Türkiye genelinde milyonlarca yapı, imar planı eksikliği nedeniyle yıkım tehdidiyle karşı karşıya. Ruhsatsız ya da ihtiyaçtan doğan ek yapılar, çözüm yerine cezayla muhatap ediliyor. İmar Yasasına Takılanlar Derneği tarafından yapılan açıklamada, sorunlu olanın vatandaş değil, yıllardır yapılmayan imar planları olduğu vurgulandı. Büyükşehir Yasası sonrası mahalleye dönüşen köylerde imar planlarının yapılması zorunluluğu hatırlatılarak, “Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen yerel yönetimlerin eksikliğinin faturasını yurttaş ödüyor” denildi.
2018 İmar Barışı hatırlatması:
Devletin sorunu kabul edip yapı kayıt belgesi verdiği hatırlatılan açıklamada, “Vatandaş yönlendirildi, başvurdu, para ödedi. Şimdi ise yıkımla tehdit ediliyor. Bu kabul edilemez” denildi. Derneğin çağrısı net: Yıkımlar derhal durdurulmalı, imar planları hızla hazırlanmalı ve yapılar kayıt altına alınmalıdır. “Yıkım değil çözüm, ceza değil adalet istiyoruz.”
Türkiye genelinde milyonlarca yapı, yıllardır yapılmayan imar planlarının bedelini ödemeye zorlanıyor. Ruhsatsız olduğu gerekçesiyle ya da zorunlu ihtiyaçlar doğrultusunda inşa edilen ek yapılar, bugün tek seçenekmiş gibi yıkım dayatmasıyla karşı karşıya bırakılıyor. Oysa ortada ne bireysel bir kusur ne de vatandaş kaynaklı bir ihlal var. Asıl sorun, kamunun görevini yerine getirmemesinde yatıyor.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği adına açıklama yapan Genel Başkan İbrahim Hacıoğlu, yaşananları “hukuksuzluk, vicdansızlık ve yönetim zaafı” olarak nitelendirerek sert tepki gösterdi.
2012 yılında çıkarılan Büyükşehir Yasası ile Türkiye’nin dört bir yanındaki köylerin mahalle statüsüne alındığını hatırlatan Hacıoğlu, belediyelere açık bir yükümlülük verildiğini vurguladı:
“Yasa son derece açıktır. Köyden mahalleye dönüştürülen alanlarda belediyeler iki yıl içinde imar planlarını yapmak zorundaydı. Ancak bu görev yıllarca ihmal edildi. Ne plan yapıldı ne de vatandaş bilgilendirildi. Bugün gelinen noktada, devletin yapmadığı planın faturası köylüye, emekliye, dar gelirliye kesilmektedir.”
2018 yılında çıkarılan İmar Barışı düzenlemesinin, devletin bu yapısal sorunu resmen kabul ettiğinin göstergesi olduğunu belirten Hacıoğlu, uygulamadaki çelişkilere dikkat çekti:
“Devlet vatandaşı yönlendirdi. ‘Gel, başvur, bedelini öde, yapını kayıt altına al’ dedi. Vatandaş buna güvendi, borçlandı, parasını ödedi. Bugün ise aynı vatandaşa yıkım tebligatları gönderiliyor. Bu açıkça hukuki güvenlik ilkesinin ihlalidir. Devlet sözünden dönemez.”
Yıkım kararlarının sosyal ve ekonomik yıkıma yol açtığını vurgulayan Hacıoğlu, uygulamanın kamu yararıyla hiçbir ilgisinin kalmadığını söyledi:
“İnsanların yıllardır yaşadığı evleri, ahırları, depoları, ek yapıları yıkmak çözüm değildir. Bu ne şehirciliktir ne de hukuktur. Yıkım; sosyal travma, ekonomik çöküş ve devlete olan güvenin tamamen sarsılması demektir.”
İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin taleplerini kamuoyu önünde açıkça dile getiren Hacıoğlu, çözümün mümkün olduğunu belirtti:
Belediyeler derhal imar planlarını yapmak zorundadır
Yıkım kararları derhal durdurulmalıdır
Mevcut yapılar kayıt altına alınmalı, mülkiyet hakkı korunmalıdır
Vatandaş cezalandırılmamalı, devlet kendi ihmalinin sorumluluğunu üstlenmelidir
“Biz yıkım değil çözüm istiyoruz. Ceza değil adalet talep ediyoruz. Bu mesele teknik değil, vicdani ve siyasal bir sorumluluktur.”
Hacıoğlu açıklamasını sert bir mesajla tamamladı:
“Milyonlarca insanı mağdur eden bu uygulamaya karşı hukuki ve demokratik tüm yolları kullanacağız. Kimse vatandaşın evini yıkmayı kolay bir çözüm sanmasın. Bu adaletsizliğe sessiz kalmayacağız.”