Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;
Tarih, çoğu zaman yalnızca kazananların değil, acıyı en derinden yaşayanların da öykülerini taşır. Ancak bu öyküler, yıllar geçtikçe sert gerçekliklerinden sıyrılır; kimi zaman bir türküye, kimi zaman bir efsaneye, bir masala dönüşür.
Rembetiko Efsanesi tam da bu dönüşümün sahnedeki karşılığı olarak izleyiciyle buluşuyor.
Kurtuluş Savaşı yıllarının çalkantılı atmosferinde temellenen oyun, İzmir’in işgaliyle başlayan ve sonrasında yaşanan göçlerle derinleşen bir insanlık dramını sahneye taşıyor. Yurtlarından koparılan insanların, kimliklerini ve yaşama tutunma çabalarını müzik ve dans eşliğinde anlatan eser; yalnızca bir dönem anlatısı değil, aynı zamanda evrensel bir “yerinden edilme” olayının anlatımıdır.
Bursa Devlet Tiyatrosunca düzenlenen Tiyatro Festivali nedeniyle kentimize gelen İzmir Devlet Tiyatrosu oyuncularının oynadığı oyunun merkezinde, annesinin kaderini devralan bir genç kadının yaşamı yer alıyor. Aslında sahnede bireysel bir dramdan çok toplumsal bir bellek canlanıyor. İzmir’de başlayıp Atina ve Pire sokaklarına uzanan bu yolculuk, rebet müziğinin doğduğu sosyal zemini de görünür kılıyor.
Kabadayıların, göçmenlerin, mahpusların, dilencilerin ve toplumun kıyısında kalmış tüm insanların sesi olan rembetiko, oyunda yalnızca bir müzik türü değil; bir direniş ve varoluş biçimi olarak sunuluyor.
Kalabalık oyuncu kadrosu, sahnede adeta yaşayan bir canlı gibi deviniyor. Yaklaşık otuz beş kişilik ekip; halaydan horona, zeybekten modern dansa uzanan geniş bir yelpazede sergiledikleri performansla izleyiciyi oyunun içine çekmeyi başarıyor. Bu yönüyle oyun, salt dramatik değil, aynı zamanda güçlü bir koreografik anlatı kuruyor. Dansların modernize edilmesi, gelenek ile çağdaş estetiğin dengeli bir birleşimini sağlıyor.
Teknik açıdan bakıldığında ise dekor, ışık ve görsel efektlerin başarısı dikkat çekici. Sahne tasarımı, izleyiciyi bir anda İzmir’in işgal günlerinden alıp Pire’nin arka sokaklarına taşıyabiliyor. Kostüm tasarımındaki özen ve zenginlik, dönemin ruhunu yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda oyunun görsel etkisini de güçlendiriyor.
İki perdelik ve yaklaşık üç saatlik süresine karşın , oyun müzik ve dansın akıcı kullanımı sayesinde ritmini yitirmiyor. Sürekli bir devinim, canlılık, müzik ve danslar, izleyiciyi zamanın nasıl geçtiğini ayırt ettirmeden bir yolculuğa çıkarıyor.
Sonuç olarak Rembetiko Efsanesi, bireysel acıları ortaklaşa bir belleğe dönüştüren; tarihi, müzik ve dansla yeniden yorumlayan etkileyici bir sahne yapıtı. Gerçeklerin zamanla masala dönüşebileceğini, ancak o masalların içinde saklı tarihsel gerçeklerin , yaşanan olayların hâlâ duyumsanabildiğini güçlü bir biçimde anımsatıyor. Bu oyun, yalnızca izlenen değil; duyumsanan , yaşanan ve uzun süre belleklerde yer eden bir deneyim sunuyor.
İzlenmeye değer bir oyun. Yönetmenini, dekor ve kostüm tasarımcısını, ışık ,görsel efektleri , müziği ve dansları hazırlayan teknik ekibi ve tüm oyuncuları yürekten kutlarım.