Mali Müşavir ve Sorumlu Denetçi Selma Çalışır Yazdı…
Kooperatiflerde yönetim kurullarının yetki ve sorumlulukları sıklıkla gündeme gelirken, çoğu zaman arka planda kalan dış denetim mekanizmasının önemi bir kez daha vurgulandı. Kooperatif dış denetçisi, mali müşavir ve sorumlu denetçi Selma Çalışır, kaleme aldığı kapsamlı değerlendirmede, yönetim ile denetim arasındaki ilişkinin kooperatiflerin sürdürülebilirliği açısından hayati bir denge unsuru olduğunu ortaya koydu.
Çalışır, kooperatif yapısının yalnızca karar alma süreçlerinden ibaret olmadığını belirterek, görünmeyen ancak en az yönetim kadar kritik bir alanın dış denetim olduğunu ifade etti. Sürecin her iki tarafını da yakından gözlemlediğini dile getiren Çalışır, “Bir yanda karar alan yönetim kurulu, diğer yanda bu kararların mevzuata, ana sözleşmeye ve finansal gerçekliğe uygunluğunu denetleyen bir yapı var. Asıl güvence de tam burada başlar” değerlendirmesinde bulundu.
Yönetim kurullarının kooperatiflerde icra gücünü temsil ettiğini belirten Çalışır, alınan her kararın hukuki sonuç doğurduğunu, yapılan her işlemin denetime açık olduğunu ve atılan her imzanın kişisel sorumluluk yüklediğini vurguladı. En büyük yanılgının “nasıl olsa denetlenmiyoruz” düşüncesi olduğuna dikkat çeken Çalışır, gerçekte denetim mekanizmasının her zaman işlediğini ve risklerin çoğu zaman görünenden daha büyük olduğunu ifade etti.
Dış denetimin yalnızca bir raporlama süreci olarak görülmesinin büyük bir hata olduğunu belirten Çalışır, bu mekanizmanın riskleri önceden tespit eden, hataları büyümeden ortaya çıkaran ve yönetimi disipline eden bir işlev gördüğünü söyledi. Şeffaflığın sağlanmasında dış denetimin kilit rol oynadığını vurgulayan Çalışır, “Dış denetim yoksa hata tesadüf değil, kaçınılmazdır” ifadelerini kullandı.
Sahada en sık karşılaşılan sorunlardan birinin yönetim kurulları ile denetçiler arasındaki iletişim eksikliği olduğunu dile getiren Çalışır, yönetimlerin denetçiyi çoğu zaman yalnızca bir zorunluluk olarak gördüğünü, denetçilerin ise sürece sonradan dahil olan bir yapı gibi konumlandığını belirtti.
Oysa sağlıklı bir kooperatif yapısında denetçinin sürecin başından itibaren aktif rol alması gerektiğini vurgulayan Çalışır, kritik kararlar öncesinde görüş alınmasının ve denetimin bir kontrol mekanizmasından çok rehberlik fonksiyonu olarak değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Denetimin etkinliğinin zamanlamaya bağlı olduğunu ifade eden Çalışır, sonradan yapılan kontrollerin çoğu zaman yalnızca tespit ile sınırlı kaldığını, oysa eş zamanlı denetimin değer üreten bir süreç olduğunu söyledi.
Kooperatiflerde yönetim kurullarının yaptıkları işlemlerden doğrudan sorumlu olduğunu hatırlatan Çalışır, denetçilerin de tespit etmedikleri veya raporlamadıkları riskler nedeniyle sorumluluk doğurabileceğine dikkat çekti. Denetimin yalnızca incelemekten ibaret olmadığını belirten Çalışır, “Denetim; görmek, anlamak ve bunu yazılı hale getirmektir” dedi.
Aksi durumlarda usulsüz işlemlerin büyüyebileceğini, mali hataların zincirleme riskler oluşturabileceğini ve sürecin hukuki ve cezai boyutlara taşınabileceğini vurguladı.
Kooperatiflerde yıllardır aynı şekilde yapılan uygulamaların zamanla doğru kabul edilmesinin ciddi riskler barındırdığını ifade eden Çalışır, belgesiz işlemler, kayıt dışı uygulamalar ve usule aykırı kararların en sık karşılaşılan sorunlar arasında yer aldığını söyledi. “Bugüne kadar sorun olmadı” anlayışının en büyük tehlike olduğunu belirten Çalışır, riskin denetim anında değil, hatanın yapıldığı anda başladığını dile getirdi.
Sağlıklı bir kooperatif yapısı için üç temel unsurun birlikte çalışması gerektiğini belirten Çalışır, bu yapıyı şu şekilde özetledi:
Bu üçlü yapının uyum içinde çalışmasının sistemin sağlıklı işlemesini sağlayacağını ifade eden Çalışır, aksi durumda herkesin görevini yapıyor gibi görünmesine rağmen risklerin büyüyeceğini söyledi.
Değerlendirmesinin sonunda kooperatiflerde güvenin yalnızca iyi niyetle sağlanamayacağını vurgulayan Çalışır, şeffaflık ve denetimin vazgeçilmez unsurlar olduğunu belirtti. Denetimin bir yük değil, geleceği güvence altına alan bir mekanizma olduğunun altını çizen Çalışır, şu ifadelerle sözlerini tamamladı:
“Denetim bir fren değil, yoldan çıkmayı engelleyen bir direksiyondur. Çünkü bazen bir imza kader belirler; ancak doğru zamanda yapılan bir denetim o kaderi değiştirebilir.”