İç siyasetten dünya siyasetine: Hamit Şahin’den “devlet aklı” vurgusu

İç siyasetten dünya siyasetine: Hamit Şahin’den “devlet aklı” vurgusu
Yayınlama: 21.09.2026
A+
A-

Yarım asrı aşan siyasi deneyimiyle konuştu: “Türkiye artık sadece gelişmeleri takip eden değil, yön veren bir aktör olma noktasına geldi”

Türk siyasetinin farklı dönemlerine tanıklık eden, uzun yıllardır Bursa siyasetinin içerisinde yer alan Hamit Şahin, Türkiye’nin iç ve dış politikadaki konumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Siyasete henüz 13 yaşında, 1972 yılında Ülkü Ocakları’nda Efendi Barutçu’nun yönetiminde adım atan Şahin; ilerleyen yıllarda MHP teşkilatlarında çeşitli görevler üstlendi, milletvekili adayı oldu, Bursaspor yönetiminde görev yaptı ve yerel siyasette adaylık süreci yaşadı.

Şahin, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen MHP İl Kongresi’nde Osmangazi Delegesi olarak oy kullanırken, siyasete ilişkin gözlemlerini ve değerlendirmelerini sürdürdüğünü de ortaya koydu.

Uzun yıllara yayılan siyasi birikimini Türkiye’nin bugün geldiği noktaya ilişkin değerlendirmeleriyle birleştiren Şahin, ülke siyasetinin artık yalnızca iç gelişmeler üzerinden okunamayacağını belirtti.

Şahin’in değerlendirmelerinde öne çıkan kavram ise “devlet aklı” oldu.


13 yaşında başlayan siyasi yolculuk

Hamit Şahin’in siyasetle tanışması 1972 yılına kadar uzanıyor.

Henüz 13 yaşındayken Ülkü Ocakları bünyesinde Efendi Barutçu’nun yönetiminde siyasi çalışmalara dahil olan Şahin, sonraki yıllarda Bursa’daki teşkilat yapılanmalarında aktif görevler üstlendi.

1983 yılında MHP Nilüfer Kurucu İlçe Başkanı olarak görev alan Şahin, 1997 yılında dönemin il başkanı İsmet Büyükataman’ın İl Yönetim Kurulu’nda yer aldı.

Şahin’in siyasi geçmişindeki önemli dönemeçlerden biri ise 1999 yılında yaşandı. MHP’den milletvekili adayı olan Şahin, 2000 yılında Bursaspor Yönetim Kurulu’nda görev aldı.

2004 yılında ise MHP Nilüfer Belediye Başkan Adayı olarak yerel siyasette seçmen karşısına çıktı.

Aradan geçen yıllara rağmen siyasetten kopmayan Şahin, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen MHP İl Kongresi’nde Osmangazi Delegesi olarak oy kullandı.

Bu uzun siyasi geçmiş, Şahin’in Türkiye siyasetinin farklı dönemleri arasında karşılaştırma yapmasına da imkan sağlıyor.


“ÜLKE SİYASETİNİ DÜNYA SİYASETİNDEN AYIRAMAZSINIZ”

Hamit Şahin ile yapılan değerlendirmede ilk gündem Türkiye siyasetinin bugün geldiği nokta oldu.

Şahin, Türkiye’nin iç siyasetini değerlendirirken artık yalnızca Ankara’daki siyasi tartışmalara veya parti içi gelişmelere bakmanın yeterli olmayacağını savundu.

Şahin, sohbetin başında yöneltilen “Bugünkü siyaseti nasıl görüyorsun?” sorusuna, önce Türkiye siyaseti ile dünya siyasetinin birlikte ele alınması gerektiğini belirterek cevap verdi.

Şahin’in ifadesiyle:

“Aslında ülke siyasetinin dünya siyaseti dışında kalması mümkün değil.”

Türkiye’nin son dönemde uluslararası gelişmelerde daha görünür hale geldiğini savunan Şahin, bunun ülkenin devlet tecrübesiyle de bağlantılı olduğunu ifade etti.

Şahin, Türkiye’nin dünya siyasetini yalnızca takip eden değil, gelişmelere ilişkin söz söyleyen ve bazı süreçlerde rol üstlenen bir ülke konumuna ulaşması gerektiğini düşünüyor.


“TÜRKİYE TARİHSEL ROLÜNÜ YENİDEN YAKALAYABİLİR”

Şahin’in değerlendirmelerinin önemli bir bölümünü Türkiye’nin tarihsel birikimi oluşturuyor.

Türkiye’nin geçmişte dünya siyasetinde üstlendiği role dikkat çeken Şahin, bugün oluşan şartların Türkiye’ye bu tarihsel rolü yeniden değerlendirme imkanı sunduğunu söyledi.

