MEVSİMLİK İŞÇİLERİN ÇİLESİ HER ZAMAN BENİM YÜREĞİMDEKİ YARADIR.

MEVSİMLİK İŞÇİLERİN ÇİLESİ HER ZAMAN BENİM YÜREĞİMDEKİ YARADIR.
Yayınlama: 18.10.2026
A+
A-

Geçmiş dönem PM Üyesi Güler Buğday makalesinde;

DAHA ÖNCEKİ YILLARDA YAZDIĞIM VE UYARDIĞIM ALTTAKİ YAZIMI UTANILMASI İÇİN TEK KELİMESİNİ DEĞİŞTİRMEDEN YAYINLIYORUM.
Bursa’nın Yenişehir ilçesinde etkili olan şiddetli yağış, çadırlarda kalan mevsimlik tarım işçilerini her zaman olduğu gibi olumsuz etkileyip perişan etmiştir.
Aileleriyle birlikte bölgede kalan yaklaşık 120 mevsimlik tarım işçisinin yaşadığı alanda oluşan olumsuzluklar on yıllardır devam etmektedir.
Ülkeyi soyanlar, fonlardan milyarları vuranlar, saraylarda saltanat sürenler, emekçisi emeklisi sürünürken onlardan 30 kat fazla alan ve imtiyazlı ayrıcalıkları ile sömürünün parçası olan vekiller sadece laf üretiyorlar.
Dün Bursa Yenişehir’de daha önceki yıllarda farklı ilçelerimizde ve illerimizde yaşanan bu utancı lütfen görün…
MEVSİMLİK İŞÇİLERİN ÇİLESİ HER ZAMAN BENİM YÜREĞİMDEKİ YARADIR.
Soframıza gelen her üründe emeği olan insanlar, çocuklarıyla birlikte suyun ve çamurun içinde yaşamaya mahkûm edilemez. Bakanlıklar ve ilgili kurumlar sorumluluklarını yerine getirmeli; işçilerin acil ihtiyaçları karşılanmalı, insan onuruna yakışır barınma koşulları güvence altına alınmalıdır
Sevgili Dostlar, Yoldaşlar ve Canlar, ilimizde de bulunan mevsimlik işçilerin çilesini, yaşadıkları felaketleri ve insanlık dışı konumları daha önce üç kez yazmıştım.
Hemde hiçbir parti ve görüş ayrımı yapmadan yüreklice yazıp yardım edilmesini istemiştim.
Tüm sorumluları, hatta sorumsuz ama olanağı olanları bu ilkel koşulları ortadan kaldırmaları için insanlık adına göreve davet etmiştim.
Maalesef bir iki duyarlı insan yazdıklarıma hak verdi ama kimse elini taşın altına sokmadı.
Hatta bu değerli işçilerden, emekçilerden ekmek yiyen, para kazanan toprak sahiplerini göreve çağırmıştım ama bu konuda da gerekli duyarlılığı göstermemişlerdi.
Bu nedenledir ki mevsimlik işçilerin yaşam koşulları, doğal afetlerde uğradıkları zarar ziyan beni çok üzer ve utandırır.
Ama en çokta küçük ve oyun çağındaki çocukların uğradıkları sefalet insanı insanlığından utandıran konumlarda oluyor.
Çok mu zor empati yapmak?
Çok mu olanaksız bu insanlara en azından başlarını sokup, içerde banyo yapacakları birer barınak yapmak?
Sayıları üç buçuk milyonla, 13 milyona kadar çıktığı konuşulan Suriyeli, Afgan, Iraklı veya Afrikalı göçmene bakan ülkem bir avuç emekçiye neden bu insanlık dışı yaşamı reva görüyor???
Soruyorum tüm vicdan sahibi insanlara;
Kaç ilde ve kaç mevsimlik işçi oluyor ki kimse bu insanların çektiklerini görmüyor, duymuyor, anlamıyor ve gereğini yapmak için duyarlı davranmıyor.
