Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde etkinlik gösteren Devlet Tiyatroları’nın Bursa sahnesinde izleyiciyle buluşan Çınarın Gölgesinde, yalnızca tarihsel bir anlatı değil; aynı zamanda bir kuruluş ruhunun, bir inancın ve sabrın sahneye taşınmasını yansıtıyor. Oyun, Osman Gazi’nin gördüğü çınar rüyasıyla başlayarak Orhan Gazi dönemine uzanan süreçte, Bursa’nın Fethi’ne giden yolu epik bir anlatımla sahneye taşıyor. Ancak metnin gücü yalnızca tarihsel olayları sıralamasında değil; bu olayların ardındaki “niyet”i, yani bir devlet kurma idealini ve gönül kazanma anlayışını vurgulamasında yatıyor.
Erdoğan Göğebakan’ın kaleme aldığı metin, yer yer destansı bir dil kullanırken, yer yer insanca duygulara yaslanarak karakterleri erişilebilir kılıyor. Bu denge, oyunun didaktik bir tarih anlatısına dönüşmesini engelliyor. Özellikle sabır, inanç ve süreklilik temalarının altı çizilirken, seyirciye “kuruluş” düşüncesinin kolay kazanılmadığını güçlü biçimde duyumsatıyor. Yönetmen (aynı zamanda tiyatronun yöneticisi) Sezai Yılmaz ise bu metni sahneye taşırken görselliği ve ritmi ön planda tutmayı yeğlemiş. Sahne geçişlerindeki akıcılık, toplu sahnelerdeki düzen ve koreografik yapı, oyunun epik atmosferini destekliyor.
Işık ve kostüm kullanımı dönem ruhunu güçlendirirken, özellikle çınar metaforunun sahne estetiğine yedirilmesi dikkat çekici bir bütünlük sağlıyor. Oyunun başlangıcında, Feyha Çelenk adına yapılan saygı duruşu ise geceye ayrı bir anlam katıyor. Bu an, yalnızca bir anma değil; tiyatronun bir “emek ve bellek ” sanatı olduğunu anımsatan güçlü bir duruş niteliğinde. Sahnedeki her oyuncunun bu bilinçle performans sergilediği anlaşılıyor. Oyunculuklara bakıldığında, karakterlerin tarihsel figürler olmasına karşın abartıya kaçmadan, dengeli ve inandırıcı bir yorumla sunulduğu görülüyor. Bu da seyircinin karakterlerle bağ kurmasını kolaylaştırıyor. Özellikle Osman Gazi’nin iç dünyasını yansıtan sahnelerdeki duygusal yoğunluk, oyunun en etkileyici anlarını oluşturuyor.
Sonuç olarak Çınarın Gölgesinde, Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı kapsamında sahnelenmiş olmasının hakkını veren; tarihsel bilinçle estetik anlatımı buluşturan güçlü bir yapım. Sadece geçmişi anlatmakla kalmıyor, o geçmişin bugüne bıraktığı mirası da anımsatıyor. Şu soruyu sormadan da geçemiyorum: Bir çınarın gölgesinde büyüyenler, o ağacın köklerini ne kadar anımsıyor, ne kadar sahip çıkıyor? Büyük bir emekle hazırlanmış bu oyunun tüm kadrosunu yürekten kutluyorum. Görsellerin, dansların, efektlerin, kostüm ve dekorun güzellikleri yanında oyuncuların başarısı da her türlü övgüye değer.