İletişim danışmanı Özgür Aras, 33 yıllık kariyer yolculuğunu ve sanat dünyasında edindiği deneyimleri anlattı. Tümay Özokur’un sunduğu “Mor Sorular” programına konuk olan Aras; Zerrin Özer’den Sezen Aksu’ya, Simge ve Deniz Seki’den sektördeki menajerlik anlayışına kadar pek çok konuda açıklamalarda bulundu.
Çocukluk hayalinin özel kalem müdürlüğü olduğunu söyleyen Aras, kariyerinin bambaşka bir yöne ilerlemesinde Zerrin Özer’le tanışmasının önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti.
Mesleğe başladığı yıllarda Zerrin Özer’in kendisi için çok özel bir yere sahip olduğunu anlatan Özgür Aras, “Ben Zerrin Özer okulu mezunuyum. Taparım ona, taparım” dedi.
Mesleğin temelini Özer’den öğrendiğini ifade eden Aras, “Zerrin Özer olmasaydı ben buralarda olamazdım” sözleriyle kariyerinde kendisine katkı sağlayan isimleri unutmadığını dile getirdi.
Sektördeki menajerlik anlayışına da değinen Aras, kendisini hiçbir zaman menajer olarak tanımlamadığını söyledi.
“Ben o yüzden kendime hiçbir zaman menajer dedirtmedim. Ben çantacılık yapmıyorum” diyen Aras, kariyerinin farklı dönemlerinde basın danışmanı, halkla ilişkiler uzmanı ve iletişim danışmanı olarak çalıştığını anlattı.
Mesleğine yatırım yapmanın önemine dikkat çeken Aras, sektörde network üzerinden ilerleyen anlayıştan kendisini ayrı tuttuğunu belirterek, “Mesleğime emek harcıyorum” dedi.
33 yıllık meslek hayatının kendisine kazandırdığı en önemli değerlerden birinin tecrübe olduğunu söyleyen Aras, bu deneyimin maddi yollarla elde edilemeyeceğini ifade etti.
“Her şeyi parayla satın alabilirsin ama tek bir şeyi satın alamazsın: Tecrübe” diyen Aras, tecrübenin yanı sıra kurulan iş bağlantılarının da iletişim sektöründe önemli olduğunu vurguladı.
Günümüzde popülerliğin çok hızlı tüketildiğini belirten Özgür Aras, sanat dünyasında kalıcı olmanın yolunun marka olmaktan geçtiğini söyledi.
“Popülerlik geçici. Hele günümüzde popcorn gibi. Bir mısır patlıyor. Tüketim çağındayız” diyen Aras, “Popülerlik geçici, marka olmak önemli. Ve çok az marka olabilen var” ifadelerini kullandı.
Yeni nesil müzik gruplarından Manifest’in başarısına da değinen Aras; doğru ekip, şarkı seçimi, marka iş birlikleri ve planlamanın bir sanatçının kariyerinde önemli rol oynadığını söyledi.
İletişim danışmanlığının yanı sıra gazetelerde ve dergilerde yazan, radyo ve televizyon programları hazırlayan Aras, farklı alanlarda edindiği deneyimlerin kendisine geniş bir bakış açısı kazandırdığını anlattı.
Yazmaya çok küçük yaşta başladığını belirten Aras, 11 yaşındayken Bodrum’da yerel bir gazetede köşe yazıları yazmaya başladığını söyledi.
Bugüne kadar 14 kitap yayımlayan Aras, kitaplarında magazin dünyasındaki dedikodular yerine kendi yaşadığı olaylara, duygulara ve anılara yer vermeyi tercih ettiğini ifade etti.
33 yıllık kariyerine rağmen geçmişe dönme fırsatı olsa aynı mesleği seçmeyebileceğini söyleyen Aras, çocukluk hayalinin siyaset dünyasında bir milletvekili ya da bakanın özel kalem müdürü olmak olduğunu açıkladı.
“Ben bu mesleği yapmak istemezdim. Çünkü benim çocukluk hayalim milletvekilinin veya bir bakanın özel kalem müdürü olmaktı” diyen Aras, eğitim tercihini de bu hedef doğrultusunda yaptığını belirtti.
Zerrin Özer’le tanışmasının hayatının yönünü değiştirdiğini anlatan Aras, dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu:
“O işi yapıyor olsaydım şu anda ben Sayın Cumhurbaşkanının özel kalem müdürü olmuştum.”
Kendisinden sık sık “vefalı” olarak söz edildiğini belirten Özgür Aras, vefayı ise geçmişe sahip çıkmak olarak tanımladı.
“Ben vefa için bir şey yapmıyorum. Ben geçmişime sahip çıkıyorum. Geçmişteki anılarıma… Anılar çok önemli benim için. Birinden bir şey öğreniyorsam o anılar benim için çok kıymetli” diyen Aras, hayatındaki insanların ve yaşadığı deneyimlerin kendisi için taşıdığı öneme dikkat çekti.