Mevsimlik işçiler en ilkel koşullarda yaşarken birde sık sık doğal afetlerden dolayı mağdur olup çaresiz durumlara düşüyorlar.
Çok yakın zamanda on veya on beş gün önce Bursa’da yine böyle zor durumlarla karşılaştılar:
Yaşadıkları şehirlerde iş ve aş bulamayan doğu ve güneydoğulu aileler nerede ihtiyaç varsa oraya çoluk çocuk ekmek parası kazanmaya gidiyorlar.
Bursa’da mevsimlik işçilerin ekmek parası için çoluk çocuk, yaşlı genç geldikleri iller arasında.
Genellikle Nisan ayında başlayan mevsimlik işçilik ekim ayına kadar sürüyor.
Bursa’da daha çok çilek, armut, şeftali tarlalarında iş buluyorlar.
8 saatlik çalışmanın sonucunda sosyal güvenceleri olmadan bu yıl günlük 170 lira kazandıkları söyleniyor.
Yine çeşitli zorluklar ve en üzücüsü doğal afetlerle muhatap oldular.
Bu senede Bursa’nın İnegöl ilçesinde etkili olan sağanak yağış, Urfa’dan gelen mevsimlik işçilerin kaldığı çadır kenti su altında bıraktı.
Şehirden hatta İnegöl’den de uzak bir düzlükte, Kurşunlu ve Mesudiye köylerinin dışında bir düzlüğe kurmuşlar çadırlarını
Verilen bilgiye göre yaklaşık bin kişi yaşıyor çadırlarda.
En büyük sorun korumasız ve ilkel şartlara muhatap olan küçük yavrularımız.
Anne kucağında şefkat bekleyenden, okula gidemeyen her boydan çocuğumuz bu ilkel koşulara muhatap oluyorlar.
Çadırlarda elektrik ve su yetersiz, yağmura sele karşı oldukça korunmasız konumdalar.
Yağmur olduğunda en büyük çileyi kadınlar yaşıyor:
Kadınlar çamurların içinde leğenlerde çamaşır yıkıyor, en ilkel koşullarda yemek yapıyor, çocuklarla ilgileniyorlar.
Ayrıca bu emekçi ve mağdur insanlara ne utanç verici ki saldıranlar, darp edenler ve onları istemeyenlerde oluyor!!!!
On yıllardır bu sorunlar bilinip, görülüp, uyarılıp, yaşandığı halde herhangi bir alt yapı çalışması yapılmamış.
Oysa verilen bilgilere göre her sene aynı yere çadır kent kuruluyor ve binlerce insan 6 ayını çadır kentlerde geçiriyor.
DHA’nın haberine göre, ilçedeki Kurşunlu Mahallesi’ne çilek hasadı için Urfa’dan gelen mevsimlik işçilerin yaşadığı çadır kenti, sağanak nedeniyle su bastığında 50’ye yakın çadır su altında kalmış.
ÖLÜMLE PENÇELEŞTİK’
Çadır kentte 300 tarım işçisinin olduğunu, çocuklarla birlikte bu sayının 500’e ulaştığını söyleyen işçilerden Abdullah Durmuş, “Şanlıurfa’dan geliyoruz, tarım işçisiyiz.
Burada selin altında kaldık. Devletimizden yardım istiyoruz. Halimizi görüyorsunuz. Battaniyeler, döşekler hepsi ıslandı. Çoluk çocuk nasıl yatacak, bu geceyi nasıl geçireceğiz?
Çoluk çocuk buradayken sel bastı. Sel basınca çadırdan çıkmak zorunda kaldık. Makarnamız, bulgurumuz hepsi gitti. Gece ölümle pençeleştik” diyor.
Bursa’da sağanak yağış hayatı olumsuz etkilerken, sele gece tarlada çadırlarda yakalanan mevsimlik işçiler, çocuklarını son anda kurtarmış.
