Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Bilal Çam makalesinde;
Bir kalp hastası olarak yazıyorum bu satırları…
Yaşadıklarım bir istatistik değil, bir hayatın içinden geçen gerçekler. Tam 7 kez anjiyo oldum ve vücudumda sayısını unuttuğum kadar stent taşıyorum. Her biri bana bir gerçeği tekrar tekrar hatırlattı:
Kalp, ihmali affetmiyor.
Günümüzde ani kalp krizi vakalarının bu kadar artması tesadüf değil. Aslında hepimiz yavaş yavaş aynı hataları yapıyoruz. Dengesiz besleniyoruz. Hazır gıdalar, paketli ürünler, raf ömrü uzun ama insan ömrünü kısaltan yiyeceklerle sofralarımızı dolduruyoruz. Market raflarında rengârenk, “cicili poşetlerin” içindeki yağlı ve katkı maddeli ürünler, fark etmeden sağlığımızı elimizden alıyor.
Hareket etmiyoruz…
Eskiden insanlar yürürdü. Şimdi ise en kısa mesafeye bile araçla gidiyoruz. Asansörsüz çıkamadığımız katlar, yürümeye üşendiğimiz yollar, aslında kalbimize attığımız küçük ama tehlikeli adımlar.
Bir de teknoloji bağımlılığı…
Telefonlarımızdan başımızı kaldıramıyoruz. Saatlerce hareketsiz kalıyor, hem bedenimizi hem ruhumuzu yoruyoruz. Oysa kalp hareket ister, canlılık ister, tempo ister.
İşin en acı tarafı ise şu:
Bütün bunların farkındayız… ama yine de ihmal ediyoruz.
Oysa yapılacak şeyler çok zor değil:
• Yılda en az bir kez kardiyoloji kontrolü şart.
• Günde en az 5 bin adım yürümek, kalbimize yapılacak en büyük iyiliklerden biri.
• Daha doğal, daha sade beslenmek…
• Ve en önemlisi, sağlığımızı ertelememek.

Unutmayalım…
Kalp krizi bir anda gelmez. Yılların ihmali, yanlış alışkanlıkların birikimiyle kapımızı çalar.
Ben yaşadım, biliyorum.
Keşke dememek için, bugün bir adım atalım.
Çünkü kalp;
ihmal edildiğinde susar,
ama sustuğunda hayat da susar…
bilalcam74@gmail.com