Geçmiş dönem PM Üyesi Güler Buğday makalesinde;
1 Mayıs emeği sömürmeyenlere, haklarını direnip almayı bilenlere, demokrasi ve barıştan insanca yaşamaktan vazgeçmeyen tüm emekçilere bayram olsun
Bazen öyle bir duruma gelirsiniz ki içinizden ne yazmak ne de tek kelime konuşmak gelir.
Bu anlar genellikle umudun tükendiği, çıkış yollarının kapandığı, karanın ak, yanlışın doğru, ahlaksızlığın, vicdansızlığın, yolsuzluğun, haksızlığın, hukuksuzluğun hükümdar olduğu zamanlardır.
Ülkede her alanda kıyamet koparken, ‘Laik Demokratik Cumhuriyet’in,’ demokrasiyi ve yargıyı araç yapan insanların taarruzunda her gün bir kalesi yıkılırken; İnsanların körleştiği, suskunlaştığı, yozlaştığı, gerçekleri görmezden gelip araziye uymak için minareye kılıf örttüğü günlerdir.
En önemlisi hükmedenler, her yandan emperyalistlerin emrine girmiş çıkarları uğruna teslim olmuş mandacılığı kabul edenlerdir.
Bir ülkenin aç ve yoksul halkıyla yani gerçek ‘MİLLİ İRADEYLE’ birlikte kurtuluş savaşı verip cumhuriyeti kuran iradeyi yok etmeye yemin etmiş kirli zihniyetin yarattığı korku imparatorluğu ve karşı devrimi gerçekleştirmiş olmalardır.
Oysa bugün yazılacak, konuşulacak, anlatılacak, tarihe not düşülecek ve ders çıkarılacak bir gündür.
Bu nedenle ‘1 Mayıs işçinin ve emekçinin bayramı kutlu olsun’ demekte zorlanıyorum.
Çünkü hâlâ gözlerimizin önünde; emeği için yürüyen maden işçilerine polis şiddeti ve gaz bombaları ile bastıran AKP hükümetinin uygulattığı şiddet, gaddarlık ve barbarlık günlerce emekçilere reva görüldü.
1 Mayıs gösterileri için işçi konfederasyonlarının yıllardır verdiği mücadeleyi kısaca anımsayalım:
AKP, 15 Aralık 2009’da başlayan Tekel direnişi sonucu işlerini kaybedecek olan işçiler ve kaybetmeseler de 4-C statüsüne geçirilecek tekel işçileri, Ankara’ya gelerek hükümet ile görüşmek istemişti.
Hükümet ise işçilerin üzerine polisini yollayarak işçileri Kızılay Meydanı’nda soğuğa ve açlığa terk etmiş; esnaf ve muhalefet partilerin yardımlarını engellemek için sert dille eleştirmişti.
Tek Adam Saray rejiminde iktidar çok yoğun bir şekilde ve tüm sektörlerde baskı ve sindirmeyle sendikasızlaşan işçiler, patronların keyfinde ve taşeronların elinde tüm haklarını ve iş güvenliklerini kaybetmişlerdir.
Neyse bunları yazmaya kalksam uzayın derinliklerine yol olur…
Aylardır her alanda yaşatılan haksız hukuksuz tutuklama ve iftiralarla suçlamalardan sonra artık kimsenin sabrı da yok bu kadar olumsuzluğu okumaya…
Çünkü tüm haksızlıklar ve uygulamalar milletin gözü önünde oluyor.
Ancak nedense halkın hala büyük bir kısmı gözlerine mil çekilmiş gibi bu geriye gidişi görmek istemiyor.
Aslında görüyor ve tehlikenin her an kendisinde geleceğini de fark ediyor ama afyon yutmuş gibi edilgenliğinden bir türlü kurtulamıyor.
Neden böyle oluyor derseniz yanıt ortada!!!
Çünkü sadece işçi sınıfının hakları gasp edilmiyor.
Ülkede her şey AKP’nin hatta sadece Tek Adamın keyfine, arzusuna, daha doğrusu iç dünyasında yarattığı öfke ve kızgınlıkların hatta nefretin tezahürüne ve öç alma duygusuna göre şekilleniyor.
