Zeynep Özügenç’ten Tarihe Yolculuk: “Bursa, Zamanın Sessiz Tanığıdır”

Zeynep Özügenç’ten Tarihe Yolculuk: “Bursa, Zamanın Sessiz Tanığıdır”
Yayınlama: 13.01.2026
A+
A-

Yazar TC Vatansever Zeynep Özügenç, kaleme aldığı yazısında Bursa’yı sadece bir şehir değil, adeta “çağları üst üste koymuş bir zaman katmanı” olarak tanımlıyor. Özügenç, Bursa’nın her adımında başka bir yüzyılın izine basıldığını vurgulayarak, şehri derin bir tarihsel perspektifle ele alıyor.

Uludağ’ın eteklerine kurulmuş olan bu kadim kentin, tarih boyunca “susarak anlatmayı” tercih ettiğini belirten yazar, şehrin bilinen en eski isminin Prusa olduğuna dikkat çekiyor. MÖ 3. yüzyılda Bitinya Kralı I. Prusias tarafından kurulan Bursa’nın Roma ve Bizans dönemlerinde de stratejik önem taşıdığına yer veriliyor.

Ancak yazının asıl vurgu noktası, 6 Nisan 1326… Orhan Gazi’nin Bursa’yı fethederek Osmanlı Beyliği’ne başkent yapmasıyla birlikte, sadece bir şehir alınmamış; yeni bir devletin temelleri kurumsal olarak atılmıştır. Zeynep Özügenç’e göre bu tarih, askeri bir zaferin çok ötesinde bir kırılma noktasıdır: “Bu tarih, yalnızca bir askeri başarı değil; bir devletin kurumsallaşmaya başladığı eşiktir.”

Tarihsel anlatımı güçlü betimlemelerle harmanlayan Özügenç, okuyucuyu sadece bilgisel değil duygusal bir yolculuğa da çıkarıyor. Yazı, geçmişle bugünü buluştururken Bursa’yı daha derinlikli anlamak isteyenlere de güçlü bir kaynak niteliği taşıyor.

İşte o yazı…

Taşın Hafızası: Bursa

Bursa, yalnızca bir şehir değildir; çağları üst üste koymuş bir zaman katmanıdır. Her adımı başka bir yüzyıla basar insan. Uludağ’ın eteklerinde kurulan bu kadim şehir, tarih boyunca susarak anlatmayı tercih etmiştir.

Bursa’nın bilinen en eski adı Prusadır. MÖ 3. yüzyılda Bitinya Kralı I. Prusias tarafından kurulan şehir, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Ancak Bursa’nın kaderi, 6 Nisan 1326 tarihinde kökten değişir. Orhan Gazi’nin fethiyle şehir, Osmanlı Beyliği’nin ilk başkenti olur. Bu tarih, yalnızca bir askeri başarı değil; bir devletin kurumsallaşmaya başladığı eşiktir.

Osman Gazi’nin vasiyeti hâlâ Tophane’de yankılanır: “Beni gümüşlü kubbe altına gömün.” Onun mütevazı mezarı ile Orhan Gazi’nin türbesi, fethedenlerin gösterişten uzak duruşunu simgeler. Bursa, Osmanlı için bir fetih ganimeti değil, bir medeniyet laboratuvarı olmuştur.

Bu anlayış, şehrin mimarisine açıkça yansır. Ulu Cami, Yıldırım Bayezid tarafından 1396 Niğbolu Zaferi sonrasında yaptırılmıştır ve 1399’da ibadete açılmıştır. Yirmi kubbesiyle yalnızca bir cami değil, erken Osmanlı şehir anlayışının merkezidir. İçindeki hat yazıları, Osmanlı estetik aklının zirvelerindendir.

Yeşil Külliye, Çelebi Mehmed döneminde, Fetret Devri’nin ardından 1419–1424 yılları arasında inşa edilmiştir. Yeşil Türbe’nin çinileri, dağılmış bir devletin yeniden toparlanışını sembolize eder. Bursa bu yönüyle, Osmanlı’nın yalnızca doğduğu değil, yeniden ayağa kalktığı şehirdir.

Bursa’yı Bursa yapan unsurlardan biri de ticarettir. 14. ve 15. yüzyıllarda şehir, İpek Yolu’nun Anadolu’daki en önemli duraklarından biri hâline gelir. Koza Han (1491), II. Bayezid tarafından yaptırılmıştır ve Bursa’yı dünya ipek ticaretinin merkezlerinden biri yapmıştır. Venedikli ve Cenevizli tüccarların ayak izleri hâlâ Hanlar Bölgesi’nin taşlarında saklıdır.

Osmanlı sivil mimarisinin en iyi korunduğu yerlerden biri olan Cumalıkızık, 700 yılı aşkın geçmişiyle bir vakıf köyüdür. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesi, Bursa’nın yalnızca anıtsal yapılarla değil, gündelik hayatın sürekliliğiyle de değerli olduğunu gösterir.

Elbette Bursa tarihi yalnızca Osmanlı ile sınırlı değildir. 19. yüzyılda yaşanan depremler, 1855 büyük Bursa depremi gibi kırılmalar; Cumhuriyet döneminde sanayileşme ve göç dalgaları, şehrin kimliğini sürekli sınamıştır. Bugün Bursa, Türkiye’nin en önemli sanayi şehirlerinden biri olmasına rağmen, geçmişiyle bağını tamamen koparmamış ender kentlerdendir.

Asıl mesele de budur: Bursa büyürken neyi hatırladığıdır. Çünkü bu şehir, unuttuğu anda sıradanlaşır. Tarih burada müzelerde hapsedilmez; cami avlusunda, han gölgesinde, eski bir sokağın sessizliğinde yaşamaya devam eder.

Bursa’yı anlamak için kronoloji ezberlemek yetmez. Bir sabah Tophane’de durup ovaya bakmak gerekir. Sis dağılırken, 1326’dan bugüne uzanan bir hikâye yükselir. İşte o an fark edilir: Bursa, geçmişte kalmış bir şehir değil; geçmişini taşımasını bilen bir şehirdir.

TC Vatansever Zeynep Özügenç

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.