hak ve kolaylık,aslında bir zamanlar hayal bile edilemeyen kazanımlardı.

Bugün sıcak evlerimizde, özgür bir gökyüzünün altında başımız dik yaşıyorsak, bunu başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, onun silah arkadaşlarına ve bu topraklar uğruna canını ortaya koyan isimsiz kahramanlarımıza borçluyuz.

Atatürk’ün “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz” sözü, her birimize verilmiş kutsal bir emanettir.
Cumhuriyete sahip çıkmak,çok çalışmak, üretmek, bilimin ve aklın ışığından ayrılmamaktır.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Bize bu özgür vatanı armağan edenlere minnetle…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo Yüz Ağdası