Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı ve sendikacı Veli Beysülen makalesinde;
Türkiye sistem içi gerginliğin ve kavganın hiç eksik olmadığı bir ülkedir. Bu kavga farklı sistem partileri arasında olduğu gibi, son günlerde, ana muhalefet partisi, Cumhuriyet Halk Partisinde (CHP) yaşandığı gibi, zaman zaman aynı parti içinde de olabiliyor.
Evet, Türkiye 10 gündür, mahkemenin ana muhalefet partisinin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan kurultayı hakkında verdiği “Mutlak Butlan” kararını konuşuyor. Elbette karar sadece konuşulmuyor, uygulanması için, kamu otoritesine başvuran eski yönetimin talebiyle, parti genel merkezine polis zoruyla girildi. Maalesef polisin partinin, demir bahçe kapılarını kırarak, gaz bombaları ve plastik mermilerle parti genel merkezine girişi sırasında, ortaya çıkan görüntüler savaş görüntülerini aratmadı.
Peki nedir Mutlak Butlan?
Mutlak Butlan: bir hukuki işlemin kuruluşundan itibaren kanuna, kamu düzenine veya ahlaka aykırı olması nedeniyle baştan itibaren tamamen geçersiz sayılması ve hiç yapılmamış kabul edilmesidir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs 2026 günü, 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP kurultayında, bir kısım delegeye menfaat sağlanarak kurultay sonucunun sakatlandığı yönünde ki iddia ile bazı delegelerin açtığı davaya ilişkin, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24 Ekim 2025 tarihinde partinin daha sonra Olağanüstü ve Olağan Kurultaylarını toplamasından dolayı, “davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına” dair hükmünü kaldırdı.
Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) 36. Dairesi kararında, “Mutlak butlanla sakatlanmış 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen Genel Başkan Özgür Özel’in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmelerine, göreve iadelerine ihtiyati tedbir kararının, gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna, Çankaya 4. İlçe Seçim Kuruluna ve Ankara Valiliğine gönderilmesine karar verilmiştir.” diyerek, Türkiye demokrasi tarihinde bir ilke imza attı.
Bu kararın dünya da örneği var mı bilmiyorum ancak Türkiye’de daha önce bir örneği olmadığı kesin. Hiç lafı dolandırmaya, eğip bükmeye gerek yok. Bu karar iktidarın ihtiyacı olmasa çıkmazdı. Zira bu ülke de yaşayan herkes, iktidarın yargıyı siyaseti dizayn etme aracına dönüştürdüğünü biliyor. Bu nedenle, CHP kurultayı için verilen bu kararın asıl nedeni, partinin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayında Genel Başkanlığa seçilen Özgür Özel ile ekibinin yönetiminde, 31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerde birinci parti olarak çıkması ve 47 yıl sonra ülkenin birinci partisi olmasıydı. Bu başarıdan itibaren, CHP yönelik sistemli bir sindirme politikası adım adım uygulanıyor. Öyle ki bu ülke insanı, ağırlıklı CHP’li belediyelere yönelik olanları olmak üzere, nerdeyse her gün operasyon haberleri ile güne başlıyor.
Önceki dönemlerde HDP’li Belediye başkanları ile belediye meclis üyelerine yönelik görevden alma ve yerine kayyum atama uygulaması, 31 Mart 2024 seçimlerinden birinci çıkan ve seçimlerden bu yana yapılan tüm kamuoyu araştırmalarının, birinci parti olarak gösterdiği CHP’li seçilmişlere yöneldi. Ancak bir farkla, görevden alınan HDP’li başkanlar, terörle ilişkilendirilerek alınıyor ve yerlerine kayyum atanıyordu. CHP’li belediye başkanlarından sadece, Esenyurt Ahmet Özer ile Şişli Resul Emrah Şahan’ın yerine kayyum atandı. Diğerlerinde belediye meclislerinde vekil başkan seçildi. Üstelik meclis dengesi hassas olan veya çoğunluğu iktidarda olan, belediyelerde başkanlık AKP’ye geçti. Yani halkın iradesiyle seçilmişlerin yerine mecliste seçilenler geçmiş oldu.
Önceki yıllarda haklarında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan, HDP’li belediye başkanlarının soyut, belgeli olmayan gerekçelerle görevden alınmalarının benzeri bir yöntemle CHP’li belediye başkan ve meclis üyeleri ile bürokratlar gözaltına alınıp tutuklanmaktadır. Her ne kadar bu belediye başkanları, gizli tanık ifadelerine dayandırılan veya itirafçılaştırılanların ifadelerine dayandırılan yolsuzluk, rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırmak gibi suçlamalarla alınıyor ise de alınan onlarca belediye başkanından henüz mahkûmiyet almış kimse bulunmuyor. Yani aslında, evrensel hukuk ilkesi masumiyet karinesine göre hiçbirisi suçlu değildir.
Kuşkusuz CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile arkadaşlarının alınmalarının, iktidarın seçim ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın endişesinden kaynaklı olduğunu bilmeyen yok. Bu konuyla ilgili yazdığım “LİDER OLMAK ZOR ZANAAT VESSELAM!” başlıklı yazım, 28 Mayıs 2026 tarihinde başka mecrada yayınladı. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu’nun, karardan haberi varmış gibi, bir gün önce video yayınlayarak, parti arınacak demesi karardan önceden haberli olduğunu gösteriyor. Kararın çıkmasından sonra yazdığım yukarıda bahsi geçen yazımda konuyu genişçe değerlendirmiştim. Ancak Kılıçdaroğlu’nun bayramlaşma adı altında parti genel merkezi önünde söyledikleri, 13 yıl Genel Başkan olarak görev yaptığı partiye yönelik ağır ithamlardır. Bu konuyu önümüzde ki günlerde işlemeye devam edeceğim.
Evet, mahkemeden çıkan mutlak butlan kararı ile göreve getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’yla ekibinin ilk icraatı, genel merkez çalışanı 24 kişinin işten çıkarılması oldu. Bu kararla parti Genel Merkezi’nde teknik ofisten üye kabul ofisine kadar pek çok birimden 24 çalışanın işine son verildi. İşine son verilenlerin sayısının bayramdan sonra artabileceği konuşuluyor. Maalesef gerek genel de gerekse işyerleri özelinde yaşanan krizlerde, ilk fatura çalışanlara kesilir. Ne yazık ki, birçoğu hayatının herhangi bir döneminde, alanlarda atılan “Emek en yüce değerdir.” sloganına eşlik etmiş olan parti yöneticileri daha göreve başlamadan ilk icraat olarak 24 çalışanı sokağa attılar. Yani sistemin değişmez kuralı işledi ve parti içi anlaşmazlığın faturası partinin emekçilerine kesildi.
İşten çıkarılan isimlerden, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Medya ve İletişim biriminde çalışan Çimen Çetin, sosyal medyada yaptığı paylaşımda “Evet, o isimlerden biri de benim. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Medya ve İletişim birimindeki görevime yeni yönetimin talimatının ardından gelen tek bir telefon ile son verildi…Hadi size iyi bayramlar ‘yeni yönetim’…” ifadelerini kullandı.
Doğrusu emekten yana Sosyal Demokrat Parti olduğu iddiasında olan bir partinin, değişen yönetiminin, intikam alırcasına, kendisinden önceki yönetimin istihdam ettiği insanları çıkarması kabul edilemez. Kaldı ki araya bayram girmesi nedeniyle, henüz tam net olmamakla birlikte, partinin işine son verdiği işçileri, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sisteminde, iş sözleşmesinin “işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı” nedeniyle işveren tarafından feshedilmesini ifade eden Kod 29 çerçevesinde tazminatsız feshettiği iddia edilmektedir. Kuşku yok ki, parti işçileri belirttiğim gibi, Kod 29’la işten çıkardıysa bunun adına emek düşmanlığı denir. Zira Kod 29’a göre işten çıkarılan işçiler, kıdem ve ihbar tazminatı alamadıkları gibi, işsizlik maaşına hak kazanamaz ve iş bulma süreçlerinde ciddi mağduriyetler yaşarlar.
Halbuki Kemal Kılıçdaroğlu ile ekibine düşen, kendilerine verilen göreve sadık kalarak patiyi en kısa zamanda kurultaya götürmek ve partiyi bu cendereden çıkarmaktır. Kuşku yok ki, iktidarın ve başında ki Cumhurbaşkanının hedefi CHP’yi parçalamaktır. Görülen o ki CHP içinde ki kavga derinleştikçe, iktidar fırsatını yakaladığı an seçimlere gidecektir. Kemal bey, bunu yapmadığı ve Erdoğan’ın bir kez daha seçilmesinin yolunu açtığı takdirde, başta emekliler bu ülkenin emekçilerinin eli iki yakasında olacaktır!