Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarı Hayrettin Bulut’un kaleminden
Türkiye’nin yakın tarihinin en tartışmalı ama bir o kadar simgesel figürlerinden biri Deniz Gezmiş. Onu yalnızca ideolojik kalıplar içinde değerlendirmek, dönemin ruhunu ve taşıdığı anlamı eksik okumak olur. Çünkü Gezmiş ve arkadaşları, her şeyden önce bağımsızlık fikrini merkezine alan bir gençlik hareketinin temsilcileriydi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu “tam bağımsız Türkiye” hedefi, yalnızca askeri bir zaferle sınırlı kalmayıp; ekonomik, siyasi ve kültürel bağımsızlığı da kapsayan kapsamlı bir vizyondu. Deniz Gezmiş’in söylemleri ve eylemleri incelendiğinde, bu bağımsızlık vurgusunun güçlü bir şekilde hissedildiği görülüyor. Özellikle yabancı müdahalelere karşı duruşu ve Türkiye’nin kendi kaderini tayin etmesi gerektiğine dair inancı, Atatürk’ün anti-emperyalist çizgisiyle örtüşen noktalar taşıyor.
Ancak önemli olan, bu benzerliği sadece slogan düzeyinde bırakmamak ve tarihsel bağlamı doğru okumaktır. Atatürk, devlet kuran ve kurumsallaşmayı esas alan bir lider olarak akılcı, planlı ve uzun vadeli bir yol izlemişti. Deniz Gezmiş ise, dönemin gençlik hareketlerinin etkisiyle radikal yöntemleri benimsemiş ve hızlı, devrimci bir dönüşümü savunmuştu. Bu yönüyle yöntem açısından ciddi farklar mevcuttur.
Buna rağmen, ulusal egemenlik, bağımsızlık ve halkın kendi iradesiyle yönetilmesi gibi temel ilkeler açısından bakıldığında, Deniz Gezmiş’in Türkiye’nin bağımsızlığına dair hassasiyeti, Atatürk’ün mirasıyla tamamen kopuk değildir. Onu anlamaya çalışırken ne tamamen idealleştirmek ne de bütünüyle dışlamak doğru olur. Asıl yapılması gereken, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinin farklı dönemlerde nasıl farklı biçimlerde ifade edildiğini görmek ve bu mirası sağduyulu bir şekilde değerlendirmektir.
Sonuç olarak Deniz Gezmiş, Türkiye’de bağımsızlık ve egemenlik tartışmalarının önemli bir parçasıdır. Onu Atatürk’ün çizgisiyle birebir örtüştürmek de, tamamen karşısına koymak da indirgemeci olur. Daha dengeli bir bakış açısı, hem tarihsel gerçekliğe hem de Türkiye’nin düşünsel birikimine katkı sağlayacaktır.