Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Fatma Elalmış makalesinde; Modern yaşamın yoğun temposu, gürültüsü ve stresi içinde insanlar huzuru yeniden doğada aramaya başladı. Belki de bu yüzden ormanda yürüdüğümüzde içimizi tarif edilmesi güç bir dinginlik kaplar. Bu yalnızca bir his değildir; bilim insanları, ağaçların çevreye yaydığı doğal bileşiklerin insan sağlığı üzerinde ölçülebilir etkiler oluşturabileceğini ortaya koymaktadır.
Ağaçlar sessiz canlılardır; ancak sessizlikleri yanıltıcıdır. Yaşamlarını sürdürebilmek için sürekli olarak çevreleriyle iletişim kurarlar. Böceklere, mantarlara ve hastalıklara karşı kendilerini korumak amacıyla havaya fitonsit adı verilen doğal uçucu bileşikler salarlar. İnsan burnunun çoğu zaman yalnızca “orman kokusu” olarak algıladığı bu maddeler, aslında doğanın görünmeyen savunma sistemidir.Araştırmalar, orman ortamında geçirilen zamanın insan vücudunda önemli değişiklikler oluşturabileceğini göstermektedir. Özellikle stres hormonu olarak bilinen kortizol seviyelerinde düşüş gözlenirken, bağışıklık sisteminin önemli savunma hücrelerinden olan doğal öldürücü (NK) hücrelerinin aktivitesinde artış saptanmıştır. Bu hücreler, virüslerle enfekte olmuş hücreleri ve bazı kanser hücrelerini tanıyıp yok etmede görev alır.
Bilim insanları, Japonya’da geliştirilen ve “orman banyosu” anlamına gelen Shinrin-yoku uygulaması üzerine yaptıkları çalışmalarda, sadece birkaç saatlik orman yürüyüşünün bile bağışıklık sistemini günler, hatta bazı araştırmalarda haftalar boyunca olumlu etkileyebildiğini bildirmiştir. Bunun yanında kan basıncında azalma, kalp atış hızında yavaşlama, kaygıda azalma ve ruh halinde iyileşme de sıkça gözlenen sonuçlar arasındadır.Ancak bu etkilerin tek nedeni yalnızca fitonsitler değildir. Kuş sesleri, yaprakların hışırtısı, temiz hava, güneş ışığı, yeşilin rahatlatıcı etkisi ve yürüyüş sırasında yapılan hafif fiziksel aktivite de bu iyileştirici deneyimin önemli parçalarıdır.
Doğa, insan bedenini ve zihnini birçok farklı yoldan aynı anda destekleyen bütüncül bir ortam sunar.Özellikle çam, sedir, köknar, ladin ve ardıç ormanları fitonsit açısından zengin kabul edilir. Yağmurdan sonra yükselen reçinemsi koku, aslında bu doğal bileşiklerin havada daha yoğun hissedilmesinden kaynaklanır. Belki de bu yüzden yağmur sonrası orman havası insana her zamankinden daha ferah gelir.Günümüzde şehir yaşamı nedeniyle insanların doğayla bağı giderek zayıflasa da uzmanlar, haftada birkaç kez 30 ila 90 dakika arasında yeşil alanlarda vakit geçirmenin hem ruh sağlığı hem de genel yaşam kalitesi açısından faydalı olabileceğini belirtmektedir.
Elbette bu, hastalıkların yerine geçecek bir tedavi değildir; fakat sağlıklı yaşamın güçlü destekçilerinden biri olabilir.Sonuç olarak, ağaçlar yalnızca oksijen üreten canlılar değildir. Onlar aynı zamanda görünmeyen kimyasal mesajlar taşıyan, bulunduğu ekosistemi ve dolaylı olarak insan sağlığını etkileyen yaşam ortaklarımızdır. Belki de ormanda hissettiğimiz huzur, sadece sessizliğin değil; doğanın milyonlarca yıldır sürdürdüğü bu görünmez iletişimin bize dokunan yansımasıdır.Çünkü bazen en güçlü ilaç, bir reçetede değil; yaprakların arasında esen hafif bir rüzgârın içinde saklıdır.