Alevi toplumunun inanç dünyasında önemli bir yere sahip olan Muharrem Orucu ve Yas-ı Matem dönemi, 2026 yılında 12 Haziran’da başlayacak. Kerbela’da şehit edilen Hz. Hüseyin ve yol arkadaşlarının anıldığı matem günleri kapsamında milyonlarca Alevi, ibadet, yas, paylaşım ve iç muhasebe ile dolu bir döneme girecek.
HABER SEVGİ YILDIZ
İnanç takvimine göre 12-14 Haziran 2026 tarihleri arasında Masum-u Paklar Orucu tutulacak. Ardından 15 Haziran’da Fatma Ana Orucu idrak edilecek. 16 Haziran’da başlayacak olan 12 günlük Muharrem Matem Orucu ise 27 Haziran’a kadar devam edecek. Matem günlerinin en önemli tarihi olan 25 Haziran 2026, Hicri takvime göre 10 Muharrem 61 yılına denk gelen İmam Hüseyin’in şehadet günü olarak anılacak. Yas sürecinin ardından 28 Haziran 2026 tarihinde Aşure lokmaları hazırlanarak paylaşılacak.
Muharrem ayı, Alevi inancında yalnızca bir oruç dönemi değil, aynı zamanda insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri olarak kabul edilen Kerbela Olayı’nın hatırlandığı derin bir yas sürecidir.
Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin, ailesi ve yoldaşlarıyla birlikte Hicri 61 yılının 10 Muharrem gününde, bugünkü Irak sınırları içerisinde bulunan Kerbela’da kuşatılarak susuz bırakıldı ve şehit edildi. Alevi inancına göre Kerbela, yalnızca tarihsel bir olay değil; zulme karşı direnişin, adalet mücadelesinin ve insanlık onurunun sembolüdür.
Bu nedenle Aleviler, Muharrem ayında eğlenceden uzak durarak, nefis terbiyesi yaparak ve Kerbela’da yaşanan acıları hissederek matem orucuna girerler.
Muharrem ayında tutulan 12 günlük oruç, Kerbela’da şehit edilen Hz. Hüseyin ve yakınlarının anısına tutulmaktadır. Aynı zamanda İmam Zeynel Abidin’in sağ kurtulması ve Ehlibeyt soyunun devam etmesi de bu orucun manevi dayanaklarından biri olarak kabul edilir.
Alevi öğretisinde oruç, yalnızca aç ve susuz kalmak anlamına gelmez. İnsan nefsini terbiye etmek, vicdani muhasebe yapmak, yoksulun ve mazlumun halini anlamak, kırgınlıkları sonlandırmak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek de orucun temel amaçları arasında yer alır.
İnanç önderleri, Muharrem Orucu’nun gönüllülük esasına dayandığını vurgulayarak ibadetin baskı veya zorlamayla değil, kişinin kendi rızası ve samimiyetiyle yerine getirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Alevi geleneğinde matem dönemi boyunca çeşitli kurallara özen gösteriliyor. Yas süresince;
Alevi inancında orucun açılması için güneşin batması esas kabul edilir. Bu yönüyle Muharrem Orucu, Ramazan Orucu’ndan farklı uygulamalara sahiptir.
Muharrem ayı ve matem orucu, Alevi-Bektaşi edebiyatının önemli isimlerinden Pir Sultan Abdal’ın deyişlerinde de geniş yer buluyor. Yüzyıllardır cemlerde okunan deyişlerde Muharrem orucunun manevi değeri, Kerbela şehitlerine duyulan sevgi ve Ehlibeyt bağlılığı dile getiriliyor.
Pir Sultan Abdal’ın “Aşure ayında matem orucu” dizeleriyle başlayan deyişi, Anadolu’da Muharrem geleneğinin kuşaktan kuşağa aktarılmasında önemli bir rol üstleniyor.
Muharrem Matem Orucu’nun ardından gerçekleştirilen Aşure Günü, Alevi toplumu açısından yalnızca bir gelenek değil, aynı zamanda umut ve dayanışmanın simgesi olarak görülüyor.
İnanca göre Kerbela katliamının ardından Hz. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynel Abidin’in hayatta kalması, Ehlibeyt soyunun devamını sağlamıştır. Bu nedenle matem günlerinin ardından aşure kaynatılır, komşulara dağıtılır ve lokmalar paylaşılır.
Aşure, bir yandan Kerbela’nın acısını hatırlatırken diğer yandan yaşamın, dayanışmanın ve umudun sürmesini temsil eder. Farklı malzemelerin aynı kazanda birleşmesi gibi toplumun farklı kesimlerinin de birlik içerisinde yaşaması gerektiği mesajını taşır.
Alevi kanaat önderleri, Muharrem’in yalnızca geçmişte yaşanmış bir olayın anılması olmadığını, aynı zamanda günümüzde adalet, eşitlik, vicdan ve insan hakları gibi evrensel değerlerin yeniden hatırlanması anlamına geldiğini vurguluyor.
Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki duruşu, Alevi öğretisinde zulme boyun eğmemenin, hakikatin yanında yer almanın ve insanlık onurunu korumanın sembolü olarak kabul ediliyor.
Bu nedenle Muharrem ayı boyunca gerçekleştirilen ibadetler, cemler, lokmalar ve anma etkinlikleri, yalnızca dini bir ritüel değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın canlı tutulduğu, birlik ve kardeşlik duygularının güçlendirildiği önemli bir manevi süreç olarak değerlendiriliyor.
2026 yılı Muharrem Matem Orucu süresince Türkiye’nin birçok kentindeki cemevlerinde anma programları, cem ibadetleri, sohbetler ve aşure etkinlikleri düzenlenmesi bekleniyor.