Şahin bu düşüncesini şöyle ifade etti:

“Türkiye ve Türk milleti bu sayede, geçmişte tarih kültürüyle dünyada oynadığı rolü tekrar yakalama fırsatı buldu.”

Bu yaklaşımında Türkiye’nin tarihsel hafızasının önemli bir avantaj olduğunu belirten Şahin, devlet tecrübesinin dış politikada uzun vadeli bakış açısı sağlayabileceğini savundu.


“PROBLEMLER TESPİT EDİLDİ, TÜRK SİYASETİ HEDEFE KİLİTLENDİ”

Türkiye’nin bugün bulunduğu noktaya bir anda gelmediğini belirten Şahin, bunun uzun bir siyasi sürecin sonucu olduğunu düşünüyor.

Şahin’e göre Türkiye’nin yaşadığı sorunların zaman içerisinde tespit edilmesi, siyasi ve toplumsal alanda yaşanan dönüşümler ve ekonomik gelişmeler, ülkenin yeni hedeflere yönelmesinde etkili oldu.

Şahin bu süreci şu sözlerle anlattı:

“Önce, çok uzun bir sürecin takibiyle problemler tespit edildi. Türk siyaseti zamanında arınma, temizlik, büyüme, gelişmeyi başardı ve hedefe kilitlenip yol yürümeyi öğrendi.”

Şahin’in değerlendirmesinde “hedefe kilitlenme” kavramı özellikle öne çıkıyor.

Buna göre Türkiye’nin önümüzdeki dönemde karşılaşacağı uluslararası gelişmeler karşısında kısa vadeli siyasi hesaplardan ziyade uzun vadeli devlet politikalarının belirleyici olması gerekiyor.


“TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKADAKİ AĞIRLIĞI ARTTI”

Şahin, Türkiye’nin dış politikadaki rolünün geçmişe göre daha fazla tartışıldığı görüşünde.

Türkiye’nin farklı coğrafyalarda gerçekleştirdiği siyasi ve diplomatik temasların, ülkenin uluslararası görünürlüğünü artırdığını belirten Şahin, Türkiye’nin özellikle tarihsel bağlarının bulunduğu bölgelerde dikkate alınan bir aktör haline geldiğini savundu.

Şahin bu konuda şöyle konuştu:

“Bu yol ülkemizin önünü açtı. Bu devlet ve siyaset yolu, dünyada barışı ve huzuru götürdüğümüz coğrafyalardaki milletlerin Türkleri unutmadığını ve halen beklediklerini gösterdi. Bunun duyumlarını da alıyoruz.”

Bu değerlendirme, Şahin’in Türkiye’nin dış politikasını yalnızca güncel diplomatik ilişkiler üzerinden değil, tarihsel ve kültürel bağlar üzerinden de değerlendirdiğini gösteriyor.


“SİYASETİN SINIRLARI ARTIK SADECE ÜLKE İÇİ DEĞİL”

Hamit Şahin’in değerlendirmelerindeki en dikkat çekici başlıklardan biri ise Türkiye siyasetinin değişen kapsamına ilişkin oldu.

Şahin, Türkiye’de siyasi tartışmaların artık yalnızca iç politikaya odaklanamayacağını düşünüyor.

Şahin’e göre Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve stratejik kapasitesindeki değişim, iç siyaset ile dış politikanın birbirine daha fazla bağlanmasına neden oluyor.

Bu nedenle Türkiye’nin siyasi aktörlerinin yalnızca iç politika başlıklarını değil, uluslararası gelişmeleri de yakından takip etmesi gerektiğini belirtiyor.

Şahin bu düşüncesini şöyle özetliyor:

“Türkiye’deki siyasetin temelini artık ülke içi sınırlar oluşturmuyor. Sahip olduğu devlet aklıyla yönetilen değil; yöneten, yön veren, rol biçen ekiple güzel bir siyaset izleniyor.”


“SİYASİ PARTİLERİN HEPSİNDE DEVLET AKLI VE TARİH ŞUURU VAR”

Şahin’in değerlendirmeleri yalnızca iktidar siyasetiyle sınırlı kalmadı.

Türkiye’deki farklı siyasi partilerin devlet ve tarih konusundaki yaklaşımlarına da değinen Şahin, siyasi yelpazenin farklı noktalarında bulunan partilerde Türkiye’nin geleceğine ilişkin ortak bir perspektif oluştuğunu savundu.

Şahin şöyle konuştu:

“Ülkemizin sol ve sağ kesimleriyle, milliyetçi ve muhafazakâr partilerinin hepsinde Türkiye’nin geçmişten gelen tecrübesiyle gelecek anlayışı oluştu.”

