Bursa’da zam artık sürpriz değil.
Haber değeri yok.
Refleks hâline gelmiş bir yönetim pratiği.
Büyükşehir Belediye Meclisi’nde alınan son kararla toplu ulaşıma %15 zam resmen onaylandı.
Karar geçti.
İtiraz yok.
Duraksama yok.
Yeni tarifeler gün sayıyor.
Zam meclisten geçti
BURULAŞ tarifeleri %15 artırıldı
Milyonlarca Bursalı doğrudan etkilenecek
Zamdan önce
Metro: 35 TL
Uzun hat otobüs: 44 TL
Zamdan sonra
Metro: yaklaşık 40 TL
Uzun hat otobüs: yaklaşık 51 TL
Bir şehir düşünün…
Asgari ücretlinin işe gidip gelmesi, artık matematik hesabına dönüşmüş durumda.
“Bugün işe mi gideyim, yarın mı?” sorusu ironiden çıkıp gerçekliğe dönüyor.
Ama mesele yalnızca ulaşım değil.
Asıl tablo, alt alta dizildiğinde ortaya çıkıyor.
Son bir yıl içinde kademeli artışlarla %40–50 bandında zam.
Birçok hanede su faturası artık elektrik faturasını geçmiş durumda.
Musluğu açmak lüks,
duş almak hesap işi.
“Uygun fiyatlı halk ürünü” iddiasıyla sunulan ürünlerde
%25–30 arası artış.
Ucuz ekmek söylemi rafta kalmış,
etiketler gerçeği bağırıyor.
“Dar gelirlinin nefes aldığı yer” denilen menülere
%20’ye yakın zam.
Uygun fiyatlı yemek artık yalnızca tabelada.
Son zamla birlikte ulaşım,
dar gelirli için en pahalı kalemlerden biri hâline geldi.
İşe gitmek lüks,
şehri dolaşmak ayrıcalık.
Gelir artmıyor.
Maaş yerinde sayıyor.
Alım gücü eriyor.
Ama Bursa’da:
Su zamlanıyor
Ekmek zamlanıyor
Yemek zamlanıyor
Ulaşım zamlanıyor
Her zam “makul”,
her artış “zorunlu”,
her fatura vatandaşa.
Belediye afişleri gülümsüyor.
Sloganlar iyimser.
Fotoğraflar renkli.
Ama pazarda, durakta, mutfakta tablo başka.
Gerçek soru şu:
Bu şehirde kim gülümsüyor,
kim gülüyor,
kim gülmek zorunda bırakılıyor?
Bursa gülmekten kırılıyor…
Ama kahkaha atanlar kim,
cebinden ödeyenler kim,
artık herkes biliyor.