Adalet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Kemal Abdullahoğlu, küresel ticaret dengelerinde yaşanan hızlı değişimlerin Türkiye açısından ciddi riskler barındırdığını belirterek, dış ticaret politikalarının vakit kaybetmeden yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguladı. Abdullahoğlu’nun değerlendirmeleri, serbest ticaret anlaşmalarından Avrupa Birliği’nin yeni politikalarına kadar geniş bir çerçevede dikkat çekici analizler içeriyor.
Abdullahoğlu, Serbest Ticaret Anlaşmaları’nın (STA) ülkeler arasında ticari engelleri azaltan ve mal ile hizmet akışını hızlandıran mekanizmalar olduğunu belirtti. Bu anlaşmalar sayesinde gümrük vergilerinin düşürüldüğünü ya da tamamen kaldırıldığını ifade eden Abdullahoğlu, firmaların rekabet gücünün arttığını ve tüketicilerin daha geniş ürün yelpazesine daha uygun maliyetlerle ulaşabildiğini söyledi.
Ancak bu avantajların yanında, yeterli hazırlık yapılmadığı takdirde yerli üreticiler için ciddi rekabet baskısı oluşabileceğine de dikkat çekti.
Avrupa Birliği’nin planladığı “Made in Europe” uygulamasını da değerlendiren Abdullahoğlu, bu girişimin teknik olarak kamu alımlarında Avrupa merkezli üreticilere öncelik tanıyan bir politika olduğunu ifade etti. Özellikle enerji yoğun sektörler ve net-sıfır teknolojilerinde Avrupa üretimine avantaj sağlanmasının hedeflendiğini belirtti.
Bu yaklaşımın, Avrupa sanayisini korumaya yönelik stratejik bir hamle olduğunu vurgulayan Abdullahoğlu, uygulamanın AB içinde dahi bazı tartışmalara yol açtığını ve kararın birkaç kez ertelenmesinin bu endişeleri yansıttığını dile getirdi.
Avrupa Birliği’nin Güney Amerika ortak pazarı olan MERCOSUR ve Hindistan ile yürüttüğü ticaret anlaşmalarına dikkat çeken Abdullahoğlu, bu gelişmelerin küresel ekonomik dengelerdeki değişimin bir sonucu olduğunu söyledi.
AB ile MERCOSUR arasında yapılması planlanan anlaşmanın yaklaşık 720 milyar dolarlık yeni bir ticaret hacmi yaratmasının beklendiğini ifade eden Abdullahoğlu, bölgenin 5,7 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğüyle dünya ekonomisinde önemli bir konumda bulunduğunu hatırlattı.

Ancak bu anlaşmaların Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti:
Abdullahoğlu, bu risklerin dengelenmesi için Türkiye’nin de benzer ticaret anlaşmalarını hızla hayata geçirmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü Gümrük Birliği ilişkisine de değinen Abdullahoğlu, mevcut yapının Türkiye ekonomisi için hayati önemde olduğunu vurguladı. Türkiye ihracatının büyük bölümünün AB ülkelerine yapıldığını belirten Abdullahoğlu, bu ilişkinin zayıflamasının ciddi ekonomik sonuçlar doğuracağını söyledi.
AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmaların Türkiye açısından asimetrik bir durum yarattığını belirten Abdullahoğlu, şu uyarılarda bulundu:
Küresel ticaret hacminin 33 trilyon dolar seviyesine ulaştığını hatırlatan Abdullahoğlu, Türkiye’nin bu pastadan aldığı payın zaten sınırlı olduğunu ve daha da gerileme riski bulunduğunu ifade etti.
Çözüm önerilerini de sıralayan Abdullahoğlu, özellikle şu başlıklara dikkat çekti:
Ayrıca Avrupa Birliği’nin çevre ve yeşil enerji kriterlerini giderek sıkılaştırmasının, Türkiye’nin demir-çelik ve otomotiv ihracatını zorlaştırabileceğini belirtti.
Abdullahoğlu, sürecin yönetiminde Sanayi, Ticaret ve ilgili diğer bakanlıkların koordineli hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, Türk sanayicisinin rekabet gücünü koruyacak destek mekanizmalarının hızla devreye alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
Aksi halde, AB üzerinden üçüncü ülkelerden gelen ürünlerin Türkiye pazarına sıfır gümrükle girmesinin ekonomik dengeleri bozabileceği uyarısında bulundu.
Sonuç olarak, Abdullahoğlu’nun açıklamaları, Türkiye’nin mevcut dış ticaret politikalarının küresel gelişmeler karşısında yetersiz kalabileceğine işaret ederken, hızlı ve kapsamlı bir stratejik dönüşüm ihtiyacını güçlü şekilde ortaya koyuyor.