Gazeteci Özge Demir yazdı…
Türkiye’de her gün binlerce kurye, zamanla yarışarak sipariş yetiştirmeye çalışıyor. Trafiğin, hız baskısının ve güvencesiz çalışma koşullarının ortasında hayatlarını riske atan bu genç emekçilerden biri olan Murat Can Pekeroğlu, artık aramızda değil. Onun hikâyesi, sıradan bir “trafik kazası” başlığına sığmayacak kadar ağır; kamu vicdanını derinden yaralayan bir adalet tartışmasının merkezinde yer alıyor.
23 Kasım akşamı, Denizli’nin Pamukkale ilçesinde, Tokat Caddesi üzerinde yaşanan olayda, Trendyol Go kuryesi Murat Can Pekeroğlu görev başındaydı. İddialara göre karşı şeritten gelen bir araç, sinyal vermeden sola dönüş yaptı. Bu esnada genç kurye araca çarptı ve yaklaşık 12,5 metre sürüklendi. Ağır yaralanan Murat Can, olay yerinde hayatını kaybetti.
Bir sipariş daha yetiştirme telaşı, onun son anlarına dönüştü.
Kazaya ilişkin en dikkat çekici iddialardan biri, bilirkişi raporunda karşı tarafın %100 kusurlu olduğunun belirtilmesine rağmen, sürücünün mesleği gerekçe gösterilerek serbest bırakıldığı yönünde. Bu iddia, olayın yalnızca bir trafik kazası olarak değerlendirilmesini imkânsız hale getiriyor.
Kamuoyunun sorduğu soru ise net:
Bir insan göz göre göre ölüme sürüklenmişken, sorumluların hesap vermemesi nasıl açıklanabilir?
Olay, Türkiye’de uzun süredir tartışılan “eşit adalet” ilkesini yeniden gündeme taşıdı. Eğer bir kişinin mesleği ya da statüsü, hukuki süreçlerde belirleyici hale geliyorsa; eğer bir üniforma, bir önlük ya da bir unvan, adaletin önüne geçebiliyorsa, burada yalnızca bireysel bir trajediden değil, sistemsel bir sorundan söz etmek gerekiyor.
Murat Can Pekeroğlu’nun ölümü, bu sorunun sembollerinden biri haline gelmiş durumda.
Acılı aile ise tek bir şey istiyor: Adalet.
Ne intikam çağrısı yapıyorlar ne de toplumsal bir linç. Talepleri, hukukun herkes için eşit uygulanması. Sorumluların, kim olursa olsun, hukuk önünde hesap vermesi.
Türkiye’de son yıllarda hızla artan kurye sayısı, beraberinde ciddi riskleri de getiriyor. Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve teslimat baskısı, gençleri trafikte daha savunmasız hale getiriyor. Her geçen gün benzer haberlerin artması, bu meslek grubunun güvenlik ve çalışma koşullarının yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Murat Can Pekeroğlu’nun ardından geriye yalnızca bir acı hikâye değil, aynı zamanda yanıt bekleyen bir soru kaldı:
“Bu da mı yanına kâr kalacak?”
Bu sorunun cevabı yalnızca bir davanın sonucunu değil, toplumun adalet anlayışını da belirleyecek.
Bir insanın hayatı, hiçbir unvandan, hiçbir statüden daha değersiz değildir. Adalet, ancak herkese eşit uygulandığında anlam taşır.
Bugün Murat Can için yükselen ses, yarın başkalarının hayatını kurtarabilir. Çünkü adalet sustukça değil, konuşuldukça güçlenir.