Sonuçta göstere göstere cumhuriyetin tüm kurumlarına karşı yıkım ve yok etme eylemi uygulanıyor.
Dedim ya bu sefer uzun uzun tüm olanları ve olumsuzlukları sıralamayacağım çünkü gerçekten tehlike çok büyüüüüük….
Yıkım altından kalkılmayacak boyutlara ulaştı diye feryatta etmeyeceğim…
Tek Adamın keyfine, arzusuna, ihtirasına, öfkesine, nefretine ve intikam duygularına hizmet eden uygulamaları ve bu uygulamalara kılıf olması için çıkarılan antidemokratik yasaları anımsatıp kendimi de helak etmeyeceğim…
Bakın sadece bu sabah yani 1 Mayıs işçi ve emekçi bayramını kutlayacağımız günde yine yasaklar egemen oluyor.
Ülkede emeğin, emekçinin hatta yaşamın bir kıymeti yok.
Yaşamı gerici dinci bir anlayış yıllardır dizayn etti.
Burada bu gericiliğe, bağnazlığa sebep olan iki haberi sizlere anımsatacağım.
Anımsarsanız sosyal yaşamı dejenere etmek için neler yaptılar:
Reşit bile olmayan kızların, liseye devam ederken evliliğine vize geliyordu!
Bu anlayış ülkeyi yönetmeye devam ederse yakında medeni kanunu da şeriat anlayışına uyarlayıp tek evliliği ve resmi nikahı kaldırıp 4 evliliğe de vize verirler.
Böylece artık kızlarımız okulda arkadaşlarına kumalarını ve çektikleri sıkıntıları anlatmaya başlarlar.
Amaçları laikliğin anayasadan çıkarılması bu anlayış güç ve olanak bulsa vekiller Kuran’a el basarak yemin ederler.
Amaç ve niyet ortada hepimizin malumu!!!
Bu tür geriye gidişlere, karşı devrim uygulamalarına hiç ses çıkarmadığımız susup kabul ettiğimiz için M.E.B, ‘Atatürk ilke ve inkılapları’ dersini müfredattan kaldırmıştı.
Bizler bu durumda ne yaptık, susup oturmadık mı?
Karanlık günler tüm emekçileri, yoksul halkı ve onurlu, namuslu insanları esir alırken devlet korumasındaki patronların vazgeçemedikleri milyon dolarları nedeniyle köşeye sıkıştırılan basın ve görsel medya her gün üç maymunu oynuyor.
Görmüyorlar. Duymuyorlar. Anlatamıyorlar…
Çünkü gerçek gazetecilerin tek tek yok edildiği, hakları ödenmeden kapı önüne konulduğu bir zamanda her yol mubah diyen yalaka ve çakma yazarlardan oluşan bir anlayış; kondurulduğu köşelerden ve ekranlardan halkı kandırmaya uğraşıyor.
Üstelik satılık ve kiralık kalemler, bu tür keyfi uygulamaları ne yazık ki ileri demokrasi olarak pazarlıyorlar?
Tek Adam ve atanmış müritleri de bu uygulamaları en üst perdeden bağıra çağıra Milli İrade (!) adına yaptıklarını mazlum halka onların yararına yapılmış gibi yutturmaya çalışıyorlar ve şaşkın muhalefet yüzünden çok da başarılı oluyorlar.
Bu kadar olumsuzluğun olduğu, her gün işçilerin kötü iş koşulları ve iş güvenceleri sağlanmadığı için yaşamlarını kaybettikleri bir ortamda işçinin ve emekçinin bayramı kutlu olamaz.
İşçinin ve emekçinin bu geriye gidişe, haklarının tek tek ellerinden alınmasına karşı öfkesi, nefreti ve karşı duruşu olabilir.
Ülkede uygulanan ve Cumhur ittifakı ve Tek Adam saray rejimince palazlanan bu sömürü ve vurgun düzeni işçilerin, tüm emekçilerin ve yoksul halkın yararına değişmediği, hak ve hukukun emekçileri de koruyacağı yasalarla sağlanıp güvence altına alınmadığı sürece
1 Mayıslar Bayram’ olaaaamaaaz.
Olsa olsa İSYANIN adı olur.
Bu nedenle 1 Mayıs emeği sömürmeyenlere ve hakları için direnenlere bayram olsun…