İNSAN SESİ SERBEST, ENSTRÜMAN SESİ YASAK!

İNSAN SESİ SERBEST, ENSTRÜMAN SESİ YASAK!
Yayınlama: 14.07.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;

Mudanya’da bir yaz akşamı… Güneş ufukta yavaş yavaş denize inerken, Kalami Restaurant’ın önünde iyot kokusuna dalga sesleri karışıyordu. Dostlarla başlayan akşam yemeği, sohbet koyulaştıkça büyüdü. İki kişi iken dört kişi olduk, derken on kişilik sıcak bir dost meclisine dönüştük.

Masamızda keman çalan da vardı, kanun çalan da. Enstrümanlarını yanlarında getirmişlerdi. Amaçları ne bir konser vermekti ne de gösteri yapmak. Sadece dostluğun, sohbetin ve müziğin güzelliğini paylaşmaktı.
Tam o sırada beklenmedik bir uyarıyla karşılaştık:
“Enstrüman çalamazsınız. Buna izin vermem.”
Neden?
Çünkü yasakmış.
Israr edince bu kez ilginç bir açıklama geldi:
“Şarkı söyleyebilirsiniz.”

İşte insanı düşündüren nokta tam da burası.
İnsan sesi serbest ama enstrüman sesi yasak!
Şarkı söylemek serbest ama keman çalmak yasak!

Bunun mantığını açıklayabilecek biri var mı?
İnsan sesi de sestir, kemanın sesi de… Hatta çoğu zaman keman ya da kanun, yüksek sesle söylenen bir şarkıdan çok daha yumuşak ve huzur vericidir. Eğer amaç çevreyi rahatsız etmemekse bunun ölçüsü sesin kaynağı değil, şiddeti olmalıdır.

Ne yazık ki son yıllarda “yasak” sözcüğünü çok kolay kullanır olduk. Düşünmeden, sorgulamadan, gerekçesini anlatmadan… Kurallar elbette olmalıdır. Ancak kurallar, yaşamı güzelleştirmek için vardır; güzellikleri engellemek için değil.

Müzik, insanlığın ortak dilidir. Kemanın teline dokunan yay da, kanunun tellerine değen parmaklar da bu coğrafyanın kültürünü, zarafetini ve estetik birikimini taşır. Böyle bir ortamda birkaç ezginin yükselmesi, bir lokantanın huzurunu bozmaz; aksine ona ruh katar. Asıl rahatsız edici olan müzik değildir. Sanata karşı gösterilen tahammülsüzlüktür.

Bugün enstrüman yasaklanır, yarın şarkı, öbür gün şiir… Yasaklar çoğaldıkça yaşam yoksullaşır; sanat sustukça toplum da sessizleşir.
Mudanya, tarihiyle, deniziyle, kültürüyle övünen bir kenttir. Bu kente yakışan; kemanın susturulduğu değil, ezgilerin denize karıştığı akşamlardır. Çünkü müziğin olduğu yerde kavga değil, dostluk büyür.
Ve unutulmamalıdır ki bir toplum, enstrüman sesinden değil; sanata kulaklarını kapattığında yoksullaşır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.