Siyasi partiler arasındaki farklılıkların doğal olduğunu belirten Şahin, zaman zaman siyasi söylemlerde farklılaşmalar yaşansa da Türkiye’nin gelişmesinden yana ortak bir yaklaşım bulunduğunu düşündüğünü ifade etti.

Şahin’in bu konudaki en net cümlesi ise şöyle oldu:

“Siyasi partilerin hepsinde devlet aklı ve tarih şuuru yerleşti.”


“ZAMAN ZAMAN YAN ÇİZENLER OLABİLİR”

Şahin, siyasi partilerin tamamını aynı çizgide değerlendirmediğini de özellikle belirtiyor.

Farklı siyasi görüşlerin ve farklı politika önerilerinin demokratik hayatın doğal parçası olduğunu ifade eden Şahin, bazı dönemlerde siyasi aktörlerin farklı tutumlar sergileyebileceğini söyledi.

Ancak uzun vadede Türkiye’nin gelişmesinden yana ortak bir siyasi zeminin oluştuğu kanaatinde olduğunu belirtti.

Şahin’in ifadesiyle:

“Zaman zaman yan çizenler olsa da, Türkiye’nin gelişmesinden yana taraf olduklarını görüyorum.”


“DIŞA BAKAN YÜZÜMÜZDE AYDINLIK BİR PENCERE AÇILDI”

Sohbetin devamında Türkiye’nin mevcut siyasi atmosferine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şahin, Cumhur İttifakı’nın siyasi liderliğine de değindi.

Şahin, mevcut siyasi atmosferin oluşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin rolüne ilişkin kendi değerlendirmesini şu sözlerle aktardı:

“Cumhur İttifakı’nın reisi Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin fedakâr varlıklarıyla bugünkü gündem oluştu.”

Şahin, Türkiye’nin dış politikadaki görünümünü ise “aydınlık pencere” ifadesiyle değerlendirdi.

Ancak Şahin’e göre dış politikadaki bu yaklaşımın içeride de toplumsal ve siyasi bir zemine oturması gerekiyor.


ŞAHİN’DEN SİYASİ PARTİLERE “KARDEŞLİK VE UZLAŞI” ÇAĞRISI

Türkiye siyasetinin önündeki en önemli ihtiyaçlardan birinin siyasi aktörler arasında iletişim ve işbirliğinin güçlendirilmesi olduğunu savunan Şahin, farklı görüşlerin aynı şehir ve ülke içerisinde birlikte hareket edebilmesinin önemine dikkat çekti.

Siyasi partiler arasındaki rekabetin demokratik sistemin bir parçası olduğunu belirten Şahin, rekabetin toplumsal kutuplaşmaya dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.

Şahin şöyle konuştu:

“Elbette her ailede, her şirkette, her siyasi partide uzlaşmacı olmayan kimlikler ortaya çıkar. Siyasetin denge kültürü bu zaten. Yeter ki niyetler yapıcı olsun.”

Bu yaklaşımını özellikle Bursa üzerinden örneklendiren Şahin, kentte farklı siyasi partilerde yer alan insanların ortak bir şehir kimliğine sahip olduğuna dikkat çekti.


“BURSA’DA HER PARTİDE ÜLKESİNİ SEVEN İNSANLAR VAR”

Bursa’nın siyasi, ekonomik ve sosyal yapısına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şahin, kentin yetişmiş insan gücüne dikkat çekti.

Bursa’da sanayicilerin, ticaret erbabının, iş insanlarının ve farklı meslek gruplarından insanların çeşitli siyasi partiler içerisinde yer aldığını belirten Şahin, siyasi farklılıkların Bursa’nın ortak meselelerinde işbirliğine engel olmaması gerektiğini savundu.

Şahin’in değerlendirmesi şöyle:

“Bu şehrin yetişmiş sanayicileri, ticaret erbabı, ülkesini sevenleri AK Parti’de de, MHP’de de, CHP’de de, Yeni Parti’de de, diğer partilerde de var. Fakat işbirliği ve gönül birliğinde eksiklikler görüyoruz.”

Şahin açısından burada temel mesele, siyasi partilerin kendi kimliklerini korurken Bursa’nın ortak meselelerinde bir araya gelebilmesi.


BURSA İÇİN ORTAK ZEMİN VURGUSU

Hamit Şahin’in değerlendirmelerinde Bursa özel bir yere sahip.

Uzun yıllardır Bursa siyasetinin içerisinde bulunan Şahin, kentteki siyasi aktörlerin birbirleriyle iletişim kanallarını açık tutmasının önemli olduğunu düşünüyor.

Sanayi, ticaret, tarım, ulaşım, kentleşme, deprem ve çevre gibi başlıkların siyasi parti ayrımlarının üzerinde değerlendirilmesi gerektiğini savunan Şahin, ortak akıl ve işbirliğinin Bursa açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor.

Şahin’in yaklaşımında, siyasi partilerin birbirleriyle rekabet etmesi ile ortak meselelerde birlikte hareket etmesi birbirinin alternatifi olarak görülmüyor.


“HER PARTİDE ÖNCE KUCAKLAŞMA VE SEVGİ BİRLİĞİ GÖRMEK İSTERİZ”

Şahin’in sohbet boyunca üzerinde durduğu bir diğer konu ise siyasi dil.

Siyasi aktörlerin farklı düşünmesinin doğal olduğunu belirten Şahin, buna rağmen toplumun ortak değerleri etrafında daha fazla iletişim kurulması gerektiğini ifade ediyor.

Bu beklentisini tek cümleyle şöyle özetliyor:

“Her partide önce kucaklaşma ve sevgi birliği görmek isteriz.”

Şahin’e göre siyasi mücadele, toplumsal ilişkileri tamamen koparan bir noktaya taşınmamalı.


ŞAHİN’İN PENCERESİNDEN TÜRKİYE SİYASETİ

Hamit Şahin’in değerlendirmeleri bir bütün olarak ele alındığında, Türkiye siyasetinin son dönemine ilişkin üç temel başlık öne çıkıyor.

İlk olarak Şahin, Türkiye’nin dış politikada daha etkin bir rol üstlenebilecek kapasiteye ulaştığını düşünüyor.

İkinci olarak, farklı siyasi partilerde Türkiye’nin tarihsel birikimine ve devlet tecrübesine yönelik farkındalığın güçlendiğini savunuyor.

Üçüncü olarak ise siyasi rekabetin yanında siyasi partilerin ortak meselelerde işbirliği yapması gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu üç başlığı Bursa özelinde birleştiren Şahin, kentin farklı siyasi kesimlerinin ortak bir zeminde buluşmasının önemli olduğunu ifade ediyor.


YARIM ASIRLIK SİYASİ TECRÜBEDEN BUGÜNE BAKIŞ

Hamit Şahin’in siyasi yolculuğu 1970’li yıllara uzanıyor.

13 yaşında başlayan Ülkü Ocakları deneyiminin ardından MHP teşkilatlarında görev alan, milletvekili adaylığı yaşayan, Bursaspor yönetiminde bulunan ve belediye başkan adayı olan Şahin, bugün de siyaseti yakından takip ediyor.

Geçmişten bugüne farklı siyasi dönemleri gözlemleyen Şahin, Türkiye’nin değişen siyasi yapısına ilişkin değerlendirmelerini “devlet aklı”, “tarih şuuru”, “dış politika” ve “siyasi uzlaşı” kavramları üzerinden ortaya koyuyor.

Şahin’in anlatımında Türkiye’nin geleceği açısından dikkat çeken unsur ise yalnızca dış politikadaki etkinlik değil.

İçeride siyasi partiler arasında iletişim kanallarının açık tutulması, ortak meselelerde işbirliğinin geliştirilmesi ve toplumdaki farklı kesimlerin birbirini daha fazla dinlemesi de Şahin’in üzerinde durduğu başlıklar arasında yer alıyor.


SONUÇ: “YÖN VEREN SİYASET” TARTIŞMASI

Hamit Şahin’in değerlendirmeleri, Türkiye siyasetinin iç ve dış politika ayrımının giderek daha fazla tartışıldığı bir döneme ilişkin kişisel gözlemlerini ortaya koyuyor.

Şahin, Türkiye’nin tarihsel birikimi ve devlet tecrübesiyle uluslararası alanda daha etkin bir rol üstlenebileceğini düşünüyor. Bunun yanında siyasi partilerin farklı görüşlere sahip olmalarına rağmen Türkiye’nin ortak meselelerinde işbirliği yapabileceği bir zeminin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Bursa açısından ise mesajı daha çok ortak akıl ve siyasi iletişim üzerine kuruluyor.

Şahin’in uzun yıllara dayanan siyasi deneyiminden hareketle ortaya koyduğu tablo; dış politikada daha etkin bir Türkiye, siyasi partilerde güçlü bir devlet ve tarih bilinci, Bursa’da ise farklı siyasi kesimleri buluşturabilecek daha güçlü bir işbirliği zemini arayışını öne çıkarıyor.

Şahin’in sözleriyle ifade etmek gerekirse, beklentisi yalnızca yönetilen bir siyasetten ziyade “yöneten, yön veren” bir siyasi anlayışın oluşması ve bunun içeride de daha güçlü bir toplumsal uzlaşıyla desteklenmesi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo