KORUYAMIYORUZ: BİR TOPLUMUN AYNAYA BAKMA ZAMANI

KORUYAMIYORUZ: BİR TOPLUMUN AYNAYA BAKMA ZAMANI
Yayınlama: 19.04.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;

Koruyamıyoruz…
Bu sözcük , artık yalnızca bir eksikliği değil, bir yüzleşmeyi anlatıyor. Her gün yeniden, her haberle birlikte biraz daha ağırlaşan bir yüzleşmeyi…

Kadınlarımızı koruyamıyoruz.
Oysa bu topraklar, cepheye mermi taşıyan, sırtında bebeğiyle yurdu savunan kadınların öyküleriyle büyüdü. Nene Hatun, Kara Fatma, Şerife Bacı…

Onlar bir ulusun onurunu omuzladılar. Bugün ise aynı topraklarda kadınlar, en yakınları tarafından yaşamdan  koparılıyor. Sevgiyle korunması gereken yaşamlar, şiddetin gölgesinde sönüyor. Bu çelişki, sadece bir güvenlik sorunu değil; bir vicdan yarasıdır.

Çocuklarımızı koruyamıyoruz.
Oyun oynaması gereken yaşta çalıştırılan, hayal kurması gereken çağda korkuyla büyüyen çocuklarımız var. Okul sıraları bilgiyle değil, korkuyla, kuşkuyla  doluyor. Yurtlarda çıkan yangınlar, sokaklarda yaşanan istismarlar, haber bültenlerinden çıkıp yaşamın  tam ortasına yerleşiyor.

Bir toplumun geleceği, çocuklarının güvenliğiyle ölçülür. Eğer çocuklar güvende değilse, yarın da güvende değildir.

Öğretmenlerimizi koruyamıyoruz.Toplumun en temel yapı taşlarından biri olan eğitim, güven duygusu olmadan var olamaz. Öğretmenin can korkusu yaşadığı bir yerde, bilginin ışığı nasıl yayılabilir? Öğretmenine saygının azaldığı bir toplumda, aslında geleceğe olan saygı da zayıflar.

Gençlerimizi koruyamıyoruz.
Sevgi, umut ve gelecek üzerine kurulu olması gereken hayatlar, öfke ve şiddetle son buluyor. Birbirini sevmekle başlayan öykülerin , cinayetle bitmesi; sadece bireysel bir trajedi değil, toplumsal bir çöküştür.

Doğamızı koruyamıyoruz.
Toprağımız, suyumuz, ormanlarımız… Hepsi biraz daha eksiliyor. Sadece ağaçlar kesilmiyor; aslında nefesimiz daralıyor. Doğaya verilen zarar, insana verilen zararın en sessiz ama en kalıcı biçimidir.

Değerlerimizi koruyamıyoruz. Göğsümüzü gere gere söylediğimiz andımızı, coşkuyla kutladığımız  29 Ekim’i, 19 Mayıs’ı, 23 Nisan’ı. Bayramlarımız, ortak belleğimiz, bizi biz yapan duygular… Yavaş yavaş aşınıyor. Oysa bir toplumu ayakta tutan yalnızca sınırları değil; değerleridir. Saygı, sevgi, dayanışma… Bunlar yitirildiğinde , geriye sadece kalabalık kalır; toplum değil.

Tüm bunların ortasında hâlâ koruyabildiğimiz bir değer var: Umut.

Umut, bu karanlığın içinde en dirençli ışıktır. Çünkü tarih bize şunu öğretir: En zor zamanlar, aynı zamanda en büyük dönüşümlerin başlangıcıdır. Gecenin en karanlık anı, sabaha en yakın andır. Artık “koruyamıyoruz” demekle yetinmek yerine, “neden koruyamıyoruz?” sorusunu sormanın zamanıdır.
Ve daha da önemlisi: “Nasıl koruyabiliriz?” Çünkü bir toplum, yitirdiklerini  kabullendiğinde değil; onları geri kazanmak için harekete geçtiğinde yeniden ayağa kalkar.

Ve sabah…
Ancak uyananlar için gelir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.