Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarlarından Esma Müjgan Çelikkol, kaleme aldığı dikkat çekici yazısında Türkiye’de emeklilerin ve dar gelirli kesimin yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çekti. 17 milyon emeklinin, aileleriyle birlikte 34 ila 50 milyonluk bir nüfusu temsil ettiğine işaret eden Çelikkol, bu kitlenin ülkenin neredeyse yarısını oluşturduğunu vurguladı.
“Bu ülkenin yarısı kendileriyle alay edildiğini düşünüyorsa, bıçak kemiğe dayandı da geçti bile” diyen Çelikkol, açlık sınırının altında gelirle yaşamaya çalışan milyonlarca emeklinin temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığını ifade etti.
Çelikkol, yazısında şu ifadelere yer verdi:
“Ben bu kadar pahalılık görmedim” diyorsa bir emekli; yeterince beslenemiyor, barınamıyor, ısınamıyorsa, zannetmeyin ki ülkenin diğer yarısı huzur içinde yaşayabilir.”
Yazar, ekonomik sıkıntıların yalnızca emeklileri değil, toplumun geniş kesimlerini etkilediğini belirterek, istatistiklerin Türkiye’de nüfusun %80’inin yoksulluk ya da sefalet sınırında yaşadığını ortaya koyduğunu söyledi.
2025 Dünya Mutluluk Raporu verilerine de yer veren Çelikkol, Türkiye’nin 147 ülke arasında 94. sırada bulunduğunu, ortalama mutluluk puanının ise sadece 5,2 olduğunu aktardı.
Çelikkol’un yazısı, toplumun büyük bir bölümünün yaşadığı ekonomik buhranın altını çizerken, emeklilerin geçim mücadelesine dikkat çekiyor ve sosyal adalet vurgusunu öne çıkarıyor.

VAY EMEKLİNİN HALİNE!
17 Milyon emekli, aileleri ile birlikte en az 34 milyon hatta yaklaşık 50 milyon kişi olarak düşündüğümüzde diyelim ki 86 milyon nüfuslu Türkiye’nin neredeyse yarısı. Bu ülkenin yarısı kendileri ile alay edildiğini düşünüyorsa, bıçak kemiğe dayandı da geçti bile.
“Ben bu kadar pahalılık görmedim” diyorsa emekli, açlık sınırının yarısı kadar gelirle doğru düzgün beslenemeden, barınamadan, ısınamadan yaşamaya , zorlanıyorsa; zannetmeyin ki ülkenin diğer yarısını huzur içinde yaşatır.
Kaldı ki bütün istatistikler ülke insanının % 80 inin( 70 milyon) sefalet- yoksulluk çektiğini söylüyor. 13. Dünya Mutluluk Raporunda(2025) 147 ülke arasında 94. sırada yer alan ülkemiz 10 puan üzerinden 5,2 puana ulaşabilmiştir.
İran’da 28 Aralık 2025 de ekonomik krizle başlayan toplumsal hareket kısa sürede ülkenin her yerine yayıldı. İran parasının rekor düzeyde değer kaybı ile hayat pahalılığının artması, alım gücünün düşmesi özellikle büyük şehirlerde yaşayan halkın protestolarla sokağa dökülmesine neden oldu. İran Riyali Dolar karşısında sert düşüş yaşayınca yüksek enflasyon, temel gıda ve tüketim ürünlerindeki sert fiyat artışıyla alım gücünün sert düşüşü fitili ateşleyen nedenlerin başında geliyor. Protestolar, yıkmalar, yakmalar, saldırılar, ölümler, hiç istenmeyen iç savaş görüntüleri…. Rejim karşıtı görüntüler…. Toplumsal kriz…. Dünya izliyor…
Çevremiz ateş çemberi, ülkemizde asla bu iç savaş görüntüleri olsun istemeyiz.
Çok dikkatli olunmalıdır. Sorunlar çözülmedikçe yaralar tedavi edilmedikçe tahammül gücü azalır.
En zayıf noktamız emeklilerimizin tansiyonunu yükselten, uğradıkları büyük haksızlığa, çok dikkat edilmelidir. 23 yıldan beri çeşitli yollarla aldıkları maaş azaltılmış, açıkçası ölüme mahkum edilmişlerdir. Çünkü aç kalan insan ölür. Açıkça da söylenmiştir. ” Eskiden emekli 58 yaşında ölürken , bugün 70 leride aşıyor!” denmedi mi ? Uzun yaşamak suç oldu.
Uzmanlar emeklinin sorunun ne olduğunu açıkça anlatıyor. Neden emekli bu durumda? AZİZ ÇELİK;
Emekliyi nasıl mahvettiler! başlıklı makalesinde çok güzel açıklamış.
“Emekli aylıkları, emeklilerin pastadaki payı neden düştü? AKP döneminde emekli aylıklarının payı 100’den 55’e geriledi. 2003 yılında ortalama emekli aylığını kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla ile karşılaştırdığımızda yaklaşık yüzde 52’sine karşılık geliyordu. 2025 yılında bu oran yüzde 29’un altına geriledi.
Emekli aylıklarının düşüş sebepleri 1999 ve 2008’de yapılan sosyal güvenlik karşı devrimleri ile sonraki yıllardaki uygulamalardır.
İşte düşüşün 6 sebebi:
1- GÜNCELLEME KATSAYISI DÜŞÜRÜLDÜ:
Bir sigortalının geçmişteki prime esas kazancının bugünkü değerinin bulunması işlemi güncelleme katsayısı ile yapılır. GÜNCELLEME KATSAYISI 2008 öncesinde enflasyon+büyüme oranının yüzde 100’ü şeklindeydi. Ancak 2008 yılında bu formül enflasyon+büyümenin yüzde 30’u şeklinde değiştirildi.
Böylece emekliler büyümenin yüzde 70’inden mahrum kaldı. İlerleyen yıllarda enflasyon oranlarının da bastırılmasıyla güncelleme katsayısı emekliler için ciddi bir açmaza dönüştü.
2- AYLIK BAĞLAMA ORANI (ABO) DÜŞÜRÜLDÜ:
ABO oranları 2008 ve 1999 öncesi prime esas kazancın en az yüzde 75’i düzeyindeydi ve 25 yıldan fazla çalışılan her yıl için yaklaşık yüzde 3 artardı. Örneğin 35 yıl çalışan bir işçi emeklisi için aylık bağlama oranı brüt kazancının yüzde 105’ine ulaşabilirdi. 2008’de aylık bağlama oranları yüzde 50’ye ve 25 yıl sonrası için yıllık artış yüzde 2’ye düşürüldü. Böylece asgari ücretle çalışan bir işçinin emekli aylığını asgari ücretin yarısında kadar düşmesinin önü açılmış oldu.
3- AYLIKLARIN ALT SINIRI DÜŞÜRÜLDÜ:
Emekli aylıklarının alt sınırı önemli bir koruma mekanizmasıdır. Tıpkı asgari ücrette olduğu gibi alt sınırın altında aylık olamaz.
Geçmişte yüzde 70 olan aylıkların alt sınırı yüzde 35’e kadar düşürüldü. Bunun anlamı aylıkların prime esas kazancı yüzde 35’ine kadar. Örneğin asgari ücretin yüzde 35’ine kadar gerilemesidir. Özellikle düşük prim gün sayılarında bu durumla karşılaşılması söz konusudur.
4- EMEKLİ AYLIKLARININ ARTIŞI TÜFE’YE ENDEKSLENDİ:
Emekli aylıkları yukarıdaki gibi hesaplandıktan sonra diğer önemli sorun nasıl artacağıdır. Türkiye’de İşçi ve Bağ-Kur emekli aylıkları 6 aylık TÜFE oranında memur emekli aylıkları ise toplu sözleşmedeki artış oranında (genellikle resmi enflasyon oranında) artmaktadır. Büyümeden emekliye pay verilmemektedir.
Kimi seçim dönemlerindeki sınırlı iyileştirmeler dışında emekli aylıkları artışı enflasyona hapsedilmiştir.
Bu nedenle ilk bağlandığında nispeten makul olan emekli aylıkları da ilerleyen yıllarda dibe doğru yaklaşmaktadır.
DİPTE EŞİTLENME VE İLAVE ÖDEME EŞİTSİZLİĞİ
Yukarıdaki dört temel nedenin yanında emekli aylıklarının düşüşüne yol açan ve son yıllarda ortaya çıkan iki sebep daha var.
5- YAMA VE DİPTE EŞİTLENME:
Bunlardan ilki en düşük emekli aylığı uygulamasıdır. Bu uygulama emekli aylıklarının dipte eşitlenmesine diğer bir ifadeyle ortalama emekli aylıklarının en düşük aylığa yakınsamasına yol açmıştır.
Emekli aylıklarının yukarıda anlattığım nedenlerle çok düşmesi nedeniyle hükümet 2019 yılında bir “yama” işlemi başlattı.
2008 yılında yüzde 35’e düşürdükleri alt sınır yerine emekli aylıklarının alt sınırını Hazine katkısıyla yeniden belirlemeye başladılar. Böylece 2008 yılındaki vahim hatadan kısmen dönmüş oldular.
Ancak bu uygulamayı emeklilere daha fazla kaynak ayırarak değil nispeten daha yüksek aylıklarını en düşük düzeye düşürerek yaptılar.
Kısaca şöyle yaptılar: En düşük emekli aylıklarını daha fazla artırırken diğer emekli aylıklarını daha az artırdılar. Bunun sonucunda makas iyice kapandı ve emekliler dipte eşitlendi.
2019’da en düşük emekli aylığı uygulaması başlatıldığında ORTALAMA aylıklar EN DÜŞÜK aylıkların yaklaşık yüzde 110 fazlasıydı. Temmuz 2025’te ise ortalama aylık en düşük aylığın sadece yüzde 24 fazlasıdır.
En düşük emekli aylığı için sağlanan koruma diğer emekli aylıklarının düşürülmesi pahasına yapıldı. Diğer emekli aylıklarındaki artış düşük tutulduğu için asgari ücrette yaşanan tuzak burada da ortaya çıktı. Emekli aylıkları dipte eşitlendi.
6- İLAVE (SEYYANEN) ÖDEME ADALETSİZLİĞİ:
Emekli aylıklarının son yıllarda düşmesinin bir diğer nedeni ise kamu görevlilerine (memurlara) yapılan büyük haksızlıktır.
2026 temmuz ayında memurlar için başlatılan ilave ödeme uygulamasının memur emeklilerine de uygulanacaktı. (8.077₺) Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamada ilave ödemenin memur emeklilerine de yansıtılacağı sözünü vermişti. Ancak yapılan yasal düzenleme ile memur emeklileri ilave ödeme kapsamı dışına çıkarıldı.
İlave (seyyanen) ödemenin Ocak 2025’te 22 bin liranın üzerine çıkacağı düşünülecek olursa bu miktarın emekli aylıklarına yansıtılmamasının kamu çalışanları için nasıl büyük bir kayıp olduğu ortada.
Bunun sonucunda kamu görevlileri emekli aylıklarında büyük bir düşüş oldu. Temmuz 2008′ den önce emekli olan bir kamu görevlisinin ortalama emekli aylığı maaşının yüzde 75-80’i düzeyinde iken Temmuz 2025 sonrasında bu oran yüzde 40-45 düzeyine düştü.”
Emekli bir mühendis olarak yukarda son paragrafta söyleneni yaşıyorum. Bugün benim pozisyonumda çalışanın maaşının % 40 ‘ını emekli maaşı olarak alıyorum , oysa emekli olduğumda bağlanan maaş % 75 lerde idi. Güncel çalışan maaşı dikkate alınarak aynı oranda yani %75i verilmiyor olması beni ve benim gibileri isyan ettiriyor.
Bu haksızlık derhal ortadan kaldırılmalıdır. Bütün emekliler ayaktadır.
Esma Müjgan Çelikkol/10.01.2026