Mustafakemalpaşa ilçesine Güneydoğu Anadolu’dan mevsimlik işçi olarak gelen yüzlerce aile, tarlada kaldıkları çadırlarda gece uyurken yaşanan sel baskını sebebiyle zor anlar yaşıyor:
Şiddetli yağmur sele sebep oldu.
Ovaazatlı köyünde uyudukları esnada bir anda çadırları suyla dolan işçiler can havliyle çocuklarını da yanına alarak boğulmamak için kendini dışarıya attı.
Suyla dolan çadırlarda yerde yer yatağında uyuyan çocuklar kurtarıldı.
Çadırlarda bulunan tüm eşyaları kullanılmaz hale gelen tarım işçileri, haber vermelerine rağmen kimsenin yardımlarına gelmemesinden şikâyetçiler.
Daha fazla herkesin bilip duyup görüp göz yumduğu durumları yazmanın çok faydası olacağını sanmıyorum.
Bursa gibi önemli bir kentte bu sorunlar on yılardır yaşanıyor.
Şimdi ben birkaç örnekle sizleri düşünüp tavır almaya çağıracağım:
Bu insanlara yapılacak ve insanca yaşayabilecekleri kalıcı barınakların toplamı bir saraydan fazlamdır?
Bu soruya yanıtı keşke fırdöndü Bahçeli yanıtlasa ve sürekli insanlara saldırmaktan vazgeçip biraz düşünse…
Yine sayısız en lüks araçlardan, milyon dolarlık şahsa özel uçaklardan ve yüzen saraylardan daha mı pahallıdır?
“İtibardan tasarruf edilmez” diyenler, bu ilkellikten ve rezaletten hiç utanmaz mısınız?
Herkesi kandırdığınız Allah’tan da hiç korkmaz mısınız?
Ülkemizin halklarına ait olan tüm yer altı ve yer üstü varlıklarını ve yatırımlarını sattınız…
Kendinize, ailenize, yakınlarınıza, sizlere biat etmiş yardakçılarınıza ve beşli çeteye akıl almaz servetler edindirdiniz.
Hiç mi vicdanlarınız sızlamadı ve insanlığınızdan utanmadınız???
Güç kazandıkça ve sınır tanımaz servetlere kavuşunca bırakın mevsimlik işçilerin sorunlarını çözmeyi, ülkede herkesi açlıkla, yoklukla ve işsizlikle aşsızlıkla onların konumuna getirdiniz!..
Sizleri zamanı gelince hukuka yani bağımsız yargıya sonrada milleti kandırıp korkuttuğunuz Allaha havale ediyorum.
Şimdi gelelim Bursa özeline.
Sanayi kenti Bursa bu sorunları çözemez mi?
Turizm kenti Bursa bu kadar basit bir olaya kaynak bulamaz mı?
Tarım kenti olan ve büyük topraklara sahip birçok varsıl insanın bulunduğu ve bu konuyla muhatap olan insanlar bir araya gelip bu sorunlara çare üretip dayanışıp çözemezler mi?
Yıllardır Bursa Büyükşehir ve çoğunluk ilçelerde yerel yönetimlerde belediyeleri kazanmış iktidar yanlıları bu sözlerimde sizlere:
Milyonlarca lirayı vır-zıvıra ve yandaşlarına harcayan ve konuşunca mangalda kül bırakmayanlar bu sorunları çözemezler mi?
Selde kalan ailelere erzak (makarna bulgur) götürmeyi insanlık mı sayıyorsunuz?
Hadi oradan…
Utanmak lazım.
İnanın yatacak yeriniz bile yok.
Şimdi çuvaldızı birde kendimize batıracağım hiç ama hiç kimse kusura bakmasın.
Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu herkesle helalleşiyor ve birçok yere gidiyor konuşuyor olaylara sahip çıkıyor.
Burada bu konularda Toprak sahibi olmasına karşın her zaman duyarlı olan Toprak Adam Orhan Sarıbal gibi mağdurların vicdanı ve sözcüsü olan onurumuz ve gururumuz olan bir vekilimizde var.