Hayatında güvenin önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Aras, İstanbul’a ilk geldiği ve yaşam mücadelesi verdiği gençlik yıllarındaki kendisine bugün bir şey söyleme fırsatı olsa bunun “Güvendesin” olacağını ifade etti.
“Benim için en önemli şey güven. Birilerine güveniyor olabilmek benim için çok değerli. O yüzden ben tek başıma bir hayat sürebilirim. Kimseye ihtiyacım yok” dedi.
Özgür Aras, annesinin meme kanseri geçirdiği dönemde Sezen Aksu’nun kendisine ve annesine verdiği desteği de anlattı.
O dönemde Aksu ile birlikte çalışmadıklarını özellikle belirten Aras, sanatçının herhangi bir karşılık beklemeden yanlarında olmasının kendisi için çok özel bir anlam taşıdığını söyledi.
“O dönemki o sıcaklık, ‘Arkanızdayım, yanınızdayım, bu dönemler geçecek’ hissiyatı benim kalbimde bambaşka bir kapı açtı” diyen Aras, Aksu’ya duyduğu sevgi ve saygının çok özel olduğunu ifade etti.
Aras, annesinin yaşadığı süreç üzerinden erken teşhisin önemine de dikkat çekti.
Kariyerindeki en zorlu süreçlerden birinin Deniz Seki ile yaşadığı 3,5 yıllık dönem olduğunu belirten Aras, bu süreçte yaşadıklarının kendisine önemli hayat dersleri verdiğini söyledi.
Bu dönemde sosyal sorumluluk çalışmalarına da ağırlık verdiğini anlatan Aras, yaşadıklarının özgürlüğün değerini daha iyi anlamasını sağladığını dile getirdi.
Programın hızlı sorular bölümünde “Gündem yaratmak mı, prestiji korumak mı?” sorusuna “Prestiji korumak” yanıtını veren Aras, bir iletişimcinin sahip olması gereken en önemli özelliklerden birinin öngörü olduğunu söyledi.
Kriz yönetimindeki yaklaşımını ise “Susman gerektiği yerde sus, konuşman gerektiği yerde konuş” sözleriyle özetledi.
İletişimde açık sözlü olmaktan vazgeçmediğini belirten Aras, “Dobra ve açık olmak her zaman bana kazandırdı” dedi.
Basın ve sanatçı ilişkilerinin yıllar içerisinde değiştiğini söyleyen Aras, buna rağmen iletişimde vazgeçmediği en önemli unsurun “temas” olduğunu ifade etti.
Birlikte çalıştığı sanatçılarla yalnızca profesyonel bir ilişki kurmadığını belirten Aras, karşılıklı güvenin ve yakınlığın çalışma sisteminin önemli bir parçası olduğunu söyledi.
“Ben hizmet ettiğim her ünlüyle o aile bağını kuramazsam bir şekilde başarılı olamıyorum. Bunu yıllar içinde tecrübe ettim” diyen Aras, sanatçı ve iletişim danışmanı arasındaki ilişkinin güven temelinde kurulması gerektiğini vurguladı.
Günümüzde “viral olmak” ile “hit olmak” kavramlarının birbirine karıştırıldığını söyleyen Özgür Aras, iki kavram arasındaki farkı şöyle anlattı:
“Günümüzde hit olmakla viral olmak çok karıştırılıyor. Viral olmak, bir şarkının sosyal medyada kısa sürede milyonlara ulaşması ve çok konuşulması demek. Ama bu her zaman gerçek başarı anlamına gelmiyor; viral olan bir şey aynı hızla unutulabiliyor.”
Hit olmanın ise daha uzun soluklu bir başarı olduğunu belirten Aras, “Hit olmak ise şarkının geniş kitlelere ulaşması, radyolarda çalması, listelere girmesi ve en önemlisi uzun süre dinlenerek kalıcı olmasıdır. Benim için viral olmak görünürlük, hit olmak ise kalıcılıktır. Asıl başarı da o kalıcılığı yakalayabilmek” dedi.
Programın sonunda şöhret dünyasında yer almak isteyenlere de mesaj veren Özgür Aras, 33 yıllık kariyerinden çıkardığı en önemli derslerden birini şu sözlerle özetledi:
“Şöhret gelip geçici bir şey. Hayatta başka değerler var.”
Sanat, medya ve iletişim dünyasında 33 yılı geride bırakan Aras, başarının yalnızca popülerlikle ölçülemeyeceğini; tecrübe, güven, öngörü, temas ve profesyonelliğin yanı sıra kalıcı bir marka olabilmenin de önemli olduğunu vurguladı.