Türk Öze Dönüş Platformu’ndan Ankara’da Dikkat Çeken Çıkış
Başkent Ankara’da düzenlenen geniş katılımlı basın toplantısında, devletin temel nitelikleri, hukuk düzeni ve milli egemenlik ilkeleri üzerine dikkat çeken değerlendirmeler kamuoyuyla paylaşıldı. Türk Öze Dönüş Platformu öncülüğünde gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin içinde bulunduğu süreçlere ilişkin kapsamlı bir perspektif ortaya konuldu.
24 Nisan 2026 Cuma günü Ankara Kent Konseyi Salonu’nda düzenlenen kahvaltılı basın toplantısı; 5 federasyon, 11 vakıf, 31 dernek, 1 birlik, 1 topluluk, 2 platform, 1 kooperatif, 3 sendika ve 1 siyasi partiden oluşan toplam 56 kuruluşun katılımıyla gerçekleştirildi. Bu geniş katılım, platformun ortaya koyduğu görüşlerin farklı kesimlerde karşılık bulduğunu gösterdi.
Toplantının ana konuşmacısı olan Atila Şimşek, yaptığı değerlendirmelerde Türkiye Cumhuriyeti’nin “ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” ilkesinin tartışma konusu dahi yapılamayacağını vurguladı. Şimşek, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde hazırlanan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu’na ilişkin değerlendirmesinde, meselenin yalnızca terörün sona erdirilmesi olarak ele alınamayacağını ifade etti.
Şimşek’e göre asıl kritik nokta, önerilen çözüm çerçevesinin Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle ne ölçüde örtüştüğünün analiz edilmesi. Bu bağlamda şu başlıklar öne çıktı:
Şimşek, özgürlük ile güvenlik arasındaki dengenin devletin zayıflatılmasıyla değil, hukuk içinde güçlendirilmesiyle sağlanabileceğini belirtti. Süreç odaklı ve muğlak metinlerin uygulamada “yorum savaşlarına” yol açabileceği uyarısında bulunan Şimşek, silahların susmasının devletin rolünün sona erdiği anlamına gelmeyeceğini, aksine oluşabilecek boşlukların farklı aktörler tarafından doldurulabileceğini ifade etti.
Konuşmasının sonunda Şimşek, terörün kalıcı şekilde tasfiyesinin ancak anayasal çekirdeğin korunması, milli devlet yapısının güçlendirilmesi ve hukukun tavizsiz uygulanmasıyla mümkün olacağını dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinin milli egemenlik, üniter yapı ve kurucu Cumhuriyet değerleri üzerinde yükselmeye devam etmesi gerektiğini savundu.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Ahmet Ünsal, Türk Öze Dönüş Platformu’nun yalnızca bir sivil girişim değil, aynı zamanda “ortak akla ve ortak vicdana çağrı” olduğunu ifade etti. Ünsal, Türkiye’nin kendi gündemini belirleyen, kendi değerleriyle barışık ve geleceğini dış etkilerden bağımsız şekilde şekillendiren bir ülke olması gerektiğini vurguladı.
Platformun bir “teklif hareketi” olduğuna dikkat çeken Ünsal, hedeflerinin; kendi tarihinden kopmayan, değerlerinden vazgeçmeyen ve iradesini başka aktörlere bırakmayan bir Türkiye inşa etmek olduğunu söyledi.
Programın kapanış konuşmasını yapan Sezayi Altun ise Türkiye’nin kritik bir eşikte bulunduğunu ifade etti. İzmir Yüksek Ticaretliler Derneği Başkanı olarak kürsüye çıkan Altun, ülkenin ya belirsizliklerin hâkim olduğu bir sürece ya da kurucu değerler temelinde güçlü bir istikamete yöneleceğini dile getirdi.
Altun, Türkiye’nin en büyük gücünün millet olma bilinci olduğunu belirterek, bu bilincin zayıflaması durumunda hiçbir yapının tek başına yeterli olamayacağını ifade etti. Geleceğin; net ilkeler, ortak aidiyet duygusu ve güçlü bir milli devlet anlayışı üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.
Konuşmasında birlik, kimlik ve kararlılık vurgusu yapan Altun, Türk Öze Dönüş Platformu’nun bu iradeyi temsil ettiğini belirtti. Türkiye’nin kimliğiyle, milletiyle var olduğunu ve bu varlığın sürdürülebilirliğinin ortak bilinç ve dayanışmayla mümkün olacağını ifade etti.
Toplantıda dile getirilen görüşler, özellikle devlet yapısı, hukuk sistemi ve milli egemenlik konularında süregelen tartışmalara yeni bir perspektif sundu. Sivil toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren bu organizasyon, önümüzdeki süreçte benzer platformların daha aktif rol üstlenebileceğine işaret ediyor.
Haber: Mustafa Küçükadalı