O halde neden gelip en ilkel koşullarda yaşatılan ve yaşanan sel felaketinde her şeylerini kaybeden bu insanlarla helalleşmek istemez???
Bursa’daki tüm vekiller bu olaya el atsalar ve gerçekten çözmek isteseler başarmamaları mümkün değil, ama ne gerek var onların tuzu kuru.
Nasıl olsa emeklileri 98.000 TL diğerleri de bu insanlara göre deve yükü ile para alıyor ve birçok imtiyazlara sahipler.
En çokta yemeklerde, toplantılarda, protokolde veya çarşı Pazar esnafın yanında görüntü veren dert dinledik diyen kadın vekillerimize ve annelere soruyorum” nasıl vicdanlara sahipsiniz?”
İnanın yazarken ve sorarken ben utanıyorum.
Öğretmenler ve öğretmen örgütleri sizler neredesiniz???
Yine bir sözüm ve uyarımda kadın kollarına, kadın örgütlerine ve duyarlı tüm annelere?
O çocuklar aç sefil, bakımsız ve çamur deryalarında ve çocukluklarını yaşayamadan debeleniyorlar.
Anneler olarak hiç mi üzülmüyorsunuz?
Birde sorumlu mevkilerde bulunanların veya milletvekili olanların eş ve çocuklarına bir uyarım var:
Devletin sağladığı olanakların yansımalarından inanılmaz oranlarda yaralanıyorsunuz.
İnanılmaz lüks yaşamlarınızı paylaşıp; servet değerindeki markalardan oluşan çantalarınız, kıyafetleriniz, yaşam biçimleriniz ve yüksek ücretli kişisel bakımlarınız ile hiçbir acıyı veya sorunu umursamadan yaşamanızı üzüntü ve utançla izliyorum.
Bu görgüsüzlükleri ve abartıları görünce de sadece “ADALETİN BU MU DÜNYA?” diyorum ve lanet okuyorum.
SON SÖZ:
Bu insanların yaşadıkları kader değil. Yine onların mecburiyeti ve mahkûmiyeti de değil.
Dilim döndüğünce yazarak ifade etmeye ve kimler sorumlu anlatmaya çalıştım.
Yeter artık…
En son her zamanki duyarlılığı ile Toprak Adam Orhan Sarıbal, Karacabey İlçe Başkanımız Gönül Avil, Kemalpaşa ilçe Başkanımız Tandoğan Kuru ve örgütten arkadaşlarımızla bu ailelerin yanlarına gidip dertlerine ortak olamaya moral vermeye çalıştılar.
TOPRAK Adam Orhan Sarıbal bu ziyareti şu sözlerle paylaştı:
“Ülkede birileri saray saltanatı sürerken, mevsimlik tarım işçilerinin içler acısı hali…
“Duyun sesimizi, biz de insanız. Yaşamak istiyoruz. Hiçbir şeyimiz yok.
Türkiye’de en kötü yaşayan insanlar biziz. Neden? Ne suçumuz var?” diyorlar diyen bir kadının yürek yakan sözlerini bize aktardı.
Toprak Adamın paylaştığı bu ziyaret ve o insanların dertlerini anlattığı videonun altına yapılan bazı rezilce yorumları görünce inanın ilk kez beddua edip “Allah sizi daha beter yapsın” demek istedim.
Demek ki ilk önce insan olmak ve vicdanlı olmak ama bunun yanında ahlaklı da olmak zorundayız.
Umarım sanalda saatlerce geyik yapma yerine uğraşarak yazdığım bu yazımı okur gerçekleri görür ve gereğini yaparsınız.
Sevgiyle saygıyla, eşit yurttaşlar olarak barış ve kardeşlik duyguları ile insanca, onurluca, özgürce, haksızlıklara ve hukuksuzluklara izin vermeden yaşayalım ve yaşatalım.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo Yüz Ağdası