ANJİYO OLDUM

ANJİYO OLDUM
Yayınlama: 02.05.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde; Yaş ilerleyince sağlık sorunlarının başlıyor. Beş yıl önce yokuş çıkarken nefes nefese kalıyor, terliyordum. Kalbimden kuşkulanıp İki yıl arayla Bursa İhtisas Hastanesi ve Şevket Yılmaz Hastanesi Kardiyolojiden randevu aldım. Doktorlar, kan tahlili, akciğer filmi, EKG, istedi. On beş gün sonra sonucu gösterdim; “bir şeyiniz yok” dediler.
İyi bari bir şeyim yokmuş. Nefes nefese olmam, terlemem devam ederek normal yaşantıma devam ettim.
Aynı şikâyetle bir yıl önce Kestel Devlet Hastanesi Kardiyoloji polikliniğine yine gittim. Bir dizi tahlil testler ardından kalbime ultrasonla bakan doktor:
“Kalbiniz normal ama sizde yüksek tansiyon var. İlaç başlayalım” dedi. Bir yıldır ilaç kullanıyorum.
Laz’ın biri hastayım demiş demiş inanmamışlar. Mezar taşına; “hastayım dedum inanmadinuz bak ne oldi?” yazmışlar. Ben de Laz gibi kalbimde bir sorun var diyorum doktorları inandıramıyorum. Dilerim sonum Laz gibi olmaz…
Üç aydır Erzurum’un mahrum köyünde yaşıyorum. Yokuş çıkarken nefes nefese oluşum daha da arttı. Bir ay önce Erzurum Şehir Hastanesi kardiyoloji doktorlarından birinden randevu aldım. Doktor bir yıl önce uzman olmuş. EKG, kan tahlili, efor testi, ultrasonla kalbi görüntüleme derken ilaçlı tomografi istedi. On beş gün sonra hepsi hazırdı ama yolun kapalı olması nedeniyle sonuçları gösteremedim.
E- Nabızdan sonuçlara baktım çoğu iyiydi de kalbi besleyen damarların biri yüzde seksen, diğeri yüzde yetmiş tıkalıydı. Diğer damarlarda da yüzde elli, altmış tıkanma vardı. Bu yüzdelerin ne anlama geldiğini anlamak için yapay zekâya gönderdim. Acil bir kardiyoloğa gözükmem gerektiğini yazdı. Psikolojik olarak etkilendim kendimi kötü hissettim tabi. Hemen gideceğim de kestirme yola çığ düşmüş kapalı. Diğer yol açık ama iki buçuk saat sürüyor. Araba sürerken kalp krizi geçirme olasılığım var. Bu halde uzun süre araba sürmem tehlikeli olabilir. İlçe hastanesi aciline gittim. Sonuçları gören doktorlar iki kez EKG, üç kez kan tahlili yaptılar. Bu inceleme yedi saat sürdü. “Şimdilik bir sorun yok ama hemen bir kardiyoloğa gitmeniz gerek” dediler. Dediler de yol kapalı. Üç gün sonra yol açıldı. Düştüm yola…
Hastaneye vardığımda aradan bir ay geçmiş olduğu için yeniden randevu almam gerektiğini söylemesinler mi? Mahrumiyet, yolun kapalı olması diye sızlanmamın ardından sıra numarası verdiler. Doktorun karşısındayım. Sonuçları gören doktor:
“Bu sonuçlar kesin değil. Kesin bilgilere ancak anjiyo ile ulaşabiliriz. Tıkanıklıklar varsa açar çıkarız. Açamazsak By-Pass yapmamız gerekebilir. Belki de bir şey çıkmaz. İlaçlar yazdım onları kullanın. Üç gün sonra hastaneye yatırayım. Çarşamba anjiyo yapayım.”
Bursa’daki deneyimli koca koca kardiyologlar sorunu göremesin genç bir doktor görsün…
Hastaneye yattım. Bir gün hazırlık yapıldı. 29 Mayıs saat 1.00’de anjiyo için bir personelle yürüyerek anjiyo bölümüne geldik. Soyundum. Deli gömleğine benzer, arkadan bağlanan eflatun renkli ameliyat önlüğünü giydim. Beklemeye başladım. Anjiyo odasından çıkan doktor:
“Ahmet amca ben şimdi derse gidiyorum. On beş dakika ders anlatıp geleceğim.” dedi gitti. Beş dakika sonra beni anjiyo odasına aldılar. Yeşil muşamba önlüğünü giyen görevli üzerime bir örtü örttü. Kenardaki boşluklara bir şeyler koydu. Kıpırdamadan yatmamı tembih etti. Kıpırdamadan yatarken duyduğum sesler:
“Tohtur nerde kaldı?”
“Derse gitmiş. Gelecekmiş.” Yarım saat sonra;
“Ya yarım saat oldu bu tohtur nerede kaldı? Böyle uzun süreceğini bilsem masayı açmazdım. Telefon edin.”
Gelen giden yok. Muşamba giysili görevli sandalyede şekerleme yapmaya başladı. Ben tavandaki lambaları, kaplamanın kalitesini, klima deliklerini, anjiyo cihazının bana bakan kafasını, angın alarm cihazını birkaç kez inceledim. Doktor olsa on beş dakika sürecek eziyet kırk beş dakika sürdü gelen giden yok. Görevli uyandı. Uykusunu açmak için esnedi, gerindi, dışarı bir daha bağırdı:
“Bilseydim hastayı almazdım. Yine arayın.”
“Aradık yoldaymış geliyormuş.”
“Olur mu böyle şey? Allah Allah adam da bir saattir yatıyor.” Görevli kalın muşamba giysileri içinde hışırtılar eşliğinde odada dolaşmaya devam etti. İçeri giren çıkanlarla havadan sudan konuştu. Ben bir saattir masada kıpırdamadan yatıyorum. Derken doktor içeri girdi. Sağ kolumun yanındaki sandalyeye oturdu:
“Amca şimdi bileğine iğne yapacağım uyuşacak.” İğne acısının ardından sağ el bileğimde işleme başladı. Hafif acı duyuyorum. Kolumdan yukarı doğru acı yavaş yavaş ilerledi. Anjiyo makinesinin üzerimde sabit duran başlığı hareket etmeye başladı. Sağa sola aşağı yukarı göğsümün etrafında dönüp duruyor. Ben:
“Doktor bey ben de ekrandan izleyebilir miyim?”
“Birazdan izleteceğim.” On dakika sonra doktor:
“Geçmiş olsun. Kalp damarlarında tıkanıklık yok. Sadece yağlanma ve genişlemeler var. Açmak için bir işlem yapmaya gerek kalmadı. Yağlanma ve genişleme olan yerleri ilaçla tedavi edeceğiz.” deyince sevindim tabi.
Anjiyo odasından çıkardılar. Perdeli küçük bir odada bir makineye bağladılar. On beş dakika da orada bekledim. Bir işlem yapılmadığından olsa gerek yoğun bakıma almadan odama getirdiler.
Bir anjiyo serüvenim böylece sona ermiş oldu.
Ahmet KOÇAK

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.