Genel Başkan Vekili İslam Güçlü: “Kamu hizmetlerindeki liyakatsizlik, toplumun kaderini doğrudan etkiler”

Genel Başkan Vekili İslam Güçlü: “Kamu hizmetlerindeki liyakatsizlik, toplumun kaderini doğrudan etkiler”
Yayınlama: 17.09.2026
A+
A-

Adalet Partisi Genel Başkan Vekili İslam Güçlü, Türkiye’de kamu yönetimi, adalet ve kalkınma açısından liyakat ilkesinin önemine dikkat çekerek, özellikle kamu alanındaki görevlendirmelerde yetkinlik, şeffaflık ve denetimin esas alınması gerektiğini savundu.

Güçlü, liyakatin yalnızca bir kurumun işleyişini değil, doğrudan toplumun yaşam kalitesini ve devlet kurumlarına duyulan güveni etkileyen temel unsurlardan biri olduğunu belirterek, “Bir şirketteki liyakatsizlik yalnızca o şirketin kârını ve çalışanlarını etkilerken; kamu hizmetlerindeki liyakatsizlik 80 milyonluk bir toplumun kaderini doğrudan etkiler” değerlendirmesinde bulundu.

“KAMUDA LİYAKAT HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR”

Liyakat konusunun en kritik alanının kamu hizmetleri olduğunu ifade eden Güçlü, farklı sektörlerden örnekler üzerinden konunun önemine dikkat çekti.

Sağlık alanında başhekim, cerrah ve sağlık yöneticilerinin görevlendirilmesinde kişisel yakınlıkların değil, mesleki yeterliliklerin belirleyici olması gerektiğini savunan Güçlü, sağlık hizmetlerinde yapılabilecek hataların doğrudan insan hayatını etkileyebileceğini belirtti.

Güçlü açıklamasında, “Bir hastanenin başhekiminin ya da ameliyata giren cerrahın kimin yakını olduğu değil, ne kadar yetkin bir hekim olduğu hayat kurtarır” ifadelerini kullandı.

Sağlık politikalarının da alanında uzman kişiler tarafından oluşturulması gerektiğini belirten Güçlü, yanlış teşhis ve ehil olmayan kişilerin sorumluluk üstlenmesinin ağır sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.

“MÜHENDİSLİKTE LİYAKAT YAŞAM HAKKIYLA İLGİLİ”

Türkiye’nin deprem riski bulunan bir ülke olduğuna işaret eden Güçlü, mühendislik hizmetlerinde de liyakatın doğrudan can güvenliğiyle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Bina, köprü ve viyadüklerin tasarım, yapım ve denetim süreçlerinde görev alan mühendislerin yeterliliğinin büyük önem taşıdığını belirten Güçlü, “İşi bilmeyenlerin imzaladığı projelerin bedeli çok ağır ödenir” dedi.

Bu nedenle kamu hizmetlerinde teknik yeterlilik, mesleki deneyim ve sorumluluk bilincinin temel kriterler olması gerektiğini savundu.

EĞİTİMDE LİYAKAT VURGUSU

İslam Güçlü, liyakat tartışmasının eğitim alanından bağımsız düşünülemeyeceğini de ifade etti.

Gelecek nesillerin yetiştirilmesinde öğretmen ve akademisyenlerin bilgi birikimi, pedagojik donanımı ve tarafsızlığının önem taşıdığını belirten Güçlü, eğitim kalitesindeki düşüşün uzun vadede toplumun bütün meslek gruplarını etkileyebileceğini söyledi.

Güçlü, eğitim sisteminin niteliğinin toplumun gelecekteki insan kaynağını doğrudan belirlediğini savunarak, öğretmen ve akademisyen seçimlerinde objektif kriterlerin esas alınması gerektiğini dile getirdi.

“LİYAKATSİZLİK BEYİN GÖÇÜNÜ TETİKLİYOR”

Güçlü, liyakat sorununun yalnızca kamu kurumlarının işleyişiyle sınırlı olmadığını, toplumsal güven açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Liyakatsizlik algısının gençlerin geleceğe ilişkin beklentilerini etkileyebileceğini belirten Güçlü, bazı gençlerin “Burada kalsam da hakkımla bir yere gelemem” düşüncesine kapılarak yurt dışına yönelmesinin ülke açısından önemli bir insan kaynağı kaybı olduğunu savundu.

Güçlü, Türkiye’nin ekonomik gücünün yalnızca doğal kaynaklara değil, eğitimli, donanımlı ve üretken insan kaynağına da bağlı olduğunu vurgulayarak, yetişmiş insanların ülkeden ayrılmasının uzun vadeli sonuçlarına dikkat çekti.

“LİYAKAT KENDİLİĞİNDEN OLUŞMAZ”

Liyakatin önemini anlatmanın yanı sıra, bunun kalıcı bir yönetim anlayışına nasıl dönüştürülebileceğinin de tartışılması gerektiğini belirten Güçlü, sistemin belirli kurallara dayanması gerektiğini ifade etti.

Güçlü’ye göre işe alım ve terfi süreçlerinde kişisel kanaatlerin ve kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen değerlendirmelerin etkisi azaltılmalı; sınavlar, somut projeler, portfolyolar ve geçmiş başarılar daha belirleyici hale getirilmeli.

Bir kişinin belirli bir göreve neden getirildiğinin kamuoyu açısından anlaşılabilir olması gerektiğini savunan Güçlü, seçim ve atama süreçlerinde şeffaflığın önemine dikkat çekti.

“NEDEN O KİŞİ SEÇİLDİ?”

Güçlü, kamu yönetiminde şeffaflığın temel sorularından birinin “Neden o kişi seçildi?” sorusu olduğunu belirtti.

Atama süreçlerinin açık kriterlere dayanmasının kayırmacılık tartışmalarının önüne geçebileceğini ifade eden Güçlü, göreve getirilen kişilerin yalnızca atanma süreçlerinin değil, görevdeki performanslarının da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Bu kapsamda düzenli ve adil geri bildirim mekanizmalarının oluşturulmasını öneren Güçlü, yetersizliklerin eğitim yoluyla giderilmesi, görevini kötüye kullanan kişilerin ise görevlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

“LİYAKAT BİREYİN DE SORUMLULUĞUDUR”

İslam Güçlü, liyakat kavramının yalnızca devletten veya kurumlardan beklenen bir hak olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de söyledi.

Bireylerin de üstlendikleri görevlerin gerektirdiği bilgi ve becerilere sahip olmak için kendilerini sürekli geliştirmeleri gerektiğini belirten Güçlü, çağın değişen ihtiyaçlarına uyum sağlamanın liyakat anlayışının önemli parçalarından biri olduğunu ifade etti.

Güçlü, “Hak ettiğimizi düşündüğümüz pozisyonun içini gerçekten bilgiyle, çalışmayla ve yetkinlikle dolduruyor muyuz?” sorusunun herkes tarafından kendisine yöneltilmesi gerektiğini belirtti.

ADALET PARTİSİ’NİN MESAJI: “İŞİ EHLİNE VERMEK”

Açıklamasının son bölümünde liyakat, adalet ve kalkınma arasında doğrudan bağlantı kuran Güçlü, liyakatin yalnızca bir yönetim tercihi değil, toplumun güven duygusunu ve geleceğe ilişkin beklentilerini etkileyen temel bir ilke olduğunu savundu.

Güçlü, kurumlarda görevlerin kişisel ilişkilere veya sadakat bağlarına göre değil, yetkinlik ve başarı kriterlerine göre verilmesi halinde toplumsal güvenin güçlenebileceğini ifade etti.

Adalet Partisi Genel Başkan Vekili İslam Güçlü açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:

“Geleceğimizi daha adil, güvenli ve üretken kılmanın yolu çok karmaşık formüllerde gizli değildir. Çözüm, binlerce yıllık kadim prensipte saklıdır: İşi ehline vermek, emeğe saygı duymak ve hak edenin hakkını teslim etmek.”

Güçlü’nün açıklaması, Adalet Partisi’nin kamu yönetiminde liyakat, şeffaflık, hesap verebilirlik ve yetkinlik kriterlerini öne çıkaran siyasi yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerini içeriyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo