Sevgi Yıldız – Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı
Her gün yeni bir haber…
Her gün yeni bir kavga…
Her gün bir yaralanma, bir gözaltı, bir dağılan aile…
Ve artık bu haberlerin başrolünde yetişkinler değil; çocuklar var.
Henüz hayata tutunması, hayal kurması, oyun oynaması gereken yaşlarda gençler… Bugün şiddetin, suçun ve karanlığın tam ortasında büyüyor.
Okullarda, parklarda, mahalle aralarında, ıssız sokak köşelerinde yaşanan olaylar artık istisna değil; alışılmış bir tablo hâline geldi. Bıçaklar, sopalar, gruplar hâlinde dolaşan çocuklar… Daha da ürkütücü olan ise bu şiddet sarmalının giderek normalleşmesi.
Uzmanlar yıllardır aynı noktaya dikkat çekiyor:
Bu çocuklar doğuştan “kötü” değil.
Bu çocuklar yalnız.
Birçok aile geçim derdinin altında eziliyor.
Anne-babalar yorgun, çaresiz, tükenmiş…
Çocuklarına yetmek istiyorlar ama çoğu zaman güçleri yetmiyor.
Sevgi eksik…
İlgi eksik…
Rehberlik eksik…
Evde görülmeyen çocuk, değeri sokakta arıyor.
Dinlenmeyen genç, sesini şiddetle duyurmaya çalışıyor.
Sahip çıkılmayan çocuk, yanlış ellerin arasında büyüyor.
Bir zamanlar “yaramazlık” diye geçiştirilen davranışlar, bugün tehlikeli boyutlara ulaştı.
Gruplaşmalar güç gösterisine dönüştü.
Kavga bir refleks, bıçak bir araç hâline geldi.
En acı olanı da şu:
Bu karanlık tablonun içine artık kız çocuklarımız da çekiliyor.
Şiddet cinsiyet tanımıyor, yaş tanımıyor.
Korku sıradanlaşıyor, vicdan köreliyor.
Toplum olarak artık kendimize şu soruları sormak zorundayız:
Bu çocuklar neyi paylaşamıyor?
Kim onları gerçekten dinliyor?
Kim sahip çıkıyor?
Kim yol gösteriyor?
Bu mesele sadece “ailenin sorunu” değildir.
Bu, toplumun tamamını ilgilendiren bir krizdir.
Okulun sorumluluğudur.
Mahallenin sorumluluğudur.
Yerel yönetimlerin, devletin, sivil toplumun sorumluluğudur.
Çünkü bu çocuklar kaybolursa, yarınlarımız kaybolur.
Uzmanlar net söylüyor:
Bu sorunun çözümü sadece cezalarla mümkün değil.
Çocuklara:
Spor alanları açılmazsa,
Sanatla, müzikle, kültürle buluşturulmazsa,
Meslek edindirilmezse,
Psikolojik ve sosyal rehberlik sunulmazsa,
Sokak çoktan onların hayatına sahip çıkmış olacak.
Ve sokak, merhametli değildir.
Bugün kavgaya karışan çocuk…
Bugün eline bıçak alan genç…
Eğer bu gidişat böyle devam ederse,
Yarın neye karışacak?
Toplum olarak şimdi “dur” demezsek,
Yarın çok geç olabilir.
Bu çocuklar başkalarının değil…
Bu gençler yabancı değil…
Onlar bizim çocuklarımız.
Bizim mahallemizden, bizim okulumuzdan, bizim geleceğimizden.
Ve şunu unutmamalıyız:
Bir çocuğu kaybetmek, sadece bir hayatı değil;
Bir geleceği kaybetmektir.
Onları kaybetmeye tahammülümüz yok.