Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;
Hastaneye yatalı bir hafta oldu.
İlk günlerde her şey yabancıydı. Şimdi ise yaşamım olağanlaştı. Hatta öyle bir düzene girdi ki, günün hangi saatinde ne yapılacağını neredeyse ezbere biliyorum.
Kısacası, hastanede kendime yeni ve tekdüze bir yaşam kurdum.
İsterseniz bir günümü birlikte yaşayalım:
06.00 – Kahvaltı
Günün ilk randevusu. Diyet usulü bir kahvaltı… Sofrada ne varsa onu yiyoruz. Seçme şansımız pek yok.
07.30 – Tansiyon ölçümü
Günün ilk kontrolü. Tansiyonum benden daha düzenli bir hayat yaşıyor.
10.00 – EKG ve kan alımı
Kalbin durumuna bakılıyor, ardından kanlarımın bir kısmı laboratuvara gönderiliyor. Artık damarlarım da hastane personelini tanıyor.
11.30 – Serum, sulandırıcı iğne ve antibiyotik
Günün ilaç faslı. Serum eşliğinde sağlık ordusu görev başında…
12.00 – Öğle yemeği
Yine diyet yemeği. Hastanede yemeklerin tadından çok, sağlıklı olması önemseniyor. Zaten insan bir süre sonra lezzet aramaktan vazgeçiyor.
13.00–14.00 – Ziyaret saati
Odanın sessizliği bozuluyor. Dostlar, yakınlar geliyor. Sohbet, geçmiş olsun dilekleri, hal hatır sormalar…
Gün içinde – Su içme, koridorda yürüme, kitap okuma…
Boş kaldıkça su içiyorum.
Fırsat buldukça koridorda yürüyorum.
Yürüyüşün ardından kitabıma dönüyorum.
Bir de telefonlar…
Gelen telefonlara, mesajlara yanıt vermek de günlük programın önemli bir parçası. Hastanede insanın sosyal yaşamı cep telefonuna sığıyor.
18.00 – Akşam yemeği
Günün ikinci diyet yemeği. Kahvaltı ve öğle yemeğinden sonra artık menüyle aramızda duygusal bir bağ oluştu!
19.00–20.00 – Ziyaret saati
Günün ikinci ziyaret trafiği. Gelenlerle sohbet ediyor, biraz olsun hastane havasından uzaklaşıyorum.
22.00 – Tansiyon ölçümü ve kan alımı
Günün son kontrolleri… Tansiyon yine ölçülüyor, kan yine alınıyor.
22.30 – Uyku saati
Artık gün bitmiştir.
Derken…
Eğer gece yarısı bir görevli gelip,
“Röntgen için hazırlanabilir misiniz?”
ya da
“MR’a gideceğiz…”
veya
“Tomografi, ultrason…”
demezse tabii!
Çünkü hastanede 22.30, uyku saati demektir ama bu, gecenin gerçekten biteceği anlamına gelmez.
Bazen gece yarısı yeni bir macera başlayabilir.
İşte benim hastane günlüğüm böyle.
Sabah kahvaltı, tansiyon, EKG, kan, serum, ilaç, yemek, ziyaret, yürüyüş, kitap, telefon, tekrar yemek, tekrar ziyaret, tekrar tansiyon…
Tekdüze ama düzenli bir yaşam.
İnsan hastanede şunu da öğreniyor:
Yaşamın olağan akışı ne kadar değerliymiş!
Bir sabah kendi evinde, kendi mutfağında kahvaltı edebilmek; canın istediğinde yürüyebilmek; gece yatağına girip kimsenin seni hiçbir tetkik için kaldırmamasını beklemek…
Bunların hepsi aslında büyük birer lüksmüş.
Şimdilik benim günlük programım böyle.
Takvimimi doktorlar, saatimi hemşireler, menümü diyetisyenler belirliyor.
Ben de arada bir kitabımı okuyup olanları izliyorum.
Sağlık aletleri, iğneler, serumlar, doktorlar, hemşireler beni öylesine sevmişler ki bırakmak istemiyorlar. Bu ilgi ve sevgiden ben de çok memnunum.
Sağlıklı günler dilerim